Gönüllerden Hiç Yitmeyen
MAKALE
Paylaş
09.02.2025 15:07
1 yorum
561 okunma
Mesut Akdağ

Şöyle bir hayal dünyamıza gidelim:

Issız ıpıssız bir yerdeyiz. Hem yalnızız hem de zifiri bir karanlık. Hani derler ya “Burnumun dibini görmüyorum.” işte öyle karanlık dehlizlerin tam içindeyiz. Göz gözü görmediği gibi nerede olduğumuzu, hangi yöne gideceğimizi ve buradan kurtuluşun nasıl olacağını bilemiyoruz. Bu sırada çeşit çeşit sesler duyuyoruz. Bu sesler vahşi hayvanların sesleriymiş geldiğinden bizi ürkütüyor. Neredeyse korkudan kalbimiz durdu duracak haldeyiz. Tam da bu esnada biri gelir.

“Eğer bana tabi olursan, bana şartsız şutsuz itaat edersen şu karanlığı aydınlığa, korkunu umuda, rahatlığa çeviririm.” der.

Şimdi bir düşünelim. Bu vaziyetten kurtulmak için elbet bu adama tabi olup itaat etmek zorundayız. Ona güvenmek zorundayız. Çünkü başka bir seçeneğimiz bulunmamaktadır. Kaybedeceğimiz hiçbir şey yoktur. Sonra görüyoruz ki ona uyanlar, itaat edenler birdenbire aydınlığa ve emniyete haiz oluyorlar. Sonunda da daha huzurlu güvenli bir yere gidiyorlar.

Şimdi bu hayalimizi dünyaya çevirelim. Bazen o hayaldeki gibi tüm dertlerimizle yapayalnız, ıstıraplarımızla kendi içimizde ıpıssız, çaresiz kaldığımız anlar oluyor. Bazen gözümüzün önünü göremeyecek kadar umutsuzluk içerisinde korkular yaşıyoruz. Bu çıkmaz girdaba düştüğümüz durumlardan bizi kurtaracak bir rehber, bir kurtarıcı arıyoruz.

İşte bu kurtarıcı; bize hidayet kaynağı, bize büyük bir rehber olan, şu kâinatın şifresini çözmemize yarayan, yaratılışımızın hikmetlerini, varlığımızın amacını öğreten, bütün dertlerimizden, sıkıntılarımızdan arındıran, Yüce yaratıcı Allah'ın kudretini, gücünü kalbimizin en derinlerine kadar hissettiren, Allah'ı gözümüze sokarcasına birliğini, Zatının varlığını bize gösteren hasılı her şeyimizle kendisine muhtaç olduğumuz yüce kitabımız Kur’an’dır.

Görüldüğü üzere Kur'an olmazsa insanlık hatta kâinat olmaz. Çünkü Kur'an Allah'ın Kudretinin, ilminin, rahmetinin ve tüm isimlerinin tezahür ettiği ezeli ve ebedi kelamıdır. Allah ezeli ve ebedi olduğu gibi Allah sonsuz kudret, ilim ve rahmetiyle alemi yaratmasını gerçekleştiği gibi bütün alem bilhassa insanlık varlığını devam ettirebilmesi için de Kur'an'a ihtiyacı vardır. Bu sebeple Kur'an gökyüzü semalarımızdan, yeryüzünden ve gönüllerimizden hiçbir şekilde yitmemesi, silinmemesi gerekmektedir. Aksi takdirde ne kâinat ne insanlık ne de bir medeniyet var olacaktır.

Bunu en güzel örneğini günümüzde görmekteyiz. Kur'an'ın hükmünü hiçe sayan toplumlara, medeniyetlere, milletlere baktığımızda tam bir vahşet, bir katliam, hayvani arzuların depreştiği hal üzere olduklarını görürüz. Kendilerini dünyaya öyle bir kaptırmışlar, öyle bir hırs girdabı içine düşmüşler ki, tabiatı, doğayı katletmektedirler. Kendilerinden olmayan medeniyetlere, milletlere her türlü zulüm, baskı vahşet uygulamaktalar ve yok etmek için bütün güçlerini seferber etmekteler. Bu zulümlerle o millet halkını kendilerine köleleştirmektedirler.

İşte bu toplumlar kendi güçlerini, kudretlerini devam ettirebilmeleri için karşılarında tek engel Kur'an'ı görmektedirler. Bu sebeple dinimiz İslam'a ve Kur'an'a saldırmaktadırlar. İslam’ı ve Kur'an'ı insanların gözünde bayağılaştırmak, değersizleştirmek, küçültmek, önemsizleştirmek ve Kur'an'dan uzaklaştırmak için her türlü faaliyetleri yapmaktadırlar. Terör örgütleri kurup bu örgütleri İslami örgüt gibi gösterip İslam'ı terör gibi göstermekteler. Kur'an'ı ilahi kitap ve Allah kelamı olmayıp basit bir kitap ve Peygamberimizin bir sözü olduğunu dünyaya yaymaya çalışmaktalar. Hızlarını alamayıp Kur'an'ı yakarlar.

Maalesef Kur'an ilk indiği andan itibaren böyle saldırılara maruz kalmıştır. O günden bugüne kadar Kur'an'ı yok etmek, yok edemezseler de nurunu söndürmek istemişler. Ama başaramamışlar. Peygamberimize karşı cephe almışlar, iftira etmeye kalkışmışlar. Bizzat kendilerinin taktığı “Muhammedül Emin” lakabıyla hiçbir ahlaksızlığını, sahtekarlığını bulamamışlar. En sonunda sihirbaz ve deli demişler. Kur'an'a da sihir ve delinin sözleri diye yakıştırmalar yapmışlar. Bakmışlar Kur'an'ın nuru her geçen gün artıyor, bunun üzerine peygamberimiz ve günümüze kadar da Müslümanlarla savaşmışlardır.

Cenabı Allah o zamanın müşriklerine Kur'an'da “Yoksa “Onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer iddianızda doğru iseniz, o zaman onun benzeri bir sûre de siz getirin bakalım; Allah’tan başka çağırabildiklerinizi de yardımınıza çağırın!” (Yunus 10/38) ayeti ile meydan okumuş. Bu meydan okumaya karşılık müşrikler Kur’an’ın değil bir surenin hatta bir harfini dahi meydana getirmekten aciz kalmışlar. Günümüze kadar ne kadar Kur'an'ı basitleştirmeye, yok etmeye kalkıştılarsa da “Şüphesiz o Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.”(Hicr 15/9) ayetinde Allah tarafından korunduğu için hiçbir şekilde başaramamışlar. Bu başarısızlıklarının hıncını onu yakma teşebbüsünde bulunarak almışlardır.

Evet, Kur'an Allah kelamıdır. Allah nasıl ezeli ve ebedi ise Kur'an'da öyle ezeli ve ebedi olarak yeryüzünde, gönüllerde daim olacaktır. Elbet Allah onu koruyacaktır. Bundan asla şüphemiz yoktur. Fakat Allah her şeyi bir sebebe bağlamıştır. Nasıl yağmurun yağması, gündüzlerin, mevsimlerin oluşması bir sebebe bağlıysa Kur'an'ın da kıyamete kadar kalması ve başımızın üzerinden kalkmaması da sebebe bağlıdır. Peygamber Efendimiz Sahabeler ve onlardan sonra gelen İmamı Azam Ebu Hanifeler, Şafiler, Halidi Bağdadi'ler, Mevlanalar, Yunuslar Cenabı Hak onların vesilesiyle Kur'an'ı günümüze kadar korumuştur.

Asrımızda, zamanımızda Müslüman olmakla bize emanet edilen Kur'an'ı da korunmakla Kur'an'ın korunmasına ve bizden sonraki nesillere taşınmasına biz vesile olalım. Kur'an bize emanettir. Emanete sahip çıkmak üzerimize farzdır. Peki bu emanet farzını nasıl yerine getireceğiz. Kur'an'ın bize farz kıldıklarını yerine getirerek emanet farzını yerine getireceğiz. Kur'an namaz kılın diyor namazlarımızı kılacağız. Kur'an oruç tutun, İnfak edin, zekatınızı verin, Allah yolunda mallarınızla, nefislerinizle, (beden, akıl, ilim) cihat edin buyurmaktadır. Biz de o emirleri yerine getirmeliyiz. Kur'an dedikodu yapmayın, nifaka, ayrılığa düşmeyin. Birbirinizle kavga etmeyin emrediyor. Biz de onları yerine getirmeliyiz.

İşte, böyle Kur'an'ın emirlerine sımsıkı bağlanalım ki Kur'an’ı hem koruyalım hem de bizden sonraki neslimize bir harfi değişmeden, maneviyatını kaybetmeden ulaştıralım. “Güneş balçıkla sıvanmaz.” demiş atalarımız. “Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler hoşlanmasalar da Allah, nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz.” (Tevbe 9/32) ayetinde buyurduğu gibi güneşin ışığı nasıl sönmezse Kur'an'ın nuru da onlar hoşlanmasalar ve istemeseler de ebediyen gönüllerden yitmeyecek, yeryüzünden kaybolmayacak ve kıyamete kadar gökyüzünü ve gönülleri nuruyla aydınlatmaya devam edecektir.

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Toplam 1 yorum yapıldı
Gönüllerden hiç yitmeyen
Kaleminize sağlık. Konuyu O kadar güzel indelemişsiniz ki zevkle bir çırpıda okudum. Allah sizden nazı olsun. Selam ve dua ile.
Yorum Ekleyen: Sezai SELÇUK     9.02.2025 15:57:21

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya