Mehmet, bakkaldan birer kilo şeker, un ve tuz, arkadaşı Hasan ise makarna, çay ve pirinç aldı. Bakkal Hasip amca, her ikisinin de ürünlerini gramı gramına tartarak verdi.
Mehmet, Hasan’ın aldığı ürünleri kendi aldıklarıyla karşılaştırınca şaşırdı ve Hasip amcasına darıldı. Sitemli ses tonuyla “Hasip amca Hasan da ben de ne aldıysak birer kilo olmasını istedik.” dedi.
Bakkal, Mehmet’in ne demek istediğini tam anlayamadığından bir süre şaşkın şaşkın baktı. Sonra sevecen bir tavırla,
“Evladım, hepsini tam birer kilo tartarak verdim.” dedi.
Mehmet daha da sinirlenerek sesini yükseltti:
“Hasip amca bana haksızlık yaoıyorsun.”
Bakkal Hasip ve Hasan, ne olduğunu anlamadıkları için birbirlerine baktılar. Bakkal, kendisine yapılan bu suçlamaya üzüldü.
“Evladım, sen ne söylüyorsun? Her ikinizin ürünlerini gözünüz önünde tarttım. Haksızlık yaptığımı nasıl dğüşünebilirsin?” diye sordu.
Mehmet, Hasan’ın ve kendisinin aldığı ürünleri göstererek,
“Hasip amca, bir benim aldıklarıma bakın, bir de Hasan’ınkine. İkisi de aynı ağırlıkta diyorsunuz ama benim aldıklarım daha az görünüyor, onunkisi daha çok.”
Bakkal Hasip, durumu nihayet anladı. Suçlanmasının yanlış anlaşılmasından dolayı İçinden derin bir “oh” çekip gülümsedi ve Mehmet’in başını okşayarak,
“Evladım, beni adaletsizlikle suçladın ama gel, teraziyi bir kez daha kontrol edelim.” dedi.
Bakkal, önce Hasan’ın aldığı ürünleri bir kefeye, Mehmet’inkileri de diğer kefeye koydu. Terazinin dengede olduğunu göstererek,
“Bak evladım, terazinin kolları aynı hizada duruyor. Bu, senin ve Hasan’ın aldıklarının aynı ağırlıkta olduğunu gösteriyor. Yani, ben sana eksik vermedim.” dedi.
Mehmet şaşırdı, hatta ne diyeceğini bilemedi. Mahçup bir sesle
“Ama benim aldıklarım neden daha az görünüyor, onunki ise daha fazla?” diye sordu.
Bakkal Hasip gülümseyerek raflardan bir kilo paket halindeki pamuğ aldı ve Mehmet’e gösterdi:
“Bak evladım, bu pamuk daha büyük ve hacimli görünüyor, değil mi?”
“Evet.”
“senin aldıkların şeker, un, tuzun toplamından daha çok göründüğü halde terazide tartarsak, onlardan çok hafif olduğunu göreceğiz.”
Bakkal, pamuğu ve Mehmet’in ürünlerini ayrı ayrı kafaye kopydu. Pamuk çok görünmesine rağmen onlardan hafif geldi.
“Şimdi eline şekeri diğer eline pamuğu al. Hangisi daha ağır?”
“Şeker daha ağır.”
“Ama pamuk daha fazla değil mi?”
“Evet, ama neden daha hafif?”
“bunu okulda daha detaylı öğreneceksin. Cisimlerin kendilerine ait bir yoğunluğu vardır. Bir madde ne kadar sıkışmış ve yoğun haldeyse, o kadar ağır olur. Pamuk ise gevşek ve dağınık olduğu için hacmi büyük görünse de daha hafiftir. Şeker taneleri ise yoğun olduğu için küçük görünse de daha ağırdır.”
Mehmet başını salladı.
“Şimdi anladım, Hasip amca. Az önceki davranışım için özür dilerim.”
Bakkal Hasip gülümseyerek Mehmet’in başını okşadı:
“Önemli değil evladım, önemli olan dengeyi öğrenmiş olman.”
“Denge nedir, Hasip amca?”
“Denge, kusursuz düzen ve tam bir uyumdur evladım. Allah, Rahmân Suresi'nde ‘Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.’ buyurmaktadır. Yani evrendeki her şey çok ince bir dengeyle yaratılmıştır ve bu denge mükemmel bir şekilde işler.”
Mehmet bir an düşündü, sonra merakla sordu:
“Hasip amca, şimdi daha çok hayret ettim.
“Neye şaşırdın evladım.?
“Dünyada bir denge var. Mükemmekl bir uyumla hayat devam ediyor diyorsun ama hayat büyük bir adaletsizlik değil mi? Fakirler var, zenginler var, muhtaçlar, mazlumlar, zalimler, yetimler var. Bunlar arasında adalet nasıl sağlanıyor?”
Bakkal Hasip, Mehmet’e sevgiyle baktı:
“Evladım, sen dengeyi tam olarak kavrayamamışsın. Dünya tam bir adalet üzerine kuruludur. Senin ve Hasan’ın aldığı ürünler gibi, dışarıdan bakınca bir dengesizlik varmış gibi görünebilir. Ama işin gerçeği farklıdır. Biz sadece bu dünyadaki olayların dış yüzünü görüyoruz. mazlumların masumların feryatlarını istiyoruz çektiği acılarını görüyoruz. Bu zulüm ve adaletsiz gibi görünen olayların içinde Allah’ın tam bir adaleti vardır. Denge sadece burada değil, ahirette tamamlanacaktır.”
“Nasıl yani?”
“Allah, burada zulmedenlerden mazlumların ahirette hakkını alacak, adaleti tecelli ettirecektir. Bu dünya hayatında fakir, masum olanlar, cennete girerek daha güzel bir hayata kavuşacaktır. Biz bazen bir bebeğin hunharca katledildiğni görüp ‘Bu bebeğin suçu neyd ki öldürüldü?’ diye düşünüyoruz. Allah, o bebeğin hakkını ahirette verecek, katillerini cezalandıracaktır. İşte gerçek denge budur.”
Mehmet başını salladı:
“Şimdi anladım, Hasip amca. Peki, biz ne yapmalıyız?”
“Allah, dengeyi bozanları cezalandıracaktır. Biz üzerimize düşeni yani hayatımızı en güzel şekilde, dinimizin emri altında yaşayıp görevlerimizi tam layıkıyla yerine getirmeliyiz. Ben bakkallık görevimi, baban memurluğunu, sen ve hasan öğrenciliğini gerektiği gibi yapmalı. Böylece dengeyi, adaleti sağlayabiliriz.
Mehmet gülümseyerek, “Tamam, Hasip amca. Çok iyi anladım, teşekkür ederim.” dedi ve yeni bir şey öğrenmenin sevinciyle Hasan’la evine doğru yola koyuldu.