BUZULLAR ÇÖZÜLDÜKÇE
MAKALE
Paylaş
19.02.2026 17:02
99 okunma
Şazeli Çügen

Yer küremiz hali hazırda sera  etkisi ile hızlı bir ısınma sürecine girmiş bulunmaktadır.

Kutuplarda buzullar erimeye, tandır kaynamaya ve sular kabarmaya devam etmektedir

Kuzey kutup hızla ısınıp erimesi artarken güney kutup buzulları çözülmeye başlamışken Atlantik Okyanusunda Gulf Stream sıcak su akıntısı sıcaklıklarını azaltırken insanoğlu da manevi ve ahlaki değerlerini hızla yitirme çağına girmişken oturup seyretmek yerine düşünmek, çareler aramak, tedbirler geliştirmek ve de kendimize gelmek, aslımıza dönmek gerekmiyor mu?

Böylesi köklü bir iklim  değişikliği tıpkı buzullar  dönemlerini hatırlatan bir çok kara parçasının sular altında kalarak coğrafi ve demokrafik değişimlere, kitlesel göçlere ve hatta büyük kıtlıklara ve hastalıklara yol açacağını söylemek kehanet olmasa gerektir

Tandır kaynadığında yerden ve gökten gelen şiddetli fırtınalar, şiddetli yağışlar, seller heyelanlar, kar ve toz fırtınaları, su baskınları, şiddetli yanardağ patlamaları, tusunamiler ve benzeri iklim değişiklikleri nedenleri ile eski buzul çağlarından kalma virüslerin ortaya çıkmasıyla karşı karşıya kalacağımız onulmaz hastalıklar yeryüzünü yeni bir hayat tarzına zemin hazırlayacağı, belki de kendi ellerimizle müstahak olduğumuz yeni bir yaşam biçimine insanlığı zorlayacağı kesin bir vakıa olarak gözükmektedir.

İşte bu ana nedenledir ki  yeni dönemin kaçınılmaz sonucu iklim değişikliklerinin zorladığı yeni yaşam biçimleri ve yeni hayat tarzları, yeni jeopolitik kavgalara ve hatta küresel savaşlara gebe olabileceğini de söylememiz gerekmektedir.

Diyeceksiniz ki sen adeta kıyamet alametleri tablosu ortaya koyuyorsun?

Ben de diyorum ki insanoğlunun bu hırsı,  ihtirası, bencilliği, acımasızlığı, nankörlüğü, haksızlığı, zulmü, manevi ve ahlaki erozyonu kendi kıyametine doğru adım adım ilerlemektedir.

Şimdi içinde yaşadığımız siyasi, iktisadi, içtimai çekişmelere, kavgalara ve savaşlara geldiğimizde;

2026 DAVOS Toplantılarında ilk defa olarak küresel şirketlerin iktisadi politikalarının ve de pozisyonlarının tartışılması yapılmamış ve bir istisna teşkil ederek; ABD Başkanı Trump’ın dünyanın tüm ülkelerine ve özellikle de AB ülkelerine adeta meydan okuması ile küresel ölçekte jeopolitik savaşların ilk işaretini de vermiş bulunmaktadır.

ABD Trump üzerinden ne yapmak istemektedir?

ABD öncelikle tedarik zincirlerinin ana ulaşım yolları ve kanalları üzerinden, sonrasında ise enerji kaynakları ve nadir elementler-madenler üzerinden küresel ölçekte bir hegemonya kurmak istediğini söylemek yanılsama olmasa gerektir. İşte bu nedenledir ki Davos toplantısına damgasını vuran konu; hukuken Danimarka’ya ait olan GRÖNLAND adası üzerindeki 1951 yılında yaptığı güvenlik anlaşmasının içeriğini daha zengin ve daha geniş olan yeni bir güvenlik anlaşması ile tahkim ederek yenilemiş ve bu devasa ADA ‘nın eninde sonunda ABD nin güvenliği için kaçınılmaz olarak kendi mülkü olması gerektiği konusunda ısrarcı olmaya devam etmesi olmuştur.

Ayrıca  Trump, KANADA üzerindeki 51.Eyaleti olma hakimiyet iddiasını defalarca tekrar etme söylemlerinden de vazgeçmiş değildir. Güney Amerika’ya ise arka bahçesi olarak bakmakta ve her türlü gayri meşru askeri müdahaleyi yapabilmektedir.

ABD bir taraftan Çin’i kuşatmaya çalışırken diğer taraftan Çin’in enerji tedarikçisi olan İRAN’ın enerji kaynaklarına çökmek amacı ile askeri bir müdahale için kollarını sıvamış gözükmektedir.

İRAN bu iç ve dış baskılar karşısında ya “batini itikadlarını” yaymaktan vazgeçip içine kapanarak “milli devlet” kodlarına dönecek ya da sürekli olarak büyük meydan okumalarla karşı karşıya kalmaya devam edecektir.

Her ne kadar Çin, Rusya, Hindistan gibi jeopolitiği güçlü ülkeler ABD nin bu haydutluğuna henüz seslerini net olarak çıkarmamış olsalar da AB’ni teşkil eden ülkeler sızlanmaya, hatta sızlanmanın da ötesinde yeni arayışlara  başlamışlardır.

ABD’nin yaptığı bu askeri müdahaleler, Rusya ve Ukrayna savaşını ve de büyük Anadolu jeopolitiğinde İsrail’in bölgesel yayılmacılığını da dikkate alarak söylememiz gerekmektedir ki küresel ölçekte yeni jeopolitik savaşların ateşlerinin yakılması amacını taşımaktadır.

BM genel sekreterinin dünyanın yeni bir çok kutuplu küresel sisteme ihtiyacı vardır çağrısını da dikkate aldığımızda, dünyanın tek kutuplu ya da iki kutuplu ve muvazaalı sömürü düzeninden daha adil ve daha şeffaf bir uluslararası bir düzene geçilmesinin aciliyet keşfettiğinin altını  çizmek istiyoruz.

Böylesi  KAOTİK ve belirsiz istikamette seyreden uluslararası düzen çoktan çatırdamaya başlamıştır diye düşünmekteyiz.

Böylesi bir  ortamda İlk atağını yapan ülke BİRLEŞİK KRALLIK olmuş ve KANADA ile birlikte ÇİNİ ziyaret ederek bir dizi serbest ticaret anlaşmaları imzalamışlar ve hemen ardından da AB ülkeleri hem Çin’e ve hem de Hindistan’a giderek bir dizi serbest ticaret anlaşmaları imzalamışlardır.

Bu serbest ticaret anlaşmaları da gösteriyor ki, hem AB ülkeleri ve hem de Birleşik Krallık ve ABD’nin küresel hegemonyasına karşı yeni alternatifler ortaya koymanın somut adımları olarak görülmektedir.

Şimdi bir dizi SORU yumağını da ifade etmemiz gerekmektedir.

ABD’nin para ve silah ile dünyayı racon kesip HARACA bağlaması yetmiyor mu?

ABD, RUSYA ile gizli ittifak halinde mi?

ABD, pasifik ittifakını sadece ÇİNE karşı mı kurdu?

Çok kutuplu bir dünyadan hangi ülkeler kastediliyor?

ABRAHAM anlaşmaları ve yeni LEVANT projesi nedir?

AB ülkelerinin, İran’ın devrim muhafızlarını terörist ilan etmesi hangi amacı ifade ediyor?

AB ülkelerinin yeni ittifak arayışları, Birleşik Krallığın AB’den ayrılması, yeni dönemde   Almanya’nın çok hızlı bir silahlanma hamlesine girmesi ne anlama geliyor?

MOSSAD’ın EPSTEIN şantaj dosyaları TRAMP üzerinden ABD ni hangi siyasi iktisadi ve askeri hedeflere amaçlara zorlayacaktır?

ABD’nin İRAN kuşatması sadece bir müzakere tehdidi mi? Yoksa bölgesel bir savaşın habercisi mi?

TÜRKİYE’nin bölgesel ENTEGRASYON mücadeleleri bu çok kutuplu dünyaya doğru giderken yeni bir KUTUP başı olması anlamına mı geliyor?

Henüz sıcaklığını koruyan ABD’nin İRAN kuşatması nasıl sonuçlanacak?

On yıllardır İRAN’ın kuşatılması, uygulanan ambargolar, yaşanılan iktisadi sıkıntılar halkı sokaklara dökerken; İRAN yönetimi ya kendi içine bakarak batîni itikadlarını yaymaktan vazgeçip kendi milli kodlarına dönecek, ya da içerden ve dışardan böylesi büyük meydan okumalarla karşı karşıya kalmaya devam edecektir diye düşünmekteyim.

Maalesef üzülerek belirtmemiz gerekiyor ki İRAN rejimi molla ve devrim muhafızlarını korumak adına bölgeyi de ateşe atmak pahasına ateşle oynayarak ülkeyi ve insanlarını sonu belirsiz çıkmaz bir sokağa sokmak zorunda kalacaktır diye düşünüyoruz.

TÜRK diplomasisi ABD tazyikini azalatmak ve İRAN’ın elini rahatlatmak için dostane bir ortamda ilişkilerin sıcak savaşa dönmemesi için elinden geleni yapıyor, ancak rejim bu yardım elini bir türlü anlamak istemiyor, ne yapalım ki kendi düşen ağlamazmış diyoruz.

Elbette ki yukarıda tadatı yapılan bu soruların hepsine ayrı ayrı cevaplarını vermeye çalışmayacağız, ancak bazı tespitler de yaparak bazı öngörülerde de bulunmuş olacağız.

Hali hazırda Küresel Akıl, ABD’yi koç başı olarak kullanmaktan vazgeçmiş gözükmüyor.

Küresel sermaye ise ne Çin’I, ne Hindistan’I, ne Rusya’yı, ne Birleşik Krallığı ve ne de AB ülkelerini bırakmış değil.

Dünyanın bu küresel finans yankesicileri, önce bir savaş çıkartırlar, silah baronlarına kazanç sağlarlar, sonrasın da da yenilen ve harap olan ülkelerin milli kaynaklarına ve yurt dışında ki bloke edilmiş paralarına da çökmüş olurlar. Her ne kadar bu iki küresel güç arasında bir rekabet savaşı olsa da asıl savaş yerli ve milli güçlerle küresel güçler arasında olduğu ve olacağı kesin olarak gözükmektedir.

Bu hal, daha açık bir ifade ile Almanlar ile İngilizler arasındaki ezeli rekabetin ABD üzerinden önce bir iç savaşa, sonrasında ise Avrupa kıtasına yayılacak küsesel bir savaşın ayak seslerimidir, bekleyip göreceğiz.

EVET! Bu sorular, bu fotoğraflar, bu pozisyonlar, yeni jeopolitik bölgesel ve küresel arayışların ayak sesleri olarak yorumlanabilir.

Bölgesel ve de küresel ölçekteki bu yeni arayışlar, yeni rekabetler ve yeni savaşlar uluslararası sistemin yeniden dizayn edilmesinin olmazsa olmaz mücadeleleri olarak ortaya konabilir.

Nitekim, Birinci Cihan harbi sonunda galip devletler “Cemiyeti Akvam’ı” kurdular ise de, asıl İkinci CİHAN harbi sonunda “BM teşkilatı" kurulmuş, tıpkı o günlerde olduğu gibi  KÜRESEL ölçekte  yeni jeopolitik savaşlar neticesinde; ya tek kutuplu, ya iki kutuplu, ya da çok kutuplu yeni bir dünya DÜZENİNE geçilmesi zorunlu gözükmektedir.

Bu ihtimallerden reel politik olarak akla en yakın gelen ihtimal çok kutuplu yeni bir dünya düzeninin ayak seslerinin titreşimlerini şimdiden hissetmekteyiz diyebiliriz.

Ancak, bu yeni küresel savaş ne zaman olacak, kimler arasında, hangi ittifaklarla, hangi ülkeler arasında olacak, ne kadar sürecek, nasıl bitecek, dünya nasıl bir şekil alacak, neticesinde kimler mağlup olacak, kimler galip ilan edilecek, nasıl bir küresel düzen kurulacak?

İşte bu hayati soruların somut cevaplarını verebilecek olan ülkeler, elbette planları olan, hazırlıkları olan, canlı, gücü kuvveti yerinde olan, beşeri ve jeopolitik potansiyeli yüksek olan ülkelerdir diyebiliriz.

Ancak, en önemlisi de ALLAH’ın muradının hangi kavim ve milletlerin yeryüzünün varisleri olacağının kaderi ilahiyesindeki iradesi ve hükmünün sonu ve sonucu belirleyici olacaktır diye düşünüyor ve inanıyoruz.

Henüz, hangi ittifaklar kurulacak ve nasıl bir küresel savaş olacak bilemiyoruz.

Bir taraftan “Atlantik ittifakı” nın çatlama sesleri duyulurken ve NATO yeni bir yapılanmaya giderken Birleşik Krallığın komünvert üyeliklerinin istikameti net belirlenmiş değilken “ŞANGAY İşbirliği Örgütü” ve “AVRASYA Ekonomik Birliği “ henüz yeni palazlanmakta olan “Arap Birliği” ve  “İSLAM İşbirliği Teşkilatı”nın zayıf cihazlanmaları devam ederken "TÜRK Devletleri Teşkilatı”nın yeni bir tahkimat süreci içinde pozisyon almaya çalışırken; hangi ittifakların hangi şartlarda yeniden nasıl şekilleneceğinin belirsizliği orta yerde dururken yeni küresel sistemin nasıl olması gerektiği konularında henüz küresel ve bölgesel jeopolitik güçlerin zihin yapılarında içeriğinin ve formatının belirsizlikleri devam etmektedir.

Ülkelerin iki yüzlülüğü ve kaypaklığı, alışkanlık haline getirdiği bir ortamda sahici ittifakların kurulmasını reel politik açısından çok zor görüyoruz. Ancak, çok zorunlu kalındığı, hayat memat meselesi olduğu şartlarda ya da zaferin kesin görüldüğü bir konjonktürde, sahici ittifakların kurulabileceğini söyleyebiliriz.Çünkü herkes kazanacak ata oynamayı sever.

Yer Küremiz, malesef  satanistler tarafından kuşatılmış vaziyettedir. Asrımızın Karunları olan bu satanistler, ellerindeki bilgi, teknoloji ve sermaye kapasitelerini, iletişim ve silah güçlerini, bölgesel ve küresel ölçekte düşük yoğunluklu da olsa rekabetlere, iç savaşlara, bölgesel ve küresel savaşlara, organ, kadın ve uyuşturucu ticaretine zemin hazırlayacak şekilde kullanmaya devam ederek kirli sermayelerine aynı tarzda yeni sermaye eklemektedirler.

Konu buraya gelmişken;

Epstein dosyalarında ismi geçen batının ünlü sanatçı, zengin, bilgin ve de yönetici binlerce insanı en büyük ahlaksızlık, en büyük zülüm olan pedofili, livata ve enses ilişki hastalığına yakalanmaları batı medeniyetinin çürümüşlüğünü, insanlığın kokuşmuşluğunu ortaya koymasına ragmen, içimizdeki batıcı batasıca feminist beyinsizlerin kumaşları aynı olduklarından  çıtlarının çıkmadığına şaşmamak gerekir. Eğer böylesi küçücük ferdi bir olay doğu ülkelerinin herhangi birinde olsa idi kıyameti koparırlardı.

Gerçeklerin eninde sonunda açığa çıkması gibi güzel bir huyu vardır. Allah’tan, hiçbir şeyin saklanamayacağını artık cümle alemin bilmesi gerekiyor.

İnsanlığın bu çığlığı, devasa, siyasi, iktisadi, içtimai sömürüsü, manevi ve ahlaki buhranı tıpkı doğumu kolaylaştıran ebe misali yeni bir MEDENİYETİN inşasını da zorunlu olarak müjdelemektedir.

İşte böylesi kritik hayati dönemde;

TÜRKİYE devleti aliyyesi, büyük Anadolu jeopolitiğinin en gözde ve en zorlu coğrafyasının merkezi ülkesi olarak kendi hinterlandında içinden ve dışından oluşturulan Bizans’ın entrika, tuzak ve zincirlerini sahada ve masada çok iyi bir liderlik diplomasisi  yaparak bir bir kırıp, tarihin çöp sepetine atıp, tarihine ve medeniyetine doğru sakin, ancak emin, cesur ve tedbirli adımlarla,  stratejik bir sabırla, bölgesel entegrasyonu gerçekleştirmek için canla başla mücadele vermeye devam etmektedir. Türkiye devletinin bu yeni küresel jeopolitik savaş için savunma hazırlıklarını  yoğun bir şekilde tahkim ederek devam ettirmekte olması, milletimizin bekası için kaçınılmazdır. Bahtın açık olsun TÜRKİYEM!

Yeryüzünün o günkü ekabirlerine, firavunlarına, hamanlarına, karunlarına, şettatlarına miras olmayan bu dünya, elbette bu günün ekabirlerine, firavunlarına, karunlarına, hamanlarına,  şettatlarına da miras kalmayacağına olan itikadımız tamdır.

Yeryüzünün böylesi siyasi ahmaklıklara, kör döğüşlere, ahlaki ve manevi çürümeye, iktisadi ihtiraslara, açlık ve sefaletlere, askeri işgallere, zülümlere, katliamlara, soykırımlara, tecavüzlere, beyaz kadın ve organ ticaretine ve uyuşturucu hastalıklarına az rastladığı söylenebilir.

Sadece buzulların çözülmesi ile değil, beşeriyetin ahlaki ve manevi çürümesi ve kokuşması,  yeni iklim değişikliklerinin ana sebebini teşkil edebilir diye düşünmekteyiz.

Kimbilir bu günün küresel jeopolitik güçlerin ve müstekbirlerin belki çok kısa zaman içinde kendi içlerinden iç kavgalarla, iç savaşlarla param parça olup  insanlığın başının belası olmaktan çıkarak yok olup gidecekler ve yerlerine daha zinde ve daha adil ülkeler, kavimler, milletler gelecektir.

Çünkü;

Hakteala zamanı, mekanı ve insanı evirip çevirmekte ve kullarını iyi günde, kötü günde, varlıkta, darlıkta, hayır ve şerde imtihan etmeye devam etmektedir. Bu bağlamda, yeryüzünün mirasının ancak salih kullarının olacağına dair Allah’ın vaadini de hatırlamak gerekmektedir.

Vesselam!      

SM Şazeli Çügen

 

           

           

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya