DÜNYA NIN İSRAİL SORUNU
MAKALE
Paylaş
05.04.2026 12:49
154 okunma
Şazeli Çügen

I. Yarım Asırlık Bir Kavga: YMM Hareketi ve İlk Doktrinler

Bundan yarım yüzyıl evvel, Türkiye’nin siyasi ve fikri koordinatlarının yeniden tayin edildiği o keskin dönemeçte; 68 kuşağının milliyetçi sağ cephesinde bir uyanışın adı olan Yeniden Milli Mücadele (YMM) hareketi tecelli ettiğinde, bu davanın ilk manifestoları da tarihin bağrına birer mühür gibi basılmıştı. Henüz yolun başında, emperyalizmin zihni yapısını deşifre eden “Gerçek Emperyalizm: Emperyalizmin Beyni Siyonizm”, ihanetin kodlarını veren “Siyonizmin Protokolleri” ve bir varoluş kalesi olarak yükselen “İslam Akaidi” kitapları, bizlerin zihin dünyasını şekillendiren ilk kaynaklardı.

Delikanlılık dönemlerimizin o saf ve celadetli ikliminde bu eserlerle hemhal olduğumuzda, YMM hareketi içerisinde şahsi ve toplumsal mesuliyetlerimizin de hudutları çizilmiş oluyordu. Hareket, kendi ontolojik zeminini; anti-siyonist, anti-kapitalist ve anti-komünist bir karakterle, milli değerlere sarsılmaz bir sadakat ve İslam’ın izzetine mutlak bir hürmet üzerine bina etmişti.

II. Yedi Başlı Ejderha: Siyonizm’in Teşkilat ve Sermaye Ağı

YMM Hareketi, Siyonizm’i sıradan bir siyasi ideoloji olarak değil, yeryüzünü kuşatan “yedi başlı bir ejderha” olarak tasvir etmekteydi. Bu yapı, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere Amerika’daki lobiler üzerinden kökleşerek küresel bir karargâh haline gelmişti. Kendisini bilgi, teknoloji ve sermayenin hakimiyeti üzerinden yapılandıran bu güç; silah sanayiinden gıdaya, finanstan bankacılığa, borsa ve mücevherattan bilişime kadar her sahada uzmanlaşmış kadroları ve kurumlarıyla dehşetli bir güç odağına dönüşmüştü.

Siyonizm, bilgiyi üreten, analizler yapan ve raporlar hazırlayan “think-tank” kuruluşları üzerinden uluslararası medyayı bir ağ gibi örmüş, çağın tüm üniversitelerinde üst yönetici ve akademik zümreler olarak öbeklenmiş durumdaydı. Siyasal düzlemde ise Masonluk ve B’nai B’rith (İttifak Evlatları) gibi gizli ve ezoterik yapılanmalar kanalıyla milletlerin kaderine hükmetmeyi gaye edinmişlerdi. Bu şebeke, dünyayı uluslararası örgütlenmeler üzerinden bir ahtapot gibi sarmalayan gizli bir imparatorluk mahiyetine bürünmüştü.

III. Tarihsel Kurgu: İmparatorluğun Yıkılışı ve 1948’in İnşası

Birinci Cihan Harbi’ni bir laboratuvar titizliğiyle kurgulayan ve Osmanlı Devlet-i Aliyyesi’ni tasfiye eden bu irade, mukaddes topraklarda suni sınırlar çizerek yapay ulus devletçikler peydahlamıştır. Ardından İkinci Dünya Harbi’ni bir kaldıraç olarak kullanmış, Avrupa ve Rusya’dan kan ve gözyaşıyla koparılan Yahudi klanlarının göçlerini zorunlu kılarak 1948’de Filistin topraklarında İsrail devletçiğinin temellerini atmıştır.

Bizler, yarım yüzyıldan fazla bir zaman diliminde, bu gizli yapılanmayı ve bu fitne fesat şebekesini ifşa etmek gayesiyle, canla başla sürdürülen bir mücadelenin neferi olarak bugünlere geldik. Ve bugün bir kez daha tarihsel bir hakikati haykırıyoruz: Dünyanın İsrail diye bir sorunu vardır.

IV. Küresel İfsat ve "Masa, Kasa, Nisa" Oyunları

1948’de Filistin’in bağrında kurulduğundan bu yana sınırları belli olmayan ve saldırgan politikalarıyla bölgeyi kan gölüne çeviren bu şebeke, bugün dünyanın gözü önünde yeni bir vahşet sahnesini icra etmektedir. Avrupa ve ABD’yi rehine alan, Rusya ve Çin’i sessizliğe mahkûm eden bu güç; ABD’yi bir koç başı olarak kullanarak Gazze, Lübnan, Suriye, Irak, Körfez, Asya ve Afrika’da kanlı savaş senaryolarını devreye sokmaktadır. Bu, sadece bölgesel bir yangın değil, küresel bir krizin fitilini ateşleme girişimidir.

Karşımızdaki yapı, insan ruhunun en süfli zaaflarını birer yönetim enstrümanına dönüştürmüştür. Para, altın, makam, bilgi, şehvet, şöhret, sanat, moda, sinema, reklam ve şantaj... Kısacası; “Masa, Kasa, Nisa” oyunlarıyla, her türlü gayrimeşru ve gayriahlaki yöntemi kullanarak insanları köleleştirmekte mahir bir organizasyondan bahsediyoruz. Her taşın altında, her kaosun içinde, her sömürünün arkasında milletlerin kanını emen, altını ve gümüşü yığarak kendilerini yeryüzünün yarı tanrısı kabul eden bu “sıtma mikroplu” fitne şebekesi durmaktadır.

V. Arz-ı Mev’ud Saplantısı ve Modern Soykırım

Muharref Tevrat’ın tahrif edilmiş satırlarıyla beslenen, “Ey siyon kızı kalk da harmanını döv zira krallar sana lalalık kraliçeler sana dadılık yapacak” diyerek siyon ırkının seçkinliğine vurgu yapan ve ham bir hayal olan “Arz-ı Mev’ud” ütopyası, bugün Nil’den Fırat’a kadar uzanan bir coğrafyayı tehdit etmektedir. Bu sapkın ideoloji uğruna gerçekleştirilen soykırımlar, yakılan şehirler ve katledilen masum çocuklar, dünya kamuoyunun vicdanında artık geri dönülemez bir kırılma noktasına ulaşmıştır. İnsanlığın, emperyalizmin asıl beyninin Siyonizm olduğunu idrak etmesine artık ramak kalmıştır.

Bu farkındalık ve protesto dalgaları zamanla dev dalgalara dönüşecek; toplumlar ve devletler yeniden bir uyanışa geçecektir. Tarihin derinliklerinde olduğu gibi, zalimlerin zulmü ve fitne taşıyıcıları, yeryüzünün adaletinde bir kez daha kendi sonlarını bulacaklardır.

VI. Sünnetullah’ın Hükmü ve Geleceğin Mirası

İsrail, ABD ve Batı ittifakı ile bölge halkları arasındaki bu asimetrik yıpratma savaşı ve Gazze’nin o muazzam direnişi, ümmetin ve insanlığın uyanışı için bir turnusol kâğıdı vazifesi görmektedir. İslam ülkeleri, yakılan bu fitne ateşine odun taşımamalı, kurulan tuzaklara düşmemelidir. Sabır ve ferasetle hareket ederek bu yangın el birliğiyle söndürülmelidir. Zira coğrafya kaderse, bu toprakların dayanışması kaçınılmaz bir hakikattir.

Allah Teala, Hz. İbrahim’e vaat edilen toprakları, O’nun kutlu ve temiz nesli olan hâlis kullarına miras bıraktığını Kur’an-ı Kerim’de defaatle beyan etmiştir. Yeryüzünü ifsat eden, sürekli fitne ateşini körükleyen bu zulüm şebekelerine asla bir miras bırakılmamıştır. Tarih boyunca iki kez sürgün yiyen ve bozguna uğratılan İsrailoğulları, bugün "Tanrı’yı kıyamete zorlamak" gibi bir hadsizliğe girişseler de “Bizi ancak zaman öldürür “ deseler de, şer emellerine ulaşamayacaklardır.

Tarih yeniden tekerrür etmektedir. Sünnetullah uyarınca; "Küfürle hükümranlık olur, ancak zulümle asla payidar olunmaz." Zaman daralmakta, vakit yaklaşmaktadır. Mazlumların ahı ve masumların dökülen kanı karşılıksız kalmayacaktır. Tarih, mutlak surette hakkın hakimiyetine ve adaletin pençesine doğru seyretmeye devam edecektir.

Vesselam.

Şazeli ÇÜGEN

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya