YUNUS EMRE’DEN İKBAL’E: AKIL, GÖNÜL VE VİCDAN
MAKALE
Paylaş
15.03.2026 15:18
1.297 okunma
Prof. Dr. Celal Kırca

Anadolu’nun irfan güneşi Yunus Emre, bir beytinde insanın iç dünyasını asırlar ötesine seslenen bir hikmetle şöyle dile getirir:

“Eger akıl başdayısa gönülde ol tuşdayısa

İkisi bir işdeyise düşman bana kâr eylemez” [1] der.

İnsanın varlık dengesine dair derin bir hakikatin ifadesi olan bu beyit, günümüz Türkçesiyle, “Aklım başımda, gönlüm doğru yerde ve ikisi aynı işte birleşmişse, düşman bana zarar veremez.” demektir.

Yunus Emre, bu beyti ile bize şu mesajı ve ilhamı veriyor: İnsanın aklı başında ve gönlü de doğru yolda ise ve her ikisi de bir konuda iş birliği yapmış ise düşmandan korkması gerekmez. Ama böyle değil de aklı başında ve gönlü de doğru yolda değilse ve her ikisi de bir konuda işbirliği yapmıyorsa, işte o zaman her kötülükten korkması gerekir. Zira aklını kullanmayan insan, doğruyu yanlıştan ayıramaz; gönlü sevgi ve merhametle dolu değilse de hakikati yakalayamaz. Zira sadece akıl, insanı katı yapar; sadece gönül de insanı aldatabilir; ama ikisi birlikte olursa insan hikmet sahibi olur, dolayısıyla da aklı katılaşmaz ve gönlü de aldanmaz. Bu nedenle insan, aklını doğru kullanmalı ve gönlünü/kalbini de doğruluktan ve doğru yoldan ayırmamalıdır.

Böyle olduğunda insan, doğruyu görür; firaset, basiret ve irfan sahibi olur. İşte o zaman yanlış yollara sapmaz, yanlış iş yapmaz; kendini kötülüklerden korur. Bu da insanın gerçek gücünün dışarıda değil, iç dünyasındaki ahenkte saklı olduğunu gösterir. Zira beyitte geçen “düşman” yalnızca dışarıdaki kişiler değildir. Asıl düşman, insanın içindeki kibir, haset, hırs, öfke ve bencilliktir. İnsanı asıl perişan eden de bu iç düşmanlardır.

Nitekim Peygamberimiz de nefsi iç düşman olarak tanımlamış ve bu düşmanla savaşmayı da “büyük cihad” [2] olarak ifade etmiştir. Çünkü dış düşman, bilinir, görülür ve ona göre tedbir alınır, ama iç düşman, görünmez; çoğu kişi bunların bir düşman olduğunun farkında bile olmaz, hatta Kur’an’ın ifadesiyle “hevasını ilahlaştırır.” [3] Akıl ve gönül bir araya geldiğinde kötü duygular, kalpte barınamaz, bu da insana olgunluk kazandırır. Nitekim günümüzde kimi insan aklını kullanırken, gönlünü ihmal etmekte; kimi insan gönül adamı olmak isterken, aklını kullanmamakta; kimi insan ne aklını ve ne de gönlünü kullanabilmekte ve kimi insan da hem aklını, hem de gönlünü kullanabilmektedir. İşte gerçek olgunluk da aklı ile gönlünü iyilikte ve güzellikte kullanabilmektir.

Yunus Emre’nin bu düşünce çizgisinin, asırlar sonra bir farkla büyük mütefekkir Muhammed İkbal’de yeniden neşv-ü nema bulduğu; Yunus’ta aklın arkadaşı gönül iken, İkbal’de aklın arkadaşının vicdan olduğu görülüyor. Bir diğer ifade ile İkbal, aklın yanına vicdanı koyuyor. Bunu da onun Doğu–Batı eleştirilerinin bir özeti olarak ifade edilen “İslam dünyası aklını, Batı dünyası vicdanını kaybetti.” Şeklindeki sözden anlıyoruz. İkbal’in düşünce dünyasından süzülerek özetlenen bu tespiti, hem bir eleştiriyi, hem de insanlığın içine düştüğü ruh halini ve dengesizliği ifade ediyor.

İkbal’in ilk eleştirisi Batı medeniyetinedir. İkbal’e göre Batı medeniyeti, aklını kullanarak bilim ve teknoloji alanlarında büyük ilerlemeler kaydetmiş; sanayi devrimleri, bilimsel keşifler ve teknik yenilikler yapmış olsa da bu medeniyetin temelinde sömürü, zulüm ve göz yaşı, kısaca vicdansızlık bulunmaktadır. Zira Batı, bugün sahip olduğu bilim, teknoloji ve güç birikimini başka toplumları sömürerek elde etmiş; güç ve çıkar uğruna insanî değerleri ayaklar altına almış; hayatının bütünlüğünü parçalamış, insan hayatını sadece ekonomik, teknolojik ve fiziksel aktivitelere indirgemiştir. Nitekim kimi Batılı düşünürlerin insanı, “homo economicus /ekonomik insan” olarak tanımlaması da bunun bir göstergesidir.

Daha açık bir ifade ile İkbal Batı’nın aklını kullanarak bir teknoloji medeniyeti oluşturmasına karşı değildir, bilim ve teknoloji medeniyetini kurarken sömürüye ve zulme dayanan ahlaksızlığa/vicdansızlığa karşıdır. Ona göre vicdansız akıl, insanlığa hizmet yerine zulüm üretmektedir. Mehmet Akif ise zulmü ve vicdanı, “Tek dişi kalmış canavar” olarak tanımlar. İkinci Cihan Savaşı sırasında Almanya’da yaşanan faciaya şahit olan bir lise müdürünün, her eğitim-öğretim yılı başında öğretmenlerine  gönderdiği şu mektup, bu durumu yansıtan bir örnektir:

“Bir toplama kampından sağ kurtulanlardan biriyim. Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü. İyi eğitilmiş ve yetiştirilmiş mühendislerin inşa ettiği gaz odaları, iyi yetişmiş  doktorların zehirlediği çocuklar, işini iyi bilen hemşerilerin vurduğu iğnelerle ölen bebekler, lise ve üniversite mezunlarının vurup yaktığı insanlar…Eğitimden bu nedenle kuşku duyuyorum. Sizden istediğim şudur: Öğrencilerinizin insan olması için çaba harcayın. Çabalarınız bilgili canavarlar ve becerikli psikopatlar üretmesin. Eğitim, çocuklarınızın daha fazla insan olmasına yardımcı olursa, ancak o zaman önem taşır.” Nitekim 2. Cihan savaşı sırasında Amerika Birleşik Devletleri’nin Hiroşima ve Nagasaki’ye attığı atom bombası ile günümüzde İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamlar, bu vicdansızlığın bir başka versiyonlarıdır. Ama Gazze olayında görüldü ki Batı’da vicdanını kaybetmeyen insanlar da mevcut.[4]

İkbal’in ikinci eleştirisi, Doğu toplumlarına yöneliktir. Ona göre Doğu toplumu; derin bir iman ve maneviyat mirasına sahip olmasına rağmen düşünce üretme, bilim yapma, teknoloji üretme ve yenilik geliştirme konusunda çok gerilerde kalmıştır. Bu durumun sebepleri arasında, taklitçilik/ geçmişe körü körüne bağlılık; eleştirel düşüncenin zayıflaması ve bilimsel üretimin ve araştırmanın duraklaması, hatta gerilemesidir. İkbal’e göre Doğu’nun hatası, din ile aklı karşı karşıya getirmesidir. Ona göre gerçek medeniyet, akıl ile kalbin, bilgi ile ahlâkın, güç ile merhametin birleştiği yerde doğar. Bunun olabilmesi içinde akıl ile ahlâkın ve vicdanın birleşmesi gerekir. Toplumlar, ancak bu sentez sayesinde hem maddî, hem manevî ihtiyaçlarını karşılayan bir medeniyet kurma imkanı bulur. İkbal’in bu düşüncesi, aslında İslam medeniyetinin ilk dönemlerindeki bilim-ahlâk birlikteliğine de bir atıftır.[5]

Bugün teknoloji çağında yaşıyoruz. Yapay zekâdan genetik bilime kadar pek çok alanda ilerleme var. Ancak savaşlar, çevre krizleri ve ahlâkî sorunlar da devam ediyor ve gittikçe derinleşerek ivme kazanıyor. Dolayısıyla vicdansız insanların elinde teknoloji felaket getiriyor; akılsız insanların elinde ise gönül, ilim ve teknolojiye bir katkı sunamıyor. Dolayısıyla vicdanını kaybeden Batı, ilim ve teknolojik üstünlüğüne dayanarak aklını kullanmayan toplumları istediği gibi dövüyor. O toplumlar da çaresiz bu zillete katlanıyor.

Bu açmazdan kurtulmanın çaresi, akıl, gönül ve vicdanın birlikte yol almasını sağlamaktır. Zira aklın ışığı, gönlün merhameti ve vicdanın rehberliği olmadan insanlığın huzura kavuşması ve bu badireden kurtulması mümkün gözükmüyor. Çünkü akıl ışık veriyor, gönül ısıtıyor, vicdan da yön tayin ediyor. Bunlardan mahrumiyet, hem bireylere hem de toplumlara huzur ve başarı getirmiyor. Yunus ve İkbal’in bakış açısıyla söyleyecek olursak bu üçü birleştiğinde ancak hem insan hem de toplum, geleceğini kurtarma imkanına kavuşmuş olacaktır.

 


[1] Yunus Emre Divanı, haz. Mustafa Tatcı, İstanbul, H Yayınları, 2005, s. 207.

[2] Tirmizi, Fezailü’l-cihad, 2.

[3] Furkan, 25/43.

[4] Haim G. Ginott, Anne Baba ve Çocuk Arasındaçev. Arzu Tüfekçi, Okuyan Us Yayınları, İstanbul, 2025, s. XX.

[5] Bu yorumda, Muhammed İkbal’in İslâm’da Dinî Tefekkürün Yeniden Teşekkülü adlı kitabından yararlanılmıştır. Çev. Sofi Huri, İstanbul, 1964.

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya