
“Tanrı’yı Kıyamete Zorlamak” 1999 yılında ABD’de, tüm dünya insanlığını uyarmak için Grace Halsell tarafından yazılmış bir kitaptır. Bu kitap özellikle Evanjelik/Siyonist Hıristiyanların bekledikleri, kurtarıcı Mesih İsa’nın dünyaya geri gelmesinden önce, gerçekleşmesi gereken İncil ve Tevrat kökenli kehanetlerin ve bir an önce gerçekleşmesi gereken olayları nasıl zorladıklarını/desteklediklerini, Siyonist Yahudilere nasıl yardımcı olduklarını anlatır. “Gerçekleştirmeye çalıştıkları dini kehanetlerde insanlık için ne tehlike var“ derseniz, çok büyük tehlike var. Gerçekleştirmeye çalıştıkları Kıyamet/Armagedon Savaşı, nükleer silahların kullanıldığı ve dünya insanlığının 1/3’nün katledildiği tam bir dünya savaşıdır. Bu kehanet İncil’deki Yuhanna’nın Vahyi bölümünün 9:15 ve 9:18 ifadelerinde açıkça belirtilmiştir. Nükleer silahların Kullanılacağı özel ismi ARMAGEDON SAVAŞI, Vahiy Kitabı 16:16’da “Üç kötü ruh, kralları İbranice Armagedon denilen yere topladılar” olarak belirtilmiştir. Armagedon, şu anki İsrail’in içinde bir ovanın adıdır. Son kıyamet savaşı güya burada olacakmış. Yahudi tarihinde birçok önemli savaş burada olmuştur. Filistin’i kaybettiğimiz savaş ta burada olmuştur.
Armagedon Kehanetleri ne kadar gerçek
Şimdi kısaca bu kehanetler ne derece gerçek. Kısaca bunlara bakalım. Önce, gerçekleştirmeye çalışılan bu kehanetlerin bulunduğu Yuhanna’nın Vahyi kitabına bir bakalım. Bu kitabın bizim bildiğimiz Tanrı vahyi ile bir alakası yok.. Bu bölümün İncil’de kitabı olan, bilinen meşhur havari Yuhanna ile de bir ilgisi yok. İskenderiye Piskoposu Dionysius, daha 3. Yüzyılda bu kitabın anlatımı ve teolojisi, İncil’deki Havari Yuhanna’nın üslubuyla uyuşmadığını iddia ederek Elçisel bağlayıcı bir kitap olmadığını belirtmiştir. Uzmanlar bu gerçeği iki kitap arasındaki anlatım ve cümle farklılıklarından çıkarıyor. Süryani Kilisesi 5. Yüzyıla kadar resmi İncil’e kabul etmemiştir. Protestan reformculardan İsviçre lideri Ulrich Zwingli bu kitabı reddetmiştir. Martin Luther’de bu kitabı Elçisel bağlayıcı kabul etmemiş düzenlediği resmi İncil’de bu ve bunun gibi (İbraniler, Yakup, Yahuda) kitapları diğer bağlayıcı Elçisel (Matta, Markos, Luka, Yuhanna…) kitaplardan ayrı tutmuştur. Kitabın içeriği baştan sona tam bir bilim kurgu romanı gibi Mesih, şeytanlar, melekler, deccal, fahişeler, ordular, canavarlar cirit atmaktadırlar. Hatta Martin Luter buradaki kehanetleri Katolik Kilise ve papalık için kullanmıştır.
Gelelim Hıristiyanlarca beklenen Mesih kabul edilen Hz. İsa’nın geri gelişine. Mesih’in gelişi İncilde 12 yerde (Matta-24, Markos-13-14, Luka-21, Yuhanna-21 gibi) geçer. Ancak bu geliş tarihleri çok açıkça MS. 100 yılları civarına işaret eder. Bunu nerden çıkarıyorsun derseniz? İncil’den okuyalım:
21- Petrus onu görünce İsa’ya, “Ya Rab, ya bu ne olacak?” diye sordu.
22-İsa, “BEN GELİNCEYE DEK ONUN YAŞAMASINI İSTİYORSAM, BUNDAN SANA NE?” dedi. “Sen ardımdan gel!”
23- Bu yüzden kardeşler arasında o öğrencinin ölmeyeceğine dair bir söylenti çıktı. Ama İsa Petrus’a, “O ölmeyecek” dememişti. Sadece, “Ben gelinceye dek onun yaşamasını istiyorsam, bundan sana ne?” demişti.” (Yuhanna.-21)
Havari Yuhanna’nın vefatı MS.100-120 yılları arasındadır. Tabi resmi İncil’deki bu geliş kehanetleri tutmayınca ilk Hıristiyanlar arasında tartışma ve sorgulama başlar. İncil’deki yazılarında Pavlus ve Petrus ortalığı yatıştırma çalışır. Havari Petrus, Mesih’in niye belirtilen tarihlerde gelmediğini sorgulayanlara, “Rabbin gözünde bir gün bin yıl, bin yıl bin gün gibidir” (2. Petrus:3-3—8) diyerek işi kurtarmaya çalışmıştır. Gerçek gün gibi açıkken insanlarda Mesih beklentisi bitmemiş; MS.500-1260-1290-1335-1369-1492-1533-1590-1743-1843-1844-1874-1914-1988-2009-2011-2018 tarihlerinde 17 defa Mesih geliyor diye kehanette bulunulmuştur. Hepsi boş çıkmasına rağmen bir deli bir kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış misali şimdilik 2026 sonrası için kehanette bulunan yok. Zaten Tevrat’ın ve İncil’in aslı elde yoktur. Tevrat defalarca kaybolup tekrar 4 farklı kaynak kullanılarak yazılmıştır. Tevrat en son halini MS.90 yılında, Yahudilerce yapılan Yamniha konsülüyle son halini almıştır. Daha önce kutsal/doğru kabul edilen birçok bölüm, Tevrat’tan çıkarılmıştır. Şu an eldeki 39 farklı bölümden oluşan Tevrat kabul edilmiştir. İncil ise, Hz. İsa’nın ölümünden 4 asır sonra toplanan, Kartaca Konsülüyle son şeklini almıştır. İncil’deki 27 bölümün hiç birinin, Tanrı sözü-vahiy olmadığını Matta, Markos, Luka, Yuhanna, Petrus, Pavlus gibi 9 farklı yazar tarafından yazıldığını papalık bile kabul eder. Konu anlaşılmıştır sanırız. İncil ve Tevrat’ın aslı böyle olunca, bunlarda yazılı olan kehanetler gerçekle alakası ne kadar olur? İnsan aklının ürünü olan bu kitaplardaki kehanetlerle insanlara zulmeden Evanjelikler ve Siyonistler Tanrı’yı neye zorlar? Kendisine eş koşulan Tanrı olduğuna inandıkları, Mesihin geri dönüşüne mi yoksa Tanrı’nın gazabı arttırıp cezaya mı?
Kim bu Evanjelik/Siyonistler?
Peki, kim bu Evanjelik/Siyonist Hıristiyanlar? Bunlar Protestan mezhebine mensup alt gruplardır. Daha önce Katolik ve Ortodoks mezheplerce Tanrı katili olarak tanımlanan Yahudiler, 1600 yıllarında organize olan Protestanlıkla, birden Tanrı’nın Kutsal Halkı ilan edilip, baş tacı ilan edilmişlerdir. Böylece kendilerinin Evanjelik/İncilci olduklarını iddia eden Protestanlarla Yahudiler el ele vermişlerdir. 2016 yılında Wheaton Koleji'nin Amerikan Evanjelik Araştırmaları Enstitüsü, ABD nüfusunun yaklaşık %30-35'inin (90 ila 100 milyon kişi) evanjelik olduğunu tahmin etmiştir. 1990'larda Protestan/Evanjeliklerin önde gelen isimlerinden Vaiz Jerry Falwell ve Pat Robertson siyasi muhafazakarlığı, Hıristiyan Siyonizmiyle birleştiren Protestan liderlerdendir. 1981'de Falwell şunları politikacılara vaaz eder: "İsrail'e karşı durmak, Tanrı'ya karşı durmak demektir.” Daha önceki ABD Başkanlarından Clinton’un rahibi R. Vaught Clinton’a, başkanlığı süresince yaptığı hataların Tanrı tarafından affedileceğini, “ama eğer İsrail’e sırt çevirirsen, Tanrı seni asla affetmeyecektir” diye telkinlerde bulunurmuş. Bu akım ABD’deki Yahudi Lobilerinin de desteğiyle, Amerikan Siyaseti ve politikacıları üzerinde büyük bir etkiyle, İsrail Devleti destekçisi politikalar üretmektedirler.
2003’teki ABD Başkanı George W. Bush Irak işgali olan körfez savaşı için; “Ortadoğu’da Yecüc ve Mecüc’in iş başında olduğu ve İncil’deki kehanetleri gerçekleştirdiğini bu savaşı Tanrı’nın iradesi olarak niteleyerek, yeni bir çağ başlamadan önce halkının düşmanlarını silmek istediğini” belirtmiştir. Tabi bu iddiaların gerçekleştirilmesi için Irak’ın kimyasal silahlara sahip olduğu yalanına başvurulmuştur. Bu savaşta doğrudan 200 bin devamında dolaylı etkilerle 2 milyon masum insan katledilmiştir. Yine ayni çizgide olan ABD Başkanı Trump, seçim kampanyası döneminde, evanjelik Protestanlara verdiği vaatlere karşılık, bu gruptan oldukça yüksek bir destek görmüştür. Pew Research Center’ın verilerine göre Amerikalı evanjelik Hıristiyanların % 81’i Trump’a oy vermiştir. Seçim sonrası uyguladığı politikalarla Trump, çoğu evanjelik Protestan olan Hıristiyan Siyonistlerin ahir zaman öğretilerinin gerçekleşmesi için gereken adımları atmaya başlamıştır. Daha önce işgal altındaki Golan Tepeleri’ni İsrail toprağı ilan etmişti. Tekrar seçildiğinde, Kudüs’ü başkent yapma kararını evanjelikler için aldığını söyleyen Trump göreve geldiğinde Vaiz Falwell, “evanjelikler hayalini kurdukları başkanı buldu, o İsrail ile Amerika’yı buluşturdu” demiştir. Buna ilaveten Ortadoğu konusunda Başkan Trump’a danışmanlık yapan damat Jared Kushner, Siyonist bir Amerikalı Yahudi olarak, Amerikan dış politikasını Hıristiyan Siyonistlerle birlikte, İsrail’in talepleri çerçevesinde şekillendirmeyi başarmıştır. Netanyahu ve Trump elele vererek önce Gazze’ye, sonra İran’a nükleer silah bahanesiyle saldırıp binlerce masum sivil insan, çoluk çocuk katledilmiştir. Bu katliamlar son üç asırda 250 milyon insanın canına mal olmuştur. Daha önce Haçlı Seferleri’nde olduğu gibi dini kehanetler emperyalist emeller için kılıf olarak kullanılmıştır.
Dini kehanet mi zulüm mü?
Gelelim konunun aslına. Aslı astarı olmayan bu uyduruk kehanetlerle güya, TANRIYI KIYAMETE ZORLAMAK için bir sürü masum insanın kanına girenler için acaba Tanrı ne düşünür? Bu katliamları onaylayıp Bu zalimliklere seyirci mi kalır? Allah, Tevrat ve Kuran’da zalimlerin en büyük cezalandırıcısı olduğunu birçok yerde çok açık belirtir. Özellikle Yahudiler için Allah’ın vaadi vardır:
“Andolsun, sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. BİZ ONLARIN ARASINA KIYAMETE KADAR DÜŞMANLIK VE KİN SALDIK. HER NE ZAMAN SAVAŞ İÇİN BİR ATEŞ YAKMIŞLARSA, ALLAH ONU SÖNDÜRMÜŞTÜR. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Allah, bozguncuları sevmez.” (Maide-64)
“Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. Eğer yine eski duruma dönerseniz, biz de (cezaya) döneriz. Biz cehennemi kâfirlere bir zindan yapmışızdır. (İsra-8)
“Allah’ın âyetlerini inkâr edenler, haksız yere peygamberlerin canlarına kıyanlar ve adalet isteyen insanları öldürenler var ya, onlara can yakan bir azabı müjdele! İşte onlar dünyada da âhirette de emekleri boşa giden kimselerdir. Onların hiç yardımcıları da yoktur.” (Âl-i imran: 21-22)
“(Hatırlayın!) Hani sizden, “Birbirinizin kanını dökmeyin ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayın.” diye söz almıştık. Sonra sizler (verdiğiniz sözü) ikrar ettiniz ve hâlâ da (bu sözü verdiğinize) şahitlik etmektesiniz.” (Bakara:84)
Eh zalimlere destek olup onlarla beraber bozgunculuklarına ortak olanlarda ayni cezaları hak eder.
Zulüm nedir
Kuran’da Allah zulmü ikiye ayırır. Birincisi kendisine karşı zulüm:
"Allah'tan başka, sana yararı da, zararı da olmayan(ilahlar)a tapma. Eğer sen (bunun aksini) yapacak olursan, bu durumda gerçekten zulmedenlerden olursun" (diye emrolundum).” (Yunus:106)
İnsanlara karşı zulüm:
“Ey iman edenler mallarınızı aranızda, -karşılıklı bir rızadan doğan ticaret hariç- batıl (haksızlık ve haram) yollarla yemeyin ve birbirinizi öldürmeyin, şüphe yok ki, Allah sizlere karşı çok merhametlidir.
Kim, düşmanlık ve zulüm yolu ile bu (haram kılınan şeyleri) yaparsa, (bilsin ki) Biz, ileride onu Cehennem ateşine atacağız. Bu ise, Allah’a göre çok kolaydır.” (Nisa:29-30)
“Yol, ancak insanlara zulmeden ve yeryüzünde haksız yere 'tecavüz ve haksızlıkta bulunanların' aleyhinedir. İşte bunlara acıklı bir azap vardır.” (Şura-42)
Kuran’da 90 civarında zalimlerin nasıl cezalandırılacağını açıklayan ayet vardır:
“Kınama ve cezalandırma, ancak insanlara zulmeden ve yeryüzünde haksız yere tecavüz ve saldırıda bulunanlar için geçerlidir. İşte onları can yakıcı bir azap beklemektedir.” (Şura-42
Tevrat’ta da isyankar ve zalim Yahudilerin üzerine düşmanların hastalıkların salınacağı yurtlarından sürülüp atılacağı ve cezalandırılacakları bildiren 45 civarında ifade vardır. Şimdi Tevrat’a bakalım Yahudiler gerçekten Tanrı’nın seçilmiş halkı mıdır?
“5-Şimdi sözümü dikkatle dinler, antlaşmama uyarsanız, bütün uluslar içinde öz halkım olursunuz. Çünkü yeryüzünün tümü benimdir. 6-Siz benim için kâhinler[a] krallığı, kutsal ulus olacaksınız. İsrailliler'e böyle söyleyeceksin.” (Tevrat-Mısırdan Çıkış:19)
Yukarıdaki Tevrat ifadesine iyi bakıldığında şu görülür; geçmişte Tanrı tarafından tüm Yahudiler değil, sadece Tanrı’nın sözünü dinleyip O’nun yolundan gidenler seçilmiş kimselerdi. Ya Tanrı’nın yolundan gitmeyenlerin hali ne olacak:
“14-Ama beni dinlemez, bütün bu buyrukları yerine getirmezseniz, cezalandırılacaksınız. 15-Kurallarımı çiğner, ilkelerimden nefret eder, buyruklarıma karşı çıkar, antlaşmamı bozarsanız, 16-sizi şöyle cezalandıracağım: Üzerinize dehşet salacağım. Verem ve sıtma gözlerinizin ferini söndürecek, canınızı kemirecek. Boşa tohum ekeceksiniz, çünkü ürünlerinizi düşmanlarınız yiyecek. 17-Size öfkeyle bakacağım. Düşmanlarınız sizi bozguna uğratacak. Sizden nefret edenler sizi yönetecek. Kovalayan yokken bile kaçacaksınız.
18-Bütün bunlara karşın beni dinlemezseniz, günahlarınıza karşılık cezanızı yedi kat artıracağım. 19-İnatçı gururunuzu kıracağım. Gök demir, yer bakır olacak. 20-Gücünüz tükenecek. Topraklarınız ürün, ağaçlarınız meyve vermeyecek.
21-‘Eğer karşı çıkmaya devam eder, beni dinlemek istemezseniz, günahlarınıza karşılık cezanızı yedi kat artıracağım. 22-Üzerinize yabanıl hayvanlar göndereceğim. Çocuklarınızı öldürecek, hayvanlarınızı yok edecekler. Sayınız azalacak, yollarınız ıssız kalacak.
23-Bununla da yola gelmez, bana karşı çıkmaya devam ederseniz, 24-ben de size karşı çıkacağım, günahlarınıza karşılık sizi yedi kez cezalandıracağım. 25-Bozduğunuz antlaşmamın öcünü almak için başınıza savaş getireceğim. Kentlerinize çekildiğinizde aranıza salgın hastalık göndereceğim. Düşman eline düşeceksiniz. 26-Ekmeğinizi kestiğim zaman, on kadın ekmeğinizi bir fırında pişirecek. Ekmeğiniz azar azar, tartıyla verilecek. Yiyecek ama doymayacaksınız.
27-Bütün bunlardan sonra yine beni dinlemez, bana karşı çıkarsanız, 28-bu kez ben de öfkeyle size karşı çıkacağım ve günahlarınıza karşılık sizi yedi kat cezalandıracağım. 29-Açlıktan çocuklarınızın etini yiyeceksiniz. 30-Tapınma yerlerinizi yıkacak, buhur sunaklarınızı yok edeceğim. Cesetlerinizi devrilen putların üzerine serecek, sizden nefret edeceğim. 31-Kentlerinizi viraneye çevirecek, tapınaklarınızı yıkacağım. Beni hoşnut etmek için sunduğunuz kokuları
duymayacağım. 32-Ülkenizi viran edeceğim, oraya yerleşen düşmanlarınız bile şaşkına dönecek. 33-Sizi öteki ulusların arasına dağıtacak, kılıcımla peşinize düşeceğim. Ülkeniz viran olacak, kentleriniz harabeye dönecek. (Tevrat-Leviler:26)
Allah’ın bu cezalarıyla, özellikle yukarıda Tevrat’ta yazılı en son cezaya çarptırılıp 2 bin yıla yakın bir zaman diliminde, yurtlarından sürülüp esaret altında yaşayıp ordan oraya hep kovuldular. Ancak Allah Kuran’da Yahudileri tekrar uyarmaktadır:
“Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. Eğer yine eski duruma dönerseniz, biz de (cezaya) döneriz. Biz cehennemi kâfirlere bir zindan yapmışızdır. (İsra-8)
Şimdi şapkamızı önümüze koyup, insanlığa karşı tekrar ettikleri ayni zalimlikler “Tanrı’yı kıyamete mi zorlar yoksa gazabını arttırıp cezaya mı?” Bu zalimlikler için Yahudilere destek verenler bu cezadan kurtulabilir mi?
Allah’ın Kuran’daki zalimleri lanetlemeleri ve vaad ettiği cezalandırma boşuna mı?