0,Çok güzel bir pazar yazısı oldu bu. Keyifli ve zihin açıcı okumalar…
ÖNCE ÇORUM’UN MANEVÎ BÜYÜKLERİNİ ZİYARET…
Bursa’nın sabah namazı sonrası üzerimize çöken sükûnet yüklü, serin ve maneviyat dolu havasını ciğerlerimize çekerek yola koyulduğumuzda, kalbimizde bir seyahat arzusu ve asırlardır süre gelen asil medeniyet davasının yükünü taşıma bilinci ve aşkı vardı. Bismillah diyerek yola çıkarken Rabbiyessir duaları babaanne nasihati, varlığımızın gayesini ve istikametimizi Kızılelma ufku olarak tayin eden sarsılmaz imanın somut tecellisiydi. Anadolu’nun kalbine doğru uzanan kutlu güzergâhta “hedef Kızılelma, istikamet Çorum” diyerek şevkle yola koyulduk.
Çorum’a vardığımızda Çorum’un manevî büyüklerini ziyaret ettik.
Akşamın alacakaranlığı çökerken, Anadolu’nun misafirperver ruhunu en arı haliyle yansıtan Çorumlu Obasına doğru hareket ettiğimizde, gönlümüzü kaplayan heyecan, uzun zamandır birbirinin özlemiyle yanan kardeşlerin buluşma anına yaklaşmasından kaynaklanan muazzam bir vuslat hissiydi.
Obaya vardığımızda, gönül coğrafyamızın dört bir yanından gelen talebe kardeşlerimizin birbirleriyle kucaklaşması, hasret gidermesi ve samimi sohbetlerin oba bahçesinde yankılanması, medeniyet iddiamızın ne denli diri bir gençlik yetiştirdiğinin en somut kanıtı olarak karşımızda duruyordu. Kıymetli hocamızın gündüz Sivas’taki yoğun programını tamamlayıp Sivas MTO ekibimizle birlikte saat yirmide obamıza ayak basmasıyla birlikte, meclisimizin neşesi, fikri derinliği ve tatlı vuslat heyecanı katlanarak devam etti.
Normal şartlarda gece saat yirmi ikide bitmesi planlanan ama muhabbetin ve fikri derinliğin bereketiyle gece yarısına kadar uzayan bu muazzam program, gönüllerimizde silinmez izler bırakırken, “Gece bitti mi?” sorusuna verdiğimiz “Tabii ki hayır” cevabı, bizim arayışımızın ve sohbet arzumuzun sınır tanımadığını gösteriyordu. Değerli Hocamızı istirahat etmesi için odasına bıraktıktan sonra bizler de kendi odalarımıza çekildik. Lakin ilme ve hakikate susamış kalabalık bir talebe topluluğuyla odamızda saat ikilere kadar süren derin, bereketli ve samimi hasbihaller, kentin sessizliğine inat ruhumuzu beslemeye devam etti.
Meşakkatli ve bir o kadar da lezzetli muhabbet maratonunun ardından herkes odasına çekilince biz de gecenin nihayetinde namaza inip saat üç sularında yatağa uzandık, fakat gecenin sürprizleri burada da son bulmadı. Benimle aynı odada uyuma cesaretini gösteren, MTO’muzun omuzlardaki ağır yükünü Hocamızın üzerinden almak adına kendini adeta fedakârca öne atan değerli Muammer Kartancı ağabeyim, ben uykuya dalar dalmaz başlayan desibel yüksekliğindeki horlama seslerime dayanamayıp odayı terk etmek mecburiyetinde kaldı.