Ramazanın Ruhunu İdrak Edebilmek
MAKALE
Paylaş
24.04.2022 10:38
1.006 okunma
Prof. Dr. Talip Özdeş

Başlangıcı rahmet, ortası mağfiret, sonu günahlardan arınma ve kurtuluş olan bir Ramazanı daha geride bırakmak üzereyiz. Kadir Gecesi’nin içerisinde bulunduğu son on güne girmiş durumdayız. Ramazanları, kendimize dönerek Allah’ın tarih boyunca insanlığa gönderdiği ilahi vahiy ve mesajların özünü muhafaza eden Kur’an’ı ve onu bize ulaştıran, büyük ahlak örneği (üsve-i hasene) olan rahmet Peygamberi Hz. Muhammed’i anlamamız, fert ve toplum olarak arınmamız, birbirimizi sevip bütünleşmemiz için fırsat olarak değerlendirebilmeliyiz.

Ahsen-i takvim olarak yaratılan ve yeryüzünde halife kılınan insan, Allah’a karşı kulluğunu O’nun varlık ve birliğine iman ederek, şirke düşmeksizin yalnız O’na ibadet edip dua ederek, nefsinde ve evrende O’nun isimlerinin tecellilerini tefekkür ederek, nimetlerine şükrederek, emirlerine itaat edip nehiylerinden sakınarak yerine getirmek durumundadır. İnsandan beklenen şey,  istikamet üzerine yaşaması; Allah’a iman ve itaatle nefsini kötü ve çirkin işlerden arındırması, ailesine, komşusuna, arkadaşına, meslektaşına, toplumuna ve bütün insanlığa karşı ilişkilerinde İslam’ın öne çıkardığı ahlaki değerlere ve erdemlere uygun davranmasıdır. İnsanın doğal çevresine olan sorumluluğu ise, onu kendi hizmetine sunulan bir emanet olarak keşfetmesi, dengeleri gözetmesi, koruması, kirletmemesi ve onunla uyum içerisinde onu imar etmesidir. Hakkıyla Müslüman olmak, Kur’anî prensiplerden hareketle bütün ilişkilerinde helal, temiz, doğru, iyi, güzel ve takvaya uygun olanı tercih etmeyi gerektirir.  Yani Müslümanların Hz. Peygamber’i model alarak bütün insanlığa güzel örnek ve rahmet olmak gibi büyük bir sorumlulukları vardır. Bunun içindir ki Kur’an’da müminler hayırlı ve orta bir ümmet olarak vasıflandırılmaktadır.[1]

Ancak ülkemizin de içerisinde bulunduğu günümüzün İslam coğrafyasına göz atıldığında, birçok müspet noktaların yanında, Kur’an’ı ve Hz. Peygamber’i doğru anlama, onları rehber edinerek İslam’ın prensiplerini içselleştirme noktasında ciddi problemlerinin olduğu da anlaşılmaktadır. Oruç, namaz ve infak konusunda hassasiyet gösteren birçok Müslüman için bile Ramazan, ciddi bir nefis muhasebesinin yapıldığı; sahip olunan fikir ve zihniyetlerin, hayata intikal eden eylemlerin, başkaları ile kurulan bağlantıların yeterince kritik edilip gözden geçirildiği bir dönem olamamaktadır. Helal-haram ayırımı ve kul hakkı konusunda hassasiyetlerin ciddi şekilde erozyona maruz kaldığına, birçok defa meşruiyet sınırlarının ortadan kalktığına şahit olmaktayız. Birileri için ölüm ve ahiret hesabı neredeyse unutulmuş gibi! Rutin hale gelen ibadetler ruhundan soyutlanmış, geleneksel ve şekli uygulamalara dönüşmüş durumda! Ciddi bir dünyevileşme, değer kaybı ve ahlak erozyonu yaşanmaktadır. Bir taraftan kapitalist sistemin sunduğu fırsat ve imkânların da devreye girmesiyle nasıl ve hangi yollardan kazanıldığının hesabı bile verilemeyen, belirli ellerde toplanan ve bir yerlere akıtılan büyük servetler; diğer taraftan açlık ve yoksulluğa itilen geniş toplum kesimleri, halk kitleleri! Bir yerdeki nimet ve servetin sadece zenginlerin arasında dönüp dolaşan bir nimet haline getirilmemesi noktasında Allah’ın bir ikazı yok mu?[2] Dünya hırsı; mevki-makam, servet ve şehvetin putlaştırılması Allah’ı, ölümü ve ahreti unutturmakta, kalpleri katılaştırarak merhamet duygularını zayıflatmaktadır. Her gün gazetelere ve ekranlara yansıyan cinayetler, zulme varan uygulamalar, adaletsizlikler, yolsuzluklar, fahiş fiyat uygulamaları, ilkesizlik, ölçüsüzlük, kontrolsüzlük vb. birçok durumlar ufkumuzu karartmakta, geleceğe olan güveni ortadan kaldırmakta, bütün bir neslin savrulmasına neden olmaktadır.  Bu tablonun böyle görünmesinde sorumluluğu olan herkesin düşünmesi, yanlışlarda ısrar edilmemesi gerekir.

“Asra (çağa) yemin olsun ki insan mutlaka hüsran içerisindedir. Ancak inanıp da salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır” mealindeki ayet-i kerime,  hangi çağda olursa olsun, ilahi çağrıya kulak vermeyen, iman ve teslimiyetle Allah’a yönelmeyen, güzel ahlak ve amelleri, hakkı ve sabrı tavsiye etmeyen nefislerin sonuçta bedbaht olacağına işaret etmektedir. Temel referanslardan hareketle her alanda derin bir muhasebe ve müzakere süreci içerisine girilerek arınmaya ve yenilenmeye ihtiyaç vardır. Bir zamanlar iyilik ve güzellikleriyle, bilgi ve irfanlarıyla dünyaya güzel örnek olan bir milletin nesilleri, aynı ruh ve ideallerle mücehhez kılındıklarında, üzerlerine düşen maddi ve manevi sorumluluklarını yerine getirdiklerinde, ahiretlerini kazanmanın yanında dünyanın anahtarlarına da sahip olabilirler. Ramazanın ve yaklaşan bayramın içerisinde bulunduğumuz olumsuz durumlardan kurtuluşumuza ve hayırlara vesile olması dileklerimle.



[1] bk. Âl-i İmrân suresi, 110. ayet; Bakara suresi 143. ayet.

[2] bk. Haşr suresi 7. Ayet.

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya