Dünkü yazıda yaşadığımız büyük felaket karşısında toplumun gösterdiği büyük dayanışmayı ifade etmeye çalışmıştım. Zaman geçtikçe bu birlik duygusunun ve kader ortaklığının ne denli kıymetli olduğunu daha iyi anlayacağız.
Olup biteni bir şekilde kendi dünyasında anlamaya çalışanlara inat, onbinlerce insanımız sahada ve büyük zorluklarla kurtarma çalışmalarına devam ediyor.
Sadece kurtarma faaliyetleri dersek haksızlık etmiş oluruz. Enkazla ilgili çalışmalardan çok daha fazlası, bölgede evsiz yurtsuz kalan yüzbinlerce insanın ihtiyaçlarını karşılamak için yürütülüyor.
Aşırı politize bir atmosferde yaşıyoruz. Yaşadığımız felaket nedeniyle bunu daha iyi gördük ne yazık ki.
Ama şu gerçeği bir kez daha haykırmakta yarar var. Toplumsal irade ve kararlılık, depremde bu atmosferi büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Bir avuç, evet kelimenin tam anlamıyla bir avuç kendini bilmezin olup biteni istismar etme çabasına pirim vermiyor.
Sosyal medyada koparılan gürültüye de aldırış etmeyin. O soğukta çabalayan insanların bunlarla işi yok. Enkaz kaldırmaya, yemek dağıtmaya, gelen yardımları paylaştırmaya, gördüğü hangi aksaklık varsa gidermeye koşuyor.
ETİKETSİZ GÖNÜLLÜLER
İsim vermeden bir noktaya daha değinmek zorundayım. Zaten o insanların ve kuruluşların benim söyleyeceklerime ihtiyacı yok.
Yine bir avuçtan ibaret malum zihniyet, başından itibaren sahada olan gönüllü kuruluşların bir bölümünü yok saymaya devam ediyor. Toplumun ortak değerlerine duydukları öfke ve kinle; “Filan yapı nerede, falan cemiyet nerede” diye manipülasyon peşinde koşuyor.