Bu sabah parka giderken, kapının açılmasını bekleyen liseli gençlerle sohbet ettim. Merhabalar dedikten sonra; Sizin yaşınızda iken şimdiki aklım olsaydı çok şey öğrenmek isterdim, mesela aceleci olmamayı, sabırlı olmayı öğrenmek isterdim. Başım sıkıştığında, kılavuzu karga olan adamın durumuna düşmemek için danışacağım adamı iyi seçmek isterdim, dedim.
Aldığım yorumlardan anlıyorum ki, değerli okurlarım yazdıklarımdan daha fazla şeyler söylememi beklemişler gençlere. Neylersiniz ki, kapı açıldı, öğrenciler lise binasına girdiler. İki dakikada ancak bu kadar konuşabildim onlarla. Gençlerin, kendilerini seven bir yürek taşıdığımı bilmelerini ne kadar çok isterdim!
Kötünün iyisi olmaz ama kötünün daha kötüsü her zaman vardır. Bir gencin başına gelebilecek kötülüklerin en fenası kötü arkadaştır.
Tembellik, kötü arkadaş ve kötü örnek... Bunun üçü bir insanda bir araya geldi mi, artık o insan belki de bir daha belini doğrultamaz hale gelir. Dikkat ederseniz hiç doğrultamaz demedim, elbette bir gün doğrultabilir belini. Ancak bunun için sağlam bir irade ve karakter terbiyesine ihtiyaç vardır ki, o da Hz Eyüp sabrı ister. Keşke herkes Eyüp sabrı gösterebilse.
Hukukçu olmak sorumluluk gerektirir ve bu sorumluluğu sizler iyi taşıyorsunuz ama bizler bu sorumluluğun altında kalıyoruz amca. (Av. Fatih Yaman)
Hissetmişlerdir üstad. (Av. Fatih Yaman)
Birisine bir vekalet, yetki, selahiyet verdiniz. Acaba o kişi, sizin verdiğiniz bu selahiyeti güzel kullanabilecek mi? Allah ile kul arasındaki ilişkinin esası işte budur.
Bazen insanlara kendi kadir kıymetlerini, bazen de verilen nimetleri hatırlatmakta fayda vardır. Nimete karşılık nankörlük yapıldığı gibi, kadir kıymet de takdir edilememektedir. (2/47)
Bu alemde başımız sıkıştığında birilerinden şöyle ya da böyle, az veya çok yardım alabiliyoruz. İnanıyorsanız öbür alemde böyle bir şey yok. Kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, Allah'ın izni olmadan kimseden şefaat kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz, yardım da yapılmaz. O halde o gün gelmeden bundan sakınmalı, güzel işlerle korunmaya çalışılmalıdır. (2/48)
Azabın da en kötüsü vardır. Firavun ailesi bunu İsrailoğullarına yapıyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını sağ bırakıyordu (Oğullar olmayınca kadınlar başkalarının elinde kalacak.) (2/49)
Esir edilerek (sömürgeleştirilerek) ağır, zor, pis işlerde kullanılmak azap şekillerinin en şiddetlilerinden olduğunda şüphe yoktur. Bundan kurtuluş Hürriyet ve İstiklal nimetiyle mümkündür. O halde hürriyetimize, istiklalimize ve dolayısiyle istikbalimize (geleceğimize) sahip çıkacağız.
Yirmisekiz yaşında dul kalan anne, altı cücüğüne kanat gerdi, onları büyüttü, herbirini bir meslek ve iş sahibi olarak yetiştirdi. Seksenaltı yaşındaki tavuğa cücükler bakmadı. (İsmi bende (mahfuz) saklı.)
Küçük hatalarda ısrar insanı büyük hatalara, büyük hatalarda ısrar da, neticede Hak ve Hukuku inkara, o da tamamen yok oluşa sürükler.
Sevdiğim gençlerin başkalarının hakkına riayet ettiklerini, üzerlerindeki borçları ödeme hususunda titiz davrandıklarını gözlemliyorum. Ya yüce Allah'ın hakları! Onları ifada da (yerine getirmede) titiz, hatta daha titiz davranabiliyor muyuz?