Küçük hatalarda ısrar insanı büyük hatalara, büyük hatalarda ısrar da, neticede Hak ve Hukuku inkara, o da tamamen yok oluşa sürükler.
Defter sayfalarının üst kısımlarındaki kısa yazıları gören bir arkadaş şu notu yazdırdı: Ayakların baş, başların ayak olduğu yerde hiçbir şey olmaz.
Abdülhamid'in nasıl ortadan kaldırılacağı sorusu, İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleri arasında tartışmalara sebep olmuş, kimisi suikast yapalım, kimisi bomba kullanalım, kimisi de rovelver silahı kullanalım demiş.
İstiklal Marşı'nın kabulü sırasında ayağa kalkmayan tek kişi Tunalı Hilmi ile arkadaşları Şefik ve Hasan ise "Osmanlı ihtilal Komitesi"ni kurmuşlardır. Fırkanın mühürü: İhtilal Fırkası, Ya Hak, Ya Ölüm, ibaresini taşımakta idi.
Tunalı Hilmi ekibinin kurduğu komitenin bildirisinde şu ifadelere yer verilmiş: Zabıta güruhu ve asker takımı yolumuzu kesmeye kalkışırsa, aramızı ancak ölüm ayırabilecektir. Evet öleceğiz, öldüreceğiz, keseceğiz, biçeceğiz, yakacağız, yıkacağız. Gerçekten, bu zihniyette olanlar akıl almaz işler yapmışlardır.
Türkiye-Paraguay maçında en iyi oyuncu hakem idi.
Aziz milletimizin hiçbir başarısı küçük görülemez. İlimde, fende, fizikte, matematikte, tıpta, sanayide başarı... Futbolda başarı. Dünyada bir buçuk milyar insanın gözü Türkiye'nin başarılarında. Futbolculara duyulan tepkiye bu açılardan bakılmalıdır.
Başkaları ilimde ilerlerken, Biz, Allah'ın "aklınızı kullanmaz mısınız?" emrini ihlal ederek cehalette ilerledik. İşimizi akla ve ilme havale etmedikçe gerçek kurtuluş mümkün olmayacaktır.
Rüşvet, kayırma ve iltimas, adaletten uzaklaşan, ehliyet ve liyakati (yetenek ve kabiliyeti) dikkate almayan her devrin sosyal hastalığıdır.
Atta ayak olsa, başka kusur aranmaz / Erde cesaret olsa, işi zor olmaz. (Mahdumkulu Firaki) Biz cesaretin başına bilgiyi de koyalım. "Bilgi ve cesaret" diyelim.
İnsanoğlu, hayat gayesi ile hayatına dokunacağını düşündüğü kimselerin önünde takla atar fakat kendisini yaratan Allah'ı unutur. Dünyadaki tüm sapkınlıkların esası işte bu unutkanlıktır.
Dünyada iş ve fiillerin (amellerin) değeri, insanların anlayış, bakış ve görüşleriyle doğru orantılıdır. Yüksek anlayış güzel fiiller, dar bakış çirkin ve hoş olmayan fiiller doğurur.
İnsanların hepsi Allah'tan korkmuş ve "haksızlıkla birbirinizin malını yemeyin" emrine göre hareket etmiş olsalardı, dünyanın her tarafı -herhalde- Cennet kesilirdi.
İnsanın temel sorusu: Hayat nedir, hayatın gayesi nedir? Hayatın akışı nasıl bir seyir takip edecek?Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum? Bu sorulara sağlıklı cevaplar bulamadığı sürece insan buhrandan ve bunalımdan kurtulamaz.