Abdülhamid'in sadrazamlığa getirdiği Hayrettin Paşa, zamanındaki devlet adamlarını şahsi menfaatlerinden başka bir şey düşünmeyen "Deccallar" olarak niteler.
Faslı futbolcular, yalnız Hollandalı futbolcularla değil, TRT'nin spikeri ile de mücadele etmek zorunda kaldılar. Tur atlayan Fas'ı tebrik ediyorum. İsmail Aydın.
Kaçan fırsatlar karşısında ümitsizliğe düşme. Önüne çıkan fırsat ve sebepleri de ihmal etme. Bir de bakarsın ki o umulmaz sebepler ne büyük güzellikler doğurmuştur.
Hayrettin Paşa, hükümet üyelerinin de sanki memleketi başkaları idare ediyormuş gibi davrandıklarını söylerken, hayretler içinde kaldığını ifade eder.
Abdülhamid'in başvekelete getirdiği Ahmet Vefik Paşa "Ne kendi kimseye benzer, ne kimse kendisine" diye anlatılırmış. Fuat Paşa da onun hakkında "binek taşı büyüklüğünde bir pırlantadır, ne ziynete yarar ve ne de kaldırıma konur" dermiş.
Daima yükselmek ve İleri gitmek hedefimiz olsun. Bir de bu yükseliş, iman şerefiyle olursa! Hani derler ya, tadından yenmez olur diye. Ne güzel olurdu Yüce duygularla Yükseliş!
Yaşamak sabretmektir. Sabırlı ol. Çünkü her şeyin başı sabırdır.
Her şeyi bir anda istemek, hiçbir şey istememektir. Kötü şeylerin acısına sabır ve tahammül gerekli olduğu gibi, çabucak gelecek lezzet ve şehvetlere karşı da sabır gereklidir. Birincisi acı ilaçlarla tedavi olmak, ikincisi zehirli tatlılardan sakınmak gibidir.
"Bile Bile Hakkı gizlemeyiniz" ayetinin (2/42) kapsamı çok geniştir. İlme ve amele (fiillere) dair hususları kapsar. Bilgiçlerin hilelerine, ticaret ehlinin karışık işlerine ve hakimlerin haksız hükümlerine varıncaya kadar hepsine şümulü vardır.
Sebebin hususi (özel) oluşu, hükmün umumi (genel) oluşuna engel değildir. Bir tek kişi için konsa bile, güzel bir kural bütün toplumu kapsar.
Hak ve hakikate uymayan hallerde hatır gönül dinleme. Adaletten şaşma.
İslam'ı anlamış bir Müslümanın, başkalarının din ve vicdan hürriyetine riayet etmesi esastır. Bu bakımdan İslam toplumu, her toplumdan daha geniş görüşlüdür. Bu açıdan bizim tarihimizde asimilasyon -başka toplumların dilini, dinini zorla değiştirme- gibi faaliyetler yoktur.
Belli kabulleri esas alan bir toplumdaki fertler arasındaki Ruhi Birliğin varlığı, aralarında bir maddi birliğin görülmesi ile bilinir. Her kafadan ayrı ses çıkıyorsa, o toplumda Ruhi Birlikten söz edilemez.
Dünya Futbol turnuvasının arkasından yüzümüzü güldüren Filenin Sultanlarını tebrik ediyorum.
Cebeli Lübnan: Osmanlı Devleti'nde merkeze bağlı müstakil sancak. İçişlerimize tipik bir müdahale şekli. 1861'de Bab-ı Ali temsilcisi ile İngiltere, Fransa Rusya, Avusturya ve Prusya Devletleri temsilcileri arasında kararlaştırılan bir statü ile idare edilmiş; 1864'te devletlerarası bir konferansta kesin şekli verilmiştir. Osmanlı Devleti'nin kendi başına buranın idare statüsünü değiştirme yetkisi yoktur. (Lübnan o gündür bugündür istikrar ve huzur arıyor.) Batı'nın, (ABD ve Avrupa) bizim için bugün de istediği idare şekli ve yönetim anlayışı tıpkısının aynısıdır.