Kendinin bilincinde olan ve kendini tanımlayabilen biricik varlık insandır.
Başka hiçbir canlı kendi beninin bilincinde değildir.
Hayvanın dış etkenler karşısında tutum alması, kendi beninin bilincinde olduğu anlamını taşımıyor. O, dış etkenler karşısında korkuyla veya sempatiyle bir tutum alıyorsa, bu, tümüyle kendi benini koruma veya savunma güdüsüyle ilgilidir.
Hayvan dış etkene karşı ancak korkup kaçma tepkisini gösterir. Veya içgüdüsüne sempatik gelen etkene karşı yaklaşma güdüsüyle davranır. Acıkmışsa, susamışsa bu duygusunun tatmini olarak içgüdüsü ne buyuruyorsa onu yerine getirir. Buradaki davranış özelliği, içgüdüsünün onu sürüklediği istikamete kaçınılmaz olarak sürüklenme olgusudur. O, sadece buna uyar ve onun gereğini yerine getirir, ne fazlası ne eksiği ile…
Oysa insan içgüdüsünün öngörüsüne uyarken de bilinçli bir tutum ile o davranışa karar verir.
Bu nedenle insan kadim çağlardan bu yana “eşrefimahlukat” (yaratılmışların en şereflisi) olarak tanımlanmıştır.