Likya Yolunun Büyüsü
MAKALE
Paylaş
29.09.2022 07:02
1 yorum
836 okunma
Ali Akça

 “Likya yolu, arabalarını ve rahat yaşamlarını bir kenara koyup,

hem günümüzdeki hem de geçmişteki gerçek Türkiye’yi keşfetmek isteyen gezginler içindir.

Kate Clow

 

Eylül, tatil için en keyifli ayların başında gelir. Güneşli sabahlarda yaşamın peşinden koşmak gerek. Fethiye bu dönem için ayrıcalıklı bir tatil yöresidir. Güneş ve deniz en verimli döneminde, konaklama rahat, sahillerin kalabalığı azalır. Babadağ eteklerinde doğallığı yaşatan havası, sit alanı oluşu, özgün ve bozulmamış dokusuyla ömürlük bir köy olan Faralya; görkemli taş evleri, sessiz sokakları, dokunulmamış doğası, heybetli manzarası ve yakın sahilleri ile doyumsuzdur. Yeşillikler içinde, birbirini engellemeyen evlerin konumuyla, her tarafından kelebek vadisini ve deniz manzarasını sunan bir yerleşimdir. İtalya’nın Toskana’sı gibi masalsı bir beldedir. Likya Yolu rotasının bu beldeden geçmesiyle köyün ünü tüm dünyaya yayılmıştır.

Fethiye-Ovacıktan başlayıp, Antalya Konyaaltı’nda sona eren Likya Yolu tarihi bir yürüyüş rotasıdır. Bir bölümü Faralya köyünden Kabak Koyuna kadar uzanır. Yemyeşil bir defne ormanının; çam, keçiboynuzu ve piynar ağaçlarının gölgelediği bu parkur kısa mesafeli ve keyiflidir. Zeytinli patikalarda kırmızı ve beyaz işaretler sık ve belirgindir. Doğada yürürken insan o kadar şeyin farkına varır ki, neden şehirlere sıkışıp daraldığına şaşar kalır. Koruluk alanlarda turuncu süslü kelebeklere rastlanır. Yürüyüşçüler, kendileri de farklı bir rota belirleyip takip edebilirler. Köylüler onların su ve yemek ihtiyaçlarını karşılar.  

Ölüdenizden dağ yoluna sapınca, yeşil çamlar, çiçekler ve kayalıklar eşliğinde; yürekleri ağıza getiren dik ve dönemeçli asfalt yoldan; manzaranın seyrine doya doya kat edilen sekiz kilometre yol sizi köye ulaştırır. Üç mahalleden oluşan köyde dolu dolu bir tatil yaşanır. Neşe ve mutluluğun insanı güzelleştirdiği her şey; çadır, karavan, mütevazı pansiyon-otel ve lüks otellerin hepsi mevcuttur. Sadece net biçimde ezan sesi, gün boyu horoz sesleri ve köpek havlamalarının duyulduğu sakin ve dinginliğin Nirvana’sı, Turkuaz renkli yakın plajlarında serinleme fırsatı veren bu köyün biri samimi ve sıcak; diğeri lüks ve konforlu iki otelinden biraz bahsetmek istiyorum.

Montenegro Motel, köyün hemen girişinde, ince minaresi insana sonsuzluk hissi veren küçük camiyi geçince, Kelebekler Vadisi’nin muazzam manzarasına hâkim her akşamüstü gün batımının büyüsünü ve doğanın duruluğunu sunan bir aile işletmesidir. Konumu, kahvaltı ve akşam yemeği, pırıl pırıl odaları, gönülden hizmet ve nefis ortamı ile misafirlerine yaptığı katkı ve Fiyat/Kalite olarak mükemmel bir oteldir. Yöredeki çoğu oteller sadece oda kahvaltı çalışırken, Montenegro Motel’in yarım pansiyon oluşu tatili kolaylaştırır. Özellikle akşam yemekleri mutfakta yazılmış damak tellerini titreten bir şiir gibidir. Yemekte kaplan kelebekleri gelip masanıza konar. Başta otel yöneticisi olmak üzere, aileden oluşan personel konuklarla tek tek ilgilenirler. Temizlik, sadelik içinde; bahçesinde limon, mandalina, nar, defne ağaçları, melisa, zakkum çiçekleri; bungalovların önlerinde oturmak için divaniyelerin olduğu doyumsuz bir mekândır. Plajlarda yüzüp, Likya yolundaki yürüyüşten sonra nefis bir uyku ve sağlıklı yiyeceklerle ruh ve bedenin huzur bulup dinçleştiği bir moteldir.    

Köyden ilerleyip karaçam, kızılçam ve piynar meşelerinin yer aldığı orman içinden geçip Kabak Plajına giden yoldan üç kilometre devam edildiğinde yolun sağında kalan, daha lüks ve seçkin Vista Del Amore oteli yer alır. Muhteşem deniz manzarası ile insanı kalabalıklardan uzaklaştıran bir yer olarak tasarlanmıştır. Daha ziyade yeni evlilerin, genç âşıkların, sevgililerin ya da evlilik yıldönümünü kutlayan yaşlanmayan çiftlerin tercih ettiği konforlu bir otel. İnsanı dinginleştiren, her şeyden uzak, sadece konuklara özel bir huzur sinesidir. Doğanın sesi, esintisi ve kokusu çevreye yayılmış, pürüzsüz bir havuz ve hemen yanı başında eşsiz lezzetler sunan, içten ve samimi hizmet veren personeliyle restoranının yanında; ortada ateş kuyusu ve etrafında koltuklar yer alır. Akşam nefis gün batımı olan; yıldızların uykuyu haber verdiği romantik bir oteldir.

Her iki otel insanı denizin içinde hissettirir ama denize sıfır değildir. Akdeniz’in doyumsuz havası, gün batımında bir ateş topu olan güneşin denizin ufkunda kaybolan manzarası, deniz ile bütünleşmiş hissi veren kızıllığı, olağanüstü lezzetleriyle insana değer verip katkı sunan farklı konseptte zevkli otellerdir. Doğanın şekli değiştirilerek oluşturulan fakat ona saygı gösterilerek güzelleştirilen; misafirler romantizm yaşasın, mutlu ve huzurlu olsun diye, taş evler konforun en keyif verici düzeyine ulaştırılmıştır. Sabahları mutluluk veren bir kahvaltı, diğer zamanlar ise lezzet şölenine dönüşen Akdeniz lezzetleri konuklar için eşsiz deneyimler oluşturur.

Yörede; Perdue, Nautical ve Lissiya gibi birkaç tane denize sıfır butik otel mevcut, ancak bunlar hem oldukça lüks ve özel, hem de fiyatları oldukça yüksek otellerdir. Eylül ayında fiyatlarda simgesel bir indirime giderler.

Montenegro Motel’de köyde ustalaşmış aile bireylerinin sunduğu her akşam sımsıcak farklı çorbalar ile anılarda iz bırakacak yemekler; Vista Del Amore’de ise işinde uzman şeflerin oluşturduğu özel sunumlar tadılır. Likya’nın öteden günümüze ulaşan ruhunda; insan kendini hem doğada, hem kampta ve en konforlu hizmet ile gösterişin içinde hisseder. Bu mekanlarda; huzur, özgürlük sakinlik ve keyifli bir tatil için her şey ince bir zevkin ürünü olarak düşünülmüştür. Genellikle konuklar yakın iki plajdan yararlanır. Kabak Plajı, bir anda derinleşen, dalgalı ve kimi zaman bulanıktır. Köy ile Kabak Koyu arası biraz yorucudur. Kıdırak Plajı, dağın eteğinde, çakıl taşlı harika bir sahil, kimi zaman üzeri sislerle kaplı, dalgalı ve aniden derinleşen mavinin tonlarına hâkim, tertemiz deniz suyu olan bir sahil. Plajlarda hem otomobil hem de şemsiye/şezlong için hatırı sayılır giriş ücretleri ödenir.

Eylül, her şeye renklerle can veren güneşin, denizde tatlı bir sıcaklık oluşturduğu tatil aylarının en romantiğidir. İnsan sahilde olup tertemiz deniz havasını ciğerlerine kadar çekmek ister. Berrak, ılık ve masmavi deniz; sessiz ve dinlendirici ortam herkesin aradığı huzurun sinesidir. Yolculuk, sanırım insanın en güzel tutkularından biri olarak hayatla birlikte akıp gidecektir.

Dostlukla…

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Toplam 1 yorum yapıldı
Huzur
Huzurun sinesine yaslanıp akıp gidelim o vakit…
Yorum Ekleyen: Emet     3.10.2022 11:19:07
Ali Akça
YAZARIN ÖZGEÇMİŞİ

Ali AKÇA, Uludağ İşletme Fakültesi'nden 1982 yılında mezun oldu. Fransa'nın Montpellier kentinde, Paul Valéry Universitési'nde 1982-84 yılları arasında dil eğitimi için bulundu ve muhtelif araştırmalar yaptı. 1984-1986 yıllarında yedek subay olarak askerliğini tamamladı. Fransa'nın Rouen Universitési'nde 1992-94 yıllarında İşletme Yüksek Lisansını tamamladı. Halen, bir kamu kuruluşunda görevini sürdürmektedir. Şiir ve deneme yazıları yazmaktadır.

 

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya