Emekli
MAKALE
Paylaş
19.07.2023 22:45
3 yorum
1.805 okunma
Ali Akça

“Bir hükümetin en kutsal görevi,

tüm vatandaşlarına eşit ve yansız bir adalet sağlamaktır.”

Victor Hugo

İnsan dünya telaşına kapılmadan yol alırken ruhunu dinginliğe bırakmak ister. Anlamlı, uzun ve huzurlu bir ömür sürdürülmesi en büyük dileğidir. Gün gelir yaşama yeni bir yön veren kavşağa girilmiş olunur. Hayatının en önemli bölümünde çalışıp ardında bir yığın anıları bırakan kişi nihayet hayaline kavuşur. Bir tür modern kölelikten, sistemden çıkış pasaportunu alır, dünya seyahatine çıkacak duruma kavuşur.

Çalışanlar üretim ve hizmet noktasından ayrıldıkları an genelde gözden düşme başlar. Şanslı olanların önünde, kendilerini enerjik hissedebilecekleri, on ila yirmi yıllık bir ömür kalır. Kalan süreyi daha rahat yaşanabilir bir duruma getirmek kendi ellerinde ve ülke yöneticilerin sorumluluğundadır. Batı ülkelerinin emeklileri insanca bir yaşama kavuşup dünyayı gezerken, ülkemizde çoğu emeklilerin durumu içler acısı olup yaşam mücadelesi içindedirler. Emeklilerimiz buruk, gönülleri kırık biçimde hayatlarını sürdürürler. Şartlarını iyileştirme yolu aranmaz, yanlış ekonomi politikalarının bedelini en ağır ödeyen kesim en sonunda onlar olur. Emeklileri geri kalan hayatlarının sonuna dek uzun ve acı verici bir gelecek bekler. Yıllardır enflasyon karşısında eriyen maaşları, bir türlü normal geçinme imkânı vermez.

Son yirmi yıl maalesef emekliler için birçok açıdan hiç iyi geçmedi. Emeklilerden kısılan kaynak asgari ücretlilere aktarıldı. Hatalı ekonomik politikaların uygulanması hayat pahalılığı krizini oluşturdu; krizin yanlış yönetilmesi, emeklilerin buradan en fazla zararla çıkmasına ve onlarla çalışanlar arasında maaş eşitsizliğine neden oldu. Ayrıca, yanlış ve eksik gösterge hesabı sonucu maaş bağlandığı için; aynı hizmet yılı, aynı gün sayısı prim yatıran 2000 yılı öncesi bir emekli ile 2000 yılı sonrası bir emeklinin arasında uçurum oluşturuldu. İtirazlar oldu ancak emekliler örgütlü olmadıkları için sesleri yeterince duyulmadı. Bazı cılız girişimler bu haksızlığın giderilmesinde etkili olamadı.

Geçmişteki birbirini takip eden programlarla zaman kazanılmış gibi görünse de bir türlü düzlüğe çıkılamadı. Kamu israfı ve inşaata yapılan harcama öncelikleri aşırıya kaçtı. Kemer sıkma politikaları ile gerçekleştirilemeyen yapısal politikalar ülkeye ekonomik açıdan bugün bile önemli katkılar sağlamış değil. Tek bilinen ve uygulanan yöntem zam, vergi, harçlarla emeklileri daha da fakirleştirmek oldu. Yaşanan hayat pahalılığı krizi içinde kısa ve uzun vadeli çözümler olarak onların gelirleri enflasyon nedeniyle bir nevi üstü kapalı vergilendirildi.

Özellikle son dönemde, yöneticilerini hiçbir vakit mağdur etmeyen emeklilere, yöneticileri dar bir ideolojik çerçeveden baktılar. Piyasalar kurallara ihtiyaç duymasına rağmen mevcut kurallar önemsenmedi. Dijital dönüşüme geçiş bir ülkeye inanılmaz katkılar sağlar. Gençlerimizdeki tutkunun verdiği enerji ışık hızına dönüştürülemedi. Gelinen noktada ise zamanla bu kabullenildi. Hiç şüphesiz ki, aşırı güven ve naif politikaların bunda payı çoktu. Yöneticiler son dönemde tercih ettikleri modele fazla güvendiler, hata yaptılar. Aldıkları kararlarla güya piyasalar kendilerini en iyi şekilde düzenleyebilecekti. Devletin piyasalara yeni uygulamalarla müdahalesinin olumsuz yönde etkisi oldu. Kibir kör noktalar yarattı. Nihayetinde uygulanan politikaların yanlışlığı kabul edilerek rasyonel bir modele geçilmesine karar verildi.

Kur artışları, enflasyonu yükseltti, onları zamlar takip etti, ücretlilerin gelirleri artırılmaya çalışıldı. Bütün bunların birbirini izlemesi bir sarmal oluşturdu. Yaşanan hayat pahalılığı krizine kısa ve uzun vadeli çözümler bulmak yerine geçici, zaman kazandırıcı yöntemler denenerek çare arandı. SGK, BAĞ-KUR, MEMUR emeklilerinin maaş iyileştirmeleri kuralsız ve adaletsiz biçimde uygulandı. Çalışanlara 6 ay için %86, kamu işçisine %45, asgari ücretlilere %34 artış sağlanırken, diğer 14.900 bin kişilik emekli grubuna %25 zam uygun bulundu. İşte toplumu altüst eden en büyük yaman çelişki, gelir eşitsizliği ve gelir adaletsizliğidir. Bunların olduğu bir toplumda sizce huzur olur mu? Bu dengesiz uygulama insanın aklına üstat Necip Fazıl Kısakürek’in gelir eşitsizliğini haykırdığı dizelerine bakalım:

“Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul,

Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.

Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa,

Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa.”   

İşte böyle anlatıyor gelir adaletsizliğini üstat. Ülke hızla derin yoksulluğa gidiyorken, bu noktaya getirenlerin hatasını hem unutuyoruz hem de bağışlıyoruz. Hata yapmanın en iyi karşılandığı coğrafyanın bu topraklar olduğuna şimdi iyice eminim. Üstelik her hatadan öğrenilenler öyle güzel anlatıldı ki, bu bile topluma başarılı olmayı öğrenmek olarak yöneticiler tarafından inandırıldı, vurgulandı.

Her devletin emeklilerinin mutlu olmasını, güvende olmasını, sağlıklı ve rahat yaşam sürmesini sağlamak görevidir. Çalışma hayatının sonunda oluşan maaş kayıpları yüksektir. Özellikle günümüz olağanüstü durumlarda emekliler devletin desteğine ve müdahalesine bağımlıdırlar. Kurallar onları keyfi yönetimden korur. Eğer emeklinin maaş artışlarını bir kurala bağlıysa sonuç bellidir. Aksi takdirde her yıl oluşacak artışlar, kuralsız ve yöneticilerin keyiflerine bağlı kalır.

Türkiye yüzyılı denen günümüzde, toplumumuz büyük bir sorunla karşı karşıyadır. Ufukta ekonomik fırtınanın kara bulutları beliriyor. Yeni ekonomi yönetimin bu fırtınayı dindirmesi hususunda toplum umutlu olmak istiyor. Belli çıkarları diğerlerinin üzerinde tutarak demokrasiyi bütünüyle altüst etmek sonuçta kimseye yarar getirmeyecektir. Herkes bu problemin aşılması için üzerine düşen görevi yapmak isteğindedir. Emeklilerin, dul ve emekli kadınların haklarını göz ardı etmek Türkiye’nin yüzyılı içinde oluşmamalıdır.

Yaşam emekliler için şimdi daha çok zor bir dönemece girmiştir. Özellikle sağlık ve bakım harcamaları çok pahalı durumdadır. Emeklinin vekili yurt dışında tüm aile efradını tedavi ettirirken, asil olan kendisi, şehir hastanelerinde saatlerce mecalsiz kuyruk beklemektedir. Muayene parası bile maaşının yarısına tekabül eden özel doktora gitmek ve tetkikler ettirebilmek hayal dışıdır. Yöneticilerini asla mağdur etmeyen emeklilerin enflasyona ezdirilmesi asla kabul edilemez.

Diğer taraftan ülkenin derin bir iktisadi krizin içene sürüklendiği yöneticilerce de kabul edilmiş ve kurtarıcı bir ekip aranmıştır. Politika yapıcıları bunları dikkate almak zorundadır. Gelinen noktada toplumsal/sınıfsal gerilimi artırmadan daha güzel ve mutlu günler yaşamak ülkenin tüm fertlerinin dileğidir.

Dostlukla…

Ali Akça

aliakca2009@hotmail.com

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Toplam 3 yorum yapıldı
..iyi günlerimiz mi?
Ekonominin gidişatından, başımıza gelecekleri görmek mümkün. Çileyi de en çok emeklilerin çekmesi kaçınılmaz. Başımıza, yönetmeyi bilen, gözü tok, bilgili, kültürlü, aydın kişiler gelmediği, özellikle bu vasıftaki yöneticileri seçecek seçmen olmadığı sürece başımız beladan kurtulmaz ve gelecek endişe verici olur. Her şey talan edildi, hammadde, enerji, kimya,makine teçhizat,vs.de bağımlılığımız devam edeceği sürece, dış ticaret açığımız borçla kapatılmaz, yeterince üretim ve katma değer e yaratılamaz. Bu durumda enflasyon ve yoksulluk kaçınılmaz olacaktır. İktidar sahipleri bunu görmek istemediğinden çare bulamıyor. Memura, işçiye ve emekliye verdiği zam ancak topladığı vergiler ve basılan paraların karşılığı olabilir. Refah payı zaten yok ve veremez de. Sevgili dostum,çok güzel ve güncel konuya temas ettin. Ancak, ülkede gerçek tedbirler yanında, adalet ve hukukun üstün olduğu güven ortamı sağlanamadığı, sosyal ve üretken devlet olmadığın sürece hayat emekliye hep dar gelecek
Yorum Ekleyen: Tayyar Süslü     23.07.2023 19:59:06
Harika bir yazı
Yürekten kutluyorum emeklilerin mağduriyetini ülkemizde yapılan ve yaşanan haksızlık ve adaletsizlikleri çok doğru ve çok acı bir şekilde ortaya koymuşsunuz yürekten kutluyorum. Bu doğru eleştirilere tahammül edemeyen siyaset ve parti körlüğüne düşenleri de konuyorum.
Yorum Ekleyen: Mehmet Bozdemir     23.07.2023 19:34:13
Tercüman
Emekliler zaten yorgun, buruk, gönülleri kırık… Gülmeyi unutmuş, insanlar mutsuz… Şarkıdaki gibi Yol yol yüreğim Yol verin gideyim Hallarım toy ama Sevdadır çiçeğim … Hallarımız toy da değil oysa; Türkiyem Türkiyem cennetim benim eşsiz milletim….di hani…???!!! Cennet denilen ülkemizde envai çeşit millet cennetin keyfini çıkarırken, benim "eşsiz milletim" kendi ülkesinde eziliyor???!!!Bu ne yaman çelişki böyle…???Filler tepinir… çimenler ezilirmiş…😞
Yorum Ekleyen: Emet     20.07.2023 10:18:48
Ali Akça
YAZARIN ÖZGEÇMİŞİ

Ali AKÇA, Uludağ İşletme Fakültesi'nden 1982 yılında mezun oldu. Fransa'nın Montpellier kentinde, Paul Valéry Universitési'nde 1982-84 yılları arasında dil eğitimi için bulundu ve muhtelif araştırmalar yaptı. 1984-1986 yıllarında yedek subay olarak askerliğini tamamladı. Fransa'nın Rouen Universitési'nde 1992-94 yıllarında İşletme Yüksek Lisansını tamamladı. Hazine Bakanlığı’nda 38 yıl çalışıp 2023 yılında emekli oldu. Şiir ve deneme yazıları yazmaktadır.

 

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya