KUR’AN DİLİ BİLİM DİLİ
MAKALE
Paylaş
23.02.2025 19:15
547 okunma
Prof. Dr. Celal Kırca

“Hak Dini Kur’an Dili”, merhum Elmalılı Hamdi Yazır’ın tefsirine verdiği bir isim. Derin dinî, kelâmî ve felsefî  kültüre sahip bir alimin,  bu ismi tefsirine ad olarak koymasının, rastgele ve sıradan  olmadığını; bilakis Kur’an’ın kendine özgü bir dil yapısı ve üslubuna dikkat çekmek için bilinçli  olarak  seçtiğini düşünüyorum. Kur’an üslubunun ve mantığının, insanlar tarafından üretilen dillerden ve üsluplardan farklı bir niteliğe sahip oluşu da bunu ifade ediyor. Nitekim insanlar tarafından üretilen din dili, bilim dili ve  felsefî dil ile  Kur’an dili mukayese edildiğinde  bu farklılık açıkça  belli  oluyor.

Kendine özgü bu dil yapısıyla Kur’an, insanların hem akıllarına, hem kalplerine, hem de duygularına hitap ediyor ve dinleyenleri ve okuyanları derinden etkiliyor. Özellikle insan-Allah ve insan-insan ilişkilerine dair  verdiği  bilgilerde  bu özellik daha  da belirgin bir nitelik arz ediyor. İnsan-kainat ilişkilerine dair verdiği bilgilerde kullandığı dil ve  üslubun ise bilim insanlarının kullandığı dile benzemeyişi de  bu farklılığın bir başka boyutunu gösteriyor. Nitekim şu örneklerde Kur’an dili ile bilim dili  mukayese edildiğinde, hem üslup farlılığı, hem de muhteva benzerliği  müşahede ediliyor:

1.“Kâfirler görmezler mi ki gökler ve yer birbirine bitişik idiler, onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Hâlâ iman  etmezler mi?” [1] (Kur’an Dili)

“Önce mekânda gazlardan müteşekkil çok büyük bulutlar vardı. Gaz bulutları sabit durmayıp döndüklerinden cazibe kuvvetinin te’sîriyle parçalanmıştır. Parçalanan bölümler de yine cazibenin te’sîriyle gitgide tekasüf ederek sıkışmaya başlamış, sıkışan ve dönen cisimler belirtildiği gibi küreye yakın şekiller almış; kesafetin artmasıyla içteki hararet de artmış, bu yüzden merkezde bulunan hidrojen helyuma dönmüş ve ışık, ısı neşretmeye başlamıştır. İşte bu bölünen, parçalanan gaz; küreleri, galaksileri, yıldızları ve güneş manzumesini meydana getirmiştir.” [2] (Bilim Dili)

2.“Sen yeryüzünü kupkuru görürsün. Onun üstüne suyu indirdiğimizde harekete geçer, kabarır ve güzel çiftten nebatlar biter.” [3] (Kur’an Dili)

“Rüzgârın sürüklediği bulutlardan inen yağmur, toprağı yumuşatarak bitkilerin yeşermesini ve büyümesini sağlar”. (Bilim Dili)

3.”Gerçek şu ki, Biz insanı balçıktan süzülmüş bir özden yarattık. Sonra onu (yaratma sürecinde) sağlam, korunaklı bir yere meni olarak yerleştirdik. Sonra da bu meniyi, aşılanmış bir yumurta olarak rahmin duvarına astık. Bir süre sonra bu aşılanmış yumurtayı bir et parçası (cenin haline) getirdik. Daha sonra da bu ceninde kemikler oluşturduk. Ardından bu kemikleri etlerle kapladık. Nihayet onu yepyeni bir varlık olarak dünyaya getirdik. (Sizi bu şekilde yaratmayı takdir eden) yüceler yücesi Allah ne mükemmel yaratıcıdır!” [4]  (Kur’an Dili)

“Döllenmiş yumurtaya zigot denir. Zigot ana rahminde annenin kanıyla beslenerek gelişimine devam eder. Kemik hücreleriyle et hücreleri birbirinden farklıdır ve kemik hücreleri et hücrelerinden önce teşekkül eder. Daha sonra cenin oluşumunu tamamlar.” (Bilim Dili,)

4.“Ay için de nihayet kuru bir hurma dalına döneceği menziller tayin etmişizdir.” [5] (Kur’an Dili)

“Ay, Dünyâ’nın yörüngesi boyunca kıvrım kıvrım dönerek yol alan bir yörüngeye sahiptir. Tıpkı bir sarmaşık gibi dönen, kıvrılan ve bükülen bir dal gibi. [6] (Bilim Dili)

5.“Biz semaları kendi gücümüzle kurduk; onu biz genişletmekteyiz.” [7] (Kuran Dili)

“Evrendeki galaksiler birbirinden uzaklaşmakta, uzay giderek şişmekte ve evren dev boyutları ile irileşip büyümektedir (Expanding Universe). [8] (Bilim Dili)

Bu örneklerden de anlaşıldığı kadarıyla Kur’an’da yer alan her konunun, ilgili bilim dalının diliyle değil de kendine özgü bir dil ile ifâde edildiğini gösteriyor. NitekimBiz yeryüzünü bir beşik, dağları da kazıklar yapmadık mı?[9] âyetini bir cahil, dağları, yere çakılmış kazıklar olarak anlarken; bir şair, yeri taban, semayı bir çadır, dağları da o çadırın kazıkları olarak görür. Bir edip ise, bu âyeti, edebî yönden ele alır ve yer ile dağların fizikî tasvirini yapar. Bir coğrafyacı da, yer küresini denizde yüzen bir gemi ve dağları da o geminin direkleri olarak düşünür ve onları, geminin dengesinin sağlayan bir unsur kabul eder. Bir sosyologa göre de, yeryüzü, hayatın kaynağı olan bir evdir ve bu hayâtın devamı için su, hava ve toprağa ihtiyaç vardır. Dağlar, suyun mahzeni, havanın temizleyicisi ve toprağın koruyucusu olduğundan, toprağın direği gibidir. Bir tabiat âlimine göre ise, yer küresinin içindeki bir takım boşluklar neticesinde meydana gelen titreme ve zelzelelere karşı dağlar, bir denge unsurudur .

Kur’an-bilim ilişkisine farklı açılardan bakan Kur’an yorumcuların,  Kur’an dili ile bilim dili arasındaki  bu farklılığı fazla da önemsemedikleri  ve dikkate almadıkları  anlaşılıyor. Nitekim kimi yorumcular, “Kur’an’da bilimsel ve bilgisel katkı amaçlı atıflar yoktur. Dolayısı ile Kur’an-bilim ilişkisinden söz etmenin bir anlamı da  bulunmamaktadır,” derken; kimi yorumcular da “Kur’an’da bilimsel nitelikli ayetler vardır. Ancak bu ayetlerdeki bilim anlayışı, tenzil dönemi anlayışı ile bağımlıdır, tenzil dönemi sonrasında ortaya çıkan bilimsel anlayışları ihtiva etmemektedir. Çünkü Kur’an indiği toplumu ve toplumun fikir seviyesini esas almıştır. Verilen bilgiler, bu dönemin anlayışını yansıtmakta ve bu nedenle de bu bilgileri bilimsel verilerle açıklamaya çalışmamak gerekir” düşüncesine  sahiptir.

Kimi yorumcular,  “Kur’an, farklı bir kulvarda, bilim ise farklı bir kulvar da giden iki araba gibidir. Mesela biri deniz aracı ise diğeri de kara aracıdır, aralarında bir bağ yoktur. Bu nedenle de Kur’an’da bilimsel bilgi aramak yanlıştır. Hatta abesle iştigaldir”  der ve din ve bilimin ayrı kompartımanlar olduğunu savunurken;  kimi  insanlar da “Kur’an’la bilim iki ayrı kulvarda olsa da Kur’an’ın verdiği bilgiler bilimle çatışmaktadır. Hatta Kur’an’da bir çok bilim dışı bilgiler mevcuttur”  görüşünü  savunurlar.

Kimi  yorumcular, “Kur’an mu’ciz bir kitaptır. O’nun icaz yönleri ise pek çoktur. Bunlar arasında bilimsel icaz da bulunmaktadır. Bilimsel icazdan kasıt ise “Modern bilimlerin ancak son asırlarda ulaştığı ve Kur’an’ın indirildiği çağ da beşeri vasıtalarla bilinmesi mümkün olmayan bazı gerçekleri Kur’an’ın haber vermesidir. Bu nedenle Kur’an’da bilimsel bilgiler mevcuttur” görüşüne sahip iken; kimi  yorumcular da, “Kur’an’da insan- kainat ilişkisine dair  verilen bilgiler, pozitif bilimlere katkı amacı taşamasa da bilimsel verilere uygun gelebilecek bilgileri ihtiva etmektedir. Bir başka deyişle bu tür ayetlerin birinci ve öncelikli amacı, modern bilimlere bilgisel ve bilimsel katkıda bulunmak olmasa da ihtiva ettiği anlamlarıyla, yani delaletleri ile bilimsel bilgilere zıt olmayan, tam tersine bilimsel bilgilerle bir uyum içinde olan bilgileri içermektedir. Nitekim Allah’ın varlığına kanıt olarak sunulan ayetler, bu neviden araç bilgileri ihtiva ederler.  Bu nedenle  bu ayetlerin de en az amaç bildiren ayetler kadar anlaşılması ve  açıklanması gerektiğine”  inanırlar.

Genel muhtevası ve üslubundan Kur’an’ın, olguların ve olayların “niçin” ini açıkladığı; bilimin ise olayların ve olguların “nasıl”lığını açıklamayı amaç edindiği  ve her birinin de  kendilerine özgü bir dil  mantığının olduğu anlaşılıyor. Nitekim Seneca’nın şu tespiti, buna bir örnek teşkil ediyor.

“Şimşek gözlemi  ve yorumu  hususunda Romalıları çok mahir, Turscilerden [10] farklı kılan husus  şudur: Biz şimşeğin bulutların (tesadüfen) çarpışması sonucunda  meydana geldiğine inanırız. Buna karşı onlar bulutların şimşek çakması için (Tanrı’nın iradesiyle) çarpıştığına inanırlar. Çünkü onların inancına göre her bir olayın arkasında Tanrı’nın iradesi vardır. (Yani hiçbir şey tesadüfî değildir.) Dolayısıyla Tursciler için şimşeğin çakması, kendi başına  fazla bir anlam ifade etmez. Bilakis önemli olan şimşeğin ortaya çıkış nedeni ve taşıdığı ilahî mesajdır. Onlar Tanrı’nın şimşek  üzerinden  insanlara bir  mesaj  verdiğine inanırlar” (Seneca, Questiones Naturales, II:32,1). [11]

Kur’an ise kendine özgü  bir üslupla şimşek konusuna şöyle temas ediyor:

Görmez misin ki, Allah bulutları sevk ediyor, sonra açıklarını giderip onları bir araya getiriyor, sonra onları üst üste yığıp sıkıştırıyor. Bir de görürsün ki bunların arasından yağmur çıkıyor. O, gökten, oradaki dağlar büyüklüğünde bulutlardan dolu indiriyor da onunla dilediğini vuruyor, dilediğinden de onu öteye çeviriyor. O bulutlarda çakan şimşeğin parıltısı ise nerdeyse gözleri alıverecek!” [12]  

“O’nun varlığının delillerinden biri de size, hem korkuya kapıldığınız hem de yağmur geleceği umuduyla sevindiğiniz şimşeği göstermesi ve gökten su indirerek onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesidir. Gerçekten aklını kullanmasını bilen bir toplum için bunda nice dersler ve işaretler vardır.” [13]

“Size şimşeği hem korku verecek hem de bereketli yağmurların müjdecisi olarak ümide sevk edecek şekilde gösteren ve yağmur yüklü ağır bulutları meydana getiren O’dur.” [14]

Sonuç olarak bilim, “şimşek çaktı, yağmur yağdı” derken; din, “şimşeği çaktıran da,  yağmuru yağdıran da Allah’tır”  diyor.  Dolayısıyla bilim, şimşeği ve yağmuru özne;  Kur’an ise şimşeği ve yağmuru,   nesne  olarak ifade ediyor. Konu aynı olsa da, konuya bakış ve  yaklaşım tarzında bir farklılık  bulunuyor.


[1] Enbiyâ, 21/30.

[2] George Gamow, The Creation of the Universe (Kâinatın Yaratılışı), Ter. Toygar Akman, Ankara 1961, s. 28.

[3] Hac, 22/5

[4] Mü’minûn, 23/12-14.

[5] Yâsîn, 36/39.

[6] Taşkın Tuna, Uzayın Sırları, İstanbul 1965, s. 63.

[7] Zâriyât, 51/47.

[8] Taşkın Tuna, Uzayın Ötesi, İstanbul 1995, s. 17.

[9] Nebe’, 78/6-7.

[10] Etrüksler

[11] G. Ahmetcan Asena, Türk Tanrı İnancı Üzerine 1, Ankara 2019, s.3; krş: Seneca, Doğa Araştırmaları, ter .C. Cengiz Çevik, İstanbul 2014, s.91

[12] Nur  24/43

[13] Rum, 30/24

[14] Ra’d 13/ 12

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya