Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasında yapılan Mekke Antlaşması... Mekke, Kabe'nin bulunduğu şehir. Kabe, Müslümanların kıblesi. Kıble yön demektir. Namaz kılmak için dönülen mekana isim ve terim olmuştur. Müslümanlıkta kıblenin değiştirilmesi, yeni bir toplum oluşturulmasına en büyük delillerden biridir. Müslümanlar, başka toplumlara uyuntu olmayacaklar, kendi toplumlarını inşa edeceklerdir. Doğru yol üzerinde yürüyen bir toplum!
Dünya meşguliyetlerinin en vazgeçilmezi, mal ve evlat sevgisidir. Bu sevginin dozunu gereğinden fazla artırdığında İnsanoğlu, iyiliklerden ve hayır yollarından geri kalır.
Dünyanın bir bölgesinde, halkı ile mutlu bir hayat yaşayan bir kral varmış. Büyücüler bu mutluluğu kıskanmışlar ve halk ile kralın arasını açmaya karar vermişler. Ve nihayet halkı krala isyan eder hale getirmişler. Bunun için ne mi yapmışlar? Cevabı yarın.
Büyücüler bakmışlar ki halk devamlı bir çeşmeden su içiyor. Büyücüler o çeşmeyi zehirlemişler. Zehirli çeşmeden su içen halka bir haller olmuş ve krala karşı gelmeye başlamışlar. Peki, buna pek üzülen kral ne yapmış? Cevabı yarın.
Kral takip etmiş, bu halka ne oldu? Ne oldu da bana böyle karşı geliyorlar diye sormuş, soruşturmuş, araştırmış. Ve sonunda, o zehirli çeşmeden su içen halkın delirdiğini anlamış. Peki, buna karşı Kral ne yapmış? Cevabı yarın.
O zehirli çeşmeden su içerek deliren halka karşı kralın yaptığı şey gayet basit. Gitmiş o da o çeşmeden su içmiş ve o da halkı gibi delirmiş. Böylece halkı ile bütünleşmiş ve yeniden mutlu bir hayat yaşamışlar.
Kral hikayemiz dün bitmişti. Kıssadan Hisse! Güzel tepkiler aldım. "Delilik ne güzel" diyenler yanında bazı okurlarım gene de soruyorlar: Ne yani, mutlu olmak için biz de o kral gibi delirelim mi? Hayır! Üzülsek de Doğruları, Hak ve Hakikati, İnsaniyetin icaplarını ve Memleketin gerçeklerini ilim zihniyetinden ayrılmadan, tek başımıza da kalsak, bıkmadan, usanmadan, yorulmadan kahramanca savunmaya devam edeceğiz. Selamlar, sevgiler..
Osmanlı Devleti'nin merkeze bağlı vilayetlerinde mülki taksimat ve idare sistemi Fransız sistemi örnek alınmak suretiyle kurulmuştu. Bu sistem Fransa'nın ihtiyaçlarına göre hazırlanmıştı. Fransa dediğiniz yer ancak 2-3 Osmanlı vilayeti kadar bir sahaya malik ve nüfus müşterek bir kültüre sahipti. Oysa Osmanlı Devleti bir imparatorluktu, halk da ortak bir kültür vücuda getirememişti.
Osmanlı coğrafyasının çeşitli bölgelerinde dili, dini, sosyal durumu ve gelenekleri çok farklı topluluklar yaşamakta idi. Onları imparatorluk bünyesinde tutan kuvvet ise devletin sağlamış olduğu Sulh ve Sükun (barış ve rahatlık) ile Refah idi.
Fransa'dan hazır elbise gibi alınan Mülki İdare Sistemi'nin, Osmanlı İmparatorluğu'nun coğrafi ve sosyal bünyesine uymaması, bazı hallerde tatbikat bakımından güçlükler ve zorluklara yol açması tabii idi. Fransa ancak birkaç Osmanlı vilayeti genişliğinde olmasına rağmen 86 vilayete, Osmanlı İmparatorluğu ise 30 vilayete ayrılmıştı.Tek başına Trablus-Garp vilayeti aşağı yukarı(1000000Km2) Fransa'nın iki misli kadardır. Ulaşım ve haberleşme vasıtalarının yetersizliği yönetimi güçleştiriyordu.
Coğrafyalarımıza ve sosyal bünyemize uyar mı uymaz mı demeden Fransa'dan (Batı'dan) kurumlar ve sistemler iktibas edildi. Peki ama hiç olmazsa o sistemin ruhunu kavrayan ve bilen adamlar yani yöneticiler yetiştirilebildi mi? Hayır! Tanzimat zihniyeti onu da yapamadı.
Asıl İzzet (değer, kıymet, yücelik) yemekte değil, yedirmektedir.
Hizmet etmesini bilmeyen Efendi olamaz.
Milletlerin de gecesi gündüzü olur. Onlar da, bu değişen alemde, bazen gecelerin sükunet avucunda dinlenir gibi dinlenir ve sonra gündüzlerin aydınlığında (gerçeklerin ışığında) uyanır gibi gözlerini açarak uyanır. İşte Türkiye! Bu aziz millet Uyanış vetiresine girmiştir, birgün mutlaka ayağa kalkacaktır.
İsrail'i takma Türkiyem! Senin yürüyüşün, etraftaki köpeklerin havlamasına aldırmadan, aralarından salına salına geçerek yoluna devam eden Aslan yürüyüşü gibi olsun.
"İsrail'i takma Türkiyem" yazısına bazı okurlarım, yumuşak olduğundan bahisle, başım üstüne kabul ettiğim eleştiriler getirdiler. O eleştirilere karşı aşağıdaki zaruri açıklamayı yapma ihtiyacı hissettim: Türkiye'nin acil ihtiyacı sulh ve sükun ve barış ortamıdır. Savaş şimdilik Türkiye'nin işine yaramaz. Selamlar.