Çatışmaların, şiddetin ve silahın egemen olduğu bir kültürde ve kimlikte barış çok derin anlamlar ifade etmemektedir. Barışın çözüm ve yol olarak anlaşılması için zihniyetin barışa yönelimli olması lazımdır. Barış yönelimli zihniyetin temel kabulu şudur: Barış, yöndür ve yoldur. Çatışma yönelimli zihniyetin temel kabulü ise tamamen zıd bir karakter göstermektedir: Çatışma yöndür ve yoldur. Barışı yol ve yön olarak kabul eden zihniyet, sorunların ve çatışmaların barış perspektifi çerçevesinde çözüme kavuşturulmasının arayışında olur. Barış yönelimli bir zihniyete ve kültüre sahip olmak için barış yanlısı sosyal ve eğitimsel bağlamların olması lazımdır. Barış yönelimli zihniyeti destekleyen bir sosyal ve eğitimsel bağlamın yokluğu durumunda, barış adına söylenilen ve yapılan hiçbir şeyin derinliği, sahiciliği ve kalıcılığı olmayacaktır.
Barış, sadece politikacılara bırakılmayacak kadar çok önemli bir iştir. Barışın sadece politikacıların tekelinde olduğu, barışa dair bütün girişimlerin politikacıların iktidar mücadeleleri bağlamında kurgulandığı bir ortamda, barış sadece şark kurnazlıklarını örten bir maskeden öte bir işlev görmeyecektir. Barışın bir zihniyet, kültür ve kimlik olarak içselleştirilmesi, anlamlandırılması, anlaşılması ve anlatılması çok önemlidir.
Barışın gelişmesi için uygun ve olumlu bir psikolojiye ihtiyaç vardır. Barış yanlısı psikoloji, güven ve işbirliğini esas alan psikolojidir. Bir toplumun insan sermayesi ve kaynağı, ancak güven ve işbirliğiyle oluşturulabilir. Irksal, kabilesel, etnik, dinsel, mezhepsel, cinsel ve kültürel çatışmaların ateşini yakmamak konusunda özel bir duyarlılık, barış yanlısı psikolojinin temel bir özelliğidir. Ağzından kan damlayan, tehditlerle ve güç gösterileriyle herkese diz çöktüreceğini iddia eden söylemlerin, barışa hiçbir katkısı olmadığı gibi, çatışmayı besleyen ve derinleştiren bir etkisi bulunmaktadır.