Cehalet, dünyamızı ve insanlığımızı çölleştiriyor. Cehalet ve vahşet, bütün dünyada egemen güç olmaya başlarken, medeniyet ve akıl ise büyük bir gerileme içinde bulunmaktadır.
Cehalet, dünyamızı ve insanlığımızı çölleştiriyor. Cehalet ve vahşet, bütün dünyada egemen güç olmaya başlarken, medeniyet ve akıl ise büyük bir gerileme içinde bulunmaktadır. Cehalet ve vahşet, kolaylıkla kendisini kutsallaştırabilmekte, sorgulanmaz ve mutlak hale getirebilmektedir. Cehalet ve vahşetin en büyük özelliği kabileci (tribalizm) olmasıdır. İnsanlığı ve dünyayı kabileci bir zihniyet içinde algılayan cehalet, dünyayı bir yangın yerine çevirmektedir. Şu anda dünyayı, cehalet yönetmektedir.
Bugün dünyayı kasıp kavuran en tehlikeli salgın ve kanser, kendisini mutlak olarak kutsal, doğru ve mükemmel olarak dayatan bedevi cehalet ve vahşettir. İnsanlığın ahlakını, maneviyatını, bilimini, felsefesini, aklını ve sanatını zehirleyen ve çürüten bedevi cehalet ve vahşet, kendisini farklı şekillerde değişmez kimliklere ve kültürlere dönüştürmektedir. Kültürü ve kimliği savaşın ve şiddetin kaynağı haline getiren her şey, bedevi cehaletin ve vahşetin ürünleridir. Medeniyet ve cehalet arasındaki derin uçurum, günümüzün ve yarının en önemli çatışma hatlarının oluşmasına neden olmaktadır.
Bedevi cehalet, hayata, dünyaya, doğaya ve insana dair her şeyden nefret etmekte ve öfke duymaktadır. Bedevi cehalet, öfke ve kinini tatmin etmek için her şeyi yıkmakta, sürekli kan akıtmakta, sınırsız hegemonya istemekte, siyaseti, ticareti, toplumu, kısacası her şeye hakim olma hırsı ve kaprisiyle dolu bulunmaktadır. Bedevi cehalette hukuk, demokrasi, çoğulculuk, barış yoktur. Bedevi cehalette, fanatizm, şiddet, taassup, savaş ve talan vardır. Bedevi cehalet, kendisini tek kimlik ve kültür olarak dayatırken, düşman olarak gördüğü farklı kültürleri ve kimlikleri de karanlık ve sahte medeniyet olarak tek blok olarak kodlamaktadır.
Cehaletin tek politikası ve pratiği, kendisini okul, aile, gelenek ve silah başta olmak üzere her türlü kurumla ve kaynakla güçlendirmektir. Her zamana ve mekana uygun olan silahlarla kendini donatmak ve cehalete hizmet edecek köle güruhlar yetiştirmek, cehaletin olmazsa olmazıdır. Bir kimlik, kültür ve zihniyet olarak cehalet, kendini mühürlemiştir, kapalıdır, katıdır ve değişmezdir. Cehalet, bütün soruların kendisinde hazır olduğunu iddia etmekte, dışarıda aranılacak, araştırılacak ve anlamlandırılacak bir şey olmadığını söyleyerek bütün kapıları ve pencereleri kapatmaktadır. Cehaletin içine hiçbir şey girmemekte, ancak cehaletten dünyaya bütün karanlıklar ve kirler saçılmaktadır. Cehalet, insanlığın farklı kimlikleri, kültürleri ve medeniyetleri arasındaki etkileşimin, iletişimin, karşılıklı üretimin ve paylaşımın imkanlarını ortadan kaldırmaktadır.