“Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini..” 2.
MAKALE
Paylaş
30.03.2026 16:01
325 okunma
Av. Sabri Turhan

Sivas Kongresi ,bir dönüm noktası oldu. Orada mandacılık fikri tamamen ortadan kalktı .Bütün kongreler,  Anadolu ve Rumeli Müdafa-i  Hukuk Cemiyeti adı altında birleşti. Düzenli orduya geçiş ve asker toplama kararı alındı ve Heyet-i  Temsiliye  adı altında  bir kurul oluşturularak işleri yürütme ve yönetme görevi ,bu heyete  tevcih edildi. Bir bakıma hükümet görevi …

Artık bundan sonra işler tek merkezden yönetilecek ,bir karar mercii olacak, dağınıklık ortadan kalkacaktı. İlk iş olarak, Ali Fuat Paşa, Kuvvay-ı Milliye Komutanı olarak atandı. Paşa özelikle Batı Anadolu’daki gönüllü ve bağımsız grup liderleri ile görüştü.  Efelerle ve Çerkez Ethem ile görüştü. Onları birlik olmaya  çağırdı. Bir taraftan da asker toplamaya girişildi.  Böylelikle ileride düzenli  ordu kurulacaktı.

“Bak beyim !.. Düşman aha şuraya gelse, ben çift sürmeye gene devam ederim”

Asker toplamaya 1920’de başlandı. Bütün komutanlar, bütün vatanseverler  asker toplamaya katıldı.

Gazi Paşa, jeep ile yoldan geçerken, çift süren köylüleri gördü. Araçtan emir eri ile inip onlara doğru yürüdü. İlk karşılaştığı  adama, Yunan’ın İzmir ve  Batı Anadolu’nun bir çok yerini işgal  ettiğini, zaten İstanbul’un da işgal altında olduğunu, vatanı  kurtarmak için asker topladıklarını söyledi.

Köylü, Gazi Paşa’yı tanıyamamıştı. Zira o zaman  O, bu kadar ünlü değildi. Gazete ve diğer resimli yayın organları da köye gelecek olsa bile okuma  yazma da olmayınca bir işe yaramayacaktı .Adam, kiminle konuştuğunu bilmiyordu. Eliyle terini  silerek, “..benim abim Yemen’de  şehit düştü. Yengem, 5 çocuk ile bize  sığındı. Ellerinden öper, 5 çocuk da bende var. Etti mi, 13. Bir de ihtiyar anam var. 14... Ben 14 nüfusa bakıyorum. Şu saban  bizim ekmek teknemiz. Biz buna  muhtacız .Bak ! Beyim! Düşman aha şu tarlanın  başına gelse,  ben gene de çift sürmeye devam ederim” dedi.Bu, köylünün hayata bakışı idi. Aynı zamanda savaştan bıkmış  Anadolu‘nun hal-i pür melali idi.

Kısa zamanda; “konu vatansa gerisi teferruattır” diyen  on binlerce vatan evladı askere yazıldı.  Anaları  onların  başına kına çalıp vatana kurban olmaya yolladı.

Hızla asker topluyoruz..

Askere almalar 1921’de hızlandı. Gönüllü birliklerle Efelerle  iyi bir koordine vardı. Gönüllü birliklerin  en büyüğü Çerkez Ethem kuvvetleri idi. Çerkez Ethem ,Ali Fuat Paşa ile iyi ilişki kurdu. Her işte O’na danışıyordu. Ali Fuat Paşa da Kuvvay-ı  Milliyecileri sevdi. Başına onların  sembolü kalpak taktı.(Bu kalpak ileride  başına dert açacaktı) Henüz daha düzenli ordu randımanlı  çalışacak halde değildi.

Düzenli ordunun sistemi  tam oturtulamamıştı. Ama vatanı  canla başla savunacak  kahramanlar vardı.

6 ocak 1921’da bir Yunan alayı, İnönü  kasabasını  işgale yeltendi. Savaş 4 gün sürdü. Sonra aynı alay iki ay sonra 23 Mart günü gene İnönü’ye  saldırdı. Bu savaş da 4 gün sürdü. Yunan gene  püskürtüldü.

Konudan biraz uzaklaşıp bunu anlatmamın sebebi  şudur: Ordumuz iki-üç sene durağanlıktan sonra kendine yeni yeni geliyordu. Daha askerliğin bazı unsurları tam kurulmamıştı. Mesela, istihbarat ağı  mükemmel değildi.

Yunan alayının  bazı unsurları  İnönü ilçesinin içine girip saldıracak, işgal edecek yerler ararken, sağa sola korkak bakışlarla ilerlerken, arkadaşları ile sokakta  top oynayan bir çocuk bunları gördü. Babası Tapu Memurluğunda  çalışıyordu. Hemen  babasının yanına koştu .Babasına;  “.. baba baba !..  Bizim sokakta bizim askerlere benzemeyen askerler var” dedi.

Tapu memuru, hemen Ankara’da  bir yerleri aradı. İnönü Savaşı böyle başladı. Yani İnönü’yü bir çocuk kurtardı. Askeri  birliklerimiz ve ordumuz  eski  tecrübe ve  bilgilerini  hatırlaya hatırlaya  ilerledi  kesin zafere.. 

Gönüllü birliklerin  ve efelerin hepsi, düzenli orduyu destekledi. Hepsi  Ankara’nın emrinde olduğunu bildirdi. Demirci Mehmet Efe, Gazi  Paşa’ya  telgraf çekerek  bağlıklarını bildirdi. Savaş sürerken ve savaş sonrasında  hiç bir kapris göstermeden Nazilli’de  sakin bir hayat yaşadı ve öldü. Yörük Ali Efe de 

Yunan’a karşı savaştığı  dağları titretmişti ama, Aydın Dağlarında her taşa basan adam,  son anda iki bacağı  da sağlık sebeplerinden kesilmişti. Koca Efe ayaksız öldü.

Düzenli  orduya katılmak istemeyen, aykırı  hareketler  yapan, yan çizen , düzenli orduya   kalmazsa 2. bir  silahlı gücün devlet içinde ne anlama  geleceğini izah  edemeyen, aslında ne istediğini bilemeyen  biri vardı: Çerkez Ethem…

Devletin  yapmadığını yapan adamın hali..  

Çerkez Ethem aslında, ilk zaman büyük başarılar  elde etti. Büyük hizmetleri  oldu.  Yunan ordusuna  karşı kahramanlıkları  oldu.  Kendi seyyar birlikleri ile Gediz’i, koca Yunan ordundan  aldı. Mücadele ateşinin ilk başladığı günlerde, milli mücadeleye  karşı gelen Anzavur hareketini ortadan kaldırdı.  Düzenli ordu tam teşkil  edilmemişti. Yozgat’ta Çapanoğlu isyanı çıktı. İsyanı bastıracak gücümüz  yoktu. Gazi Paşa, Ethem’i arayarak; “..bu isyanı  bastır” dedi. Çerkez Ethem ordusu ile ve trenle Ankara’ya geldi. Gar’da Gazi Paşa kendini ı karşıladı  .Yozgat’ta Çapanoğlu  isyanı batırıldı. Çerkez Ethem’ e karşı halk arasında  büyük sevgi yumağı oluşturdu.

Çerkez Ethem’in kuvvetleri  5.000 civarında idi. Askerlerinin  hepsi köyden ve  tarladan  gelmiş vatansever insanlardı. İçlerinde  Osmanlı ordusunda muvazzaf subay olarak çalışmış olan  Ethem’in ağabeyleri  olan Tevfik ve Reşit beyler de  vardı. Diğer komutanlar sıradan  insanlardı. Çolak Hayri, Topal Nuri ,Gördesli  Makbule, Makbule’nin kocası  Ahmet  gibi. Ama hepsi vatansever  insanlardı.

Bir safhadan sonra Ankara  ile iyi geçinen  Ethem, ufak tefek,  kimine göre  konu bile olmayan küçük konularda aykırı fikirler söyledi. O, baştan; savaşın gerilla  şeklinde olmasını istiyordu. Tam kendine uygun  gezici  ve  seyyar birliklerin  haline göre bir karşı koyma..  Askeriyedeki  disiplini beğenmiyordu.  İsmet   Paşa’nın altında çalışmak istemiyordu . Ordunun işleyişinin   kendi askeri anlayışına ters  olduğunu söylüyordu. Bir de düzenli orduda Ethem’in ne istediği  konusu vardır. Kendine önemli bir yer istediği konusu, yaptığı bir  baskın ile tezat arz etti.

Bir gün yanındaki bir grup ile Çerkez Ethem, Eskişehir’deki  Garp Cephesi Komutanlığını bastı. Nöbet tutan askerleri  tesirsiz hale getirdi. Garp Cephesi Komutanı  İnönü’nün  odasına girdi. İsmet Paşa korktu. Ama, O’nu iyi karşıladı. İsmet Paşa; Ethem’e ; “..sana tuğgenerallik verelim “ dedi. Çerkez bunu kabul etmedi. Ne istediğini de söylemedi. Sonra odadan çıkıp gitti. Makam isteme,sürekli karşı çık. Ne istiyorsun be adam derler hani…

Ethem bu halde iken hala O’na sevgisi olduğunu beyan eden  ve hala Kuvvay-ı Milliyecilerin kalpağını  giyen Ali Fuat Paşa’nın tavrı Ankara’da  hoş karşılanmıyordu.

Ali Fuat Paşa, daha  fazla problem olmasın  diye 19.2.2020’de Moskova Büyükelçiliğine  tayin edildi.

Paşa’nın arkadaşları, O’na ;“ hayırlı olsun..Ethem’i  de  yanında götür,  artık “ diye alaylı espri yaptılar.  O tarihten sonra ( istenmeyen  diplomatlar Moskova’ya  sürülür diye hariciyede  bir usul gelişti.Fahri

Korutürk’ün  Moskova büyükelçiliği de  bunun gibidir.)

Çerkez Ethem, kahramanlık ile vatan hainliği arasında kaldı

Çerkez  Ethem, Ankara’yı  bıktırdı. Düzenli ordu O’nu yakalamak için defalarca peşinde koştu. Ethem, bu işin olmayacağını anladı.(Devam edeceğim)

 --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Hurufat Bilgi: 1. 27 Mayıs  1960 ihtilalinde  Fahri Korutürk, Deniz Kuvvetleri  Komutanı  idi. Korutürk İhtilale katılmadı. Bütün komutanlar Genel Kurmay Başkanı Endelhun  ve diğerleri tutuklandığı halde Korutürk tutuklanmadı.  İhtilalciler Korutürk’ten gene de  rahatsız oldular. Gözden uzak dursun diye Moskova  Büyükelçiliğine  gönderdiler. Yukarıda Ali Fuat Paş Olayını anlatırken geçen konu budur.

2. 27 Mayıs ihtilalinden sonra 2 kere ihtilal girişiminde bulunan  Albay Talat Aydemir, Çerkez Ethem’in yeğenidir.  

 

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya