Akıl sağlığı, delilik ve meczupluk…
MAKALE
Paylaş
08.08.2026 21:14
1.069 okunma
Av. Sabri Turhan

Akıl sağlığını yitirmeye delilik denir. Deli insanın mümeyyiz vasfı yoktur. Deliler ayırt etme gücünden yoksundur.

Peki, insan akıl sağlığını nasıl yitirir? Bu, travmaların art arda gelmesinden olur. İnsanın çocukluğundan itibaren takatinin üstünde olaylarla karşılaşması mümkündür. Bunlar insan beyninde büyük hasarlar meydana getirir.

Zamanla konuşmalar ve eylemler normal insana göre farklılıklar gösterir. Bu, farklı şekillerde başlar rahatsızlık ilerledikçe hareketler tuhaflaşır.

Lafı uzatmadan 93 günlük padişahımız 5. Murat’ın nasıl delirdiğinin anlatımı konuyu açıklamaya yetebilir.

5. Murat parlak bir şehzade idi. Amcası Abdulaziz ile ilk defa yurtdışı gezisine katıldı. Yabancı dil bildiği için Avrupalılara Fransızca sempatik konuşmalar yaptığı için gezide çok sevildi. Avrupalılar padişahtan çok şehzade Murat’ın etrafında öbek öbek gruplar oluşturdu.

Bir süre sonra Padişah Abdulaziz iki bileği de kesilerek öldürüldü. Suçlular “intihar etti” dediler. Oysa bir elini kendi kesse, öbür elini kesik eli ile kesmesine imkan yoktu. 

İlkin bu olay, şehzade Murat’ın şoka girmesine sebep oldu. Aynı olayın padişah olduğunda kendi başına da gelebileceğini düşünerek bir korkuya ve evhama düştü. Sonra bir Çerkez Hasan olayı oldu, stres arttı.

Abdulaziz’in yerine padişah koltuğuna oturmak üzere Has Oda’ya götürülürken öldürmeye götürüyorlar sandı. Padişahlık istemem, kan istemem diye bağırdı. Geleneksel kılıç kuşanma törenine gitmedi. Kendini denize atmak istedi. Devlet lehine olan evrakları, kendi ölüm fermanını onaylatıyorlar sandı ve imzalamadı. Sonra doktor raporu ile tahttan indirildi. Çırağan Sarayı’na kapatıldı. Burada 28 yıl daha yaşadı. Son zamanlarında biraz düzelme belirtileri gösterdi. Sessiz sessiz durdu. Durmadan kitap okuduğu söylenir.

Şimdi burada duralım…

Sultan için hiç tedavi yöntemleri uygulanmadı mı? Elbette uygulandı ama akıl sağlığı konusunda şimdiki gibi bir hap, bir kapsül veya bir iğne o zamanda yoktu. Yani akıl sağlığının yerine gelmesi için biyolojik bir ilaç yoktur.

Akıl hastaları için daha ziyade zihne huzur veren uygulamalar vardır. Mesela, 5. Murat sürekli dinlendirildi. Gece yarılarına kadar ve bazen sabahlara kadar Marmara Denizi’nde vapurlarla gezdirildi. İyi gelir diye.. Günlerce ve günlerce… Ama düzelme olmadı.

Eskiden Osmanlı’da bimarhaneler vardı. Bimarhaneler akıl hastalarının hastanesi…

O zamanlar belki şimdiki gibi sakinleştirici uygulamalar gene vardı. Sakinleştirici uygulamaların en etkilisi; hastanın durumuna göre Türk Sanat Müziği dinletmektir.

Ruhu, zihni ve beyni dinlendiren Türk Sanat Müziği’dir. Derler ki; Türk Sanat Müziği Rast Makamı hastaya ve herkese huzur ve neşe verir. Kuçek Makamı duyarlılık verir. Ruhavi Makamı ikindi vakti sonsuzluk hissi verir. Hicaz Makamı alçak gönülüllük verir. Saba Makamı kuşluk vaktinde cesaret verir. Buzurk Makamı vesvese ve korkuya karşı cesaret verir. Nihavend Makamı kuvvet ve dinlenme hissi verir. Neva Makamı kötü düşünceleri uzaklaştırır.

Hastasını iyi tanıyan hekim Türk Sanat Müziği’nin bu makamlarını hastanın durumuna göre uygular. Ona Hicaz dinletecek ise Hicaz çaldırır. Rast dinletecek ise Rast çaldırır. Burada saz üstadının, dinleyenlerin ve tabibin tavırları da hasta üzerinde ayrı bir etki yapar.

En önemli hasar beyne giden sinirlerin zedelenmesidir. Bu beyinde de hasar yapar. İnsanın bir çok organının yerine yenisi takılır. Kalp nakli bile yapılır, fakat sinirlerin tamiri yoktur. Zarar değişik yollarla asgariye indirilebilir. Akıl hastası zararsız bir insan haline getirilebilir.

Bir de meczupluk vardır…

Meczup deli değildir. Ama toplumda değişik hareketler yapana “deli” anlamında meczup denir. Dediğimiz gibi meczup deli değildir. Meczup, adı üstünde cazibeye kapılmış kimsedir.

Peki neyin cazibesi?

Kainattaki muazzamlıklara, insan aklının alamayacağı harikuladeliklere derinden vurulmaktır mezcupluk. Mesela kainatın şu hali, gök kubbenin direksiz bir şekilde üzerimizde durması, güneşin ve ayın devri daimi herkese göre ayrı ayrı ilgi odağı olabilir. Yaratılmış her şeye herkes, farklı bakabilir. İnsan bu farklılığın cazibesine kapılabilir.

İnsan gönlünün genişliğinin aklın önüne geçmesi, meczupluğu ortaya çıkarır. (Bu izah İskender Pala’nın Katre-i Matem kitabında uzun uzun anlatılır.) Yani meczup gönül aklı kafa aklına galebe çalandır. Meczuplar normal insandan biraz farklıdır. Kafa aklı denetlenebilir. Gönül aklının ise sınırı yoktur.

Evet. Bir kafa vardır, bir de gönül… Bir kafa aklı vardır, bir de gönül aklı. Biliyorsunuz, gönül gözü bile vardır.

Kalın sağlıcakla…

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya