Özgürlük Üzerine-II
MAKALE
Paylaş
28.03.2023 14:19
814 okunma
İlhan Akkurt

Bizi kendisine mahkûm edip özgürce davranışlar yapmamızı sınırlayan şeyler, öncelikle hayatımızı sürdürmek için gereken fizyolojik hayati ihtiyaçlarımızdır. Bunlar, fiziken varlığımızı sürdürmek için bağımlı olduğumuz hayati ihtiyaçlarımızdır. Bir de hayati ihtiyacımız olmadığı halde, aksine hayatımız için tehlikeli olan, bize faydadan çok zararı olan bağımlılıklarımız da vardır. Her bağımlılık özgürlüğümüzü kısıtlayan bir prangadır ve her bağımlılık bir köleliktir. Hele bu bağımlılık gönüllü olursa, bağımlı olduğun şeyi bir nevi tanrılaştırmış olmaz mıyız? Bunlardan başka bu ihtiyaçlarımıza ulaşmamızı engelleyerek özgürlüğümüzü kısıtlayıp, bizi kendine bağlayan ve düşünce hayatımızı manipüle eden güçler vardır. Bunlar kendi dışımızda bir gücün düşünce ve davranışlarımız üzerindeki hâkimiyetidir. Bu güç odakları hakkımız olan şeylere kolayca ulaşmamızı engeller, onları gasp eder ve yaşam hakkımızı kısıtlar veya yok eder. O zaman şu soruyu soralım: “Bizi bir sürü şeye bağımlı kılan kapitalizmin vadettiği şey özgürlük mü yoksa esaret midir?” Bu özgürlükse, her yanı bir yerlere bağımlı bir özgürlük değil midir? Gerçek özgürlüğün aslı, bu güçlerin hâkimiyetinden kurtulup, kendi kararlarımızı kendimiz alıp, varlığımızı sürdürmek için gereken ihtiyaçlarımıza hakkımız ölçüsünde ulaşıp “iyi şartlarda yaşamak”tır. Kendimize maddi-manevi iyi bir hayat kurmamızdır. Konu döndü dolaştı insanın cennete şeytanla imtihanına geldi.

Allah insana ne demişti, “Bu bahcede  hiçbir şeye muhtaç değilsin” yani mutlak özgürlüğe yakın bir durum. Şeytan onu nasıl kandırıyor, “ölümsüz olma” ile yani Tanrı gibi olma, yani hiçbir şey bağımlı olmayan “mutlak özgürlük” vaadiyle. Neyle kandırdığı önemli değil, önemli olan ne için kandırdığıdır. Aslında şeytan insana verilmiş olan özgür seçim gücünü test eden bir varlıktır. Şeytan/kötülük olmazsa özgür seçim de olmaz. Cenette hiç bir şeye bağımlı olmadan özgürce yaşayabilirsin ama özgür seçim yapamazsın. Yani seçeneklerin arasında kötülük ve yanlış olan bir şey bulunmamaktadır.  Seçimlerin daima iyi ve doğru olabilir ama tabildottan seçimdir. İnsanın dünyaya inmessiyle daha fazla özgür seçim yapabilecek ortam sağlanmıştır.   Burada, insandan istenen özgür iradesiyle, başka yollara sapmadan bu doğru bilgiler istikametinde kararlar almasıdır.    

Sonuçta şeytanın insane yatığı bu manipülasyonu neticesinde insanın mutlak özgürlüğe ulaşmak amacıyla verdiği yanlış karar, onu mutlak özgürlüğe yakın bir durumdan, çevresine bağımlı hem maddi hem de manevi olarak daha az bir özgürlük düzeyine düşürmüştür. Bu kıssada son derece önemli bir gerçek vurgulanıyor. İnsan ona verilmiş aklı sayesinde, aklını en doğru bir şekilde kullandığı, çevreden gelecek manipülasyonlara kanmadığı ölçüde özgür bir varlıktır.  Fakat aklımızı ne ölçüde doğru kullanıp ne ölçüde özgürce yaşayabiliyoruz?  Konunun daha iyi anlaşılması için basit bir örnek verirsek; aklımız yerine hislerimize kapılıp, yanlış bir karar verip suç işlediğimizde hapse düşerek, özgürlüklerimizin kısıtlanması bu konuyu açıklayan çok iyi bir örnektir.

Bu durumda geldik bu dünyadaki en önemli konuya, hayatımızı/faaliyetlerimizi yönlendiren kararlarımızda ne kadar özgür olduğumuzdur. Sorun şu: Hırslarımız, zevklerimiz ve birilerinin manupilasyonları aklımızın önüne geçip karar vermemizi etkiliyor mu, aklımızı doğru kullanabiliyor muyuz, birileri aklımızı manüpile ediyor mu? İç özgürlüğümüz etki atında mı?  

Hayati ihtiyaçlarımıza olan bağımlılıklarımızı hariç tutarsak, gerçek bir özgürlük öncelikle fikir, düşünce ve irademiz üzerinde bir baskı ve yönlendirme olmaması, yani tercihlerimizin birilerinin yönlendirmesine göre olmaması değil mi? Bakın, özgürlük konusunda ünlü bilim adamı Albert Einstein ne diyor: “İnsanın filozofik anlamdaki özgürlüğüne hiç de inanmıyorum. Her birimizin davranışları, yalnız dış baskıların değil, içten gelen (nefsin etkileri) ve birtakım zorlukların da etkisindedir.” Hata daha da ileri giderek, “Bir insan istediğini yapar, ama istediğini kendi isteyemez” der.(1) Yani “seçimlerimizi etkileyen var” diyor. Bir de şunu okuyalım: “Telkin sanatının püf noktası şudur: İnsanda bir yandan ona sadece bir şey sunulduğu ve önerildiği, ama seçimin onun irade özgürlüğüne ve karar gücüne bırakıldığı izlenimi uyandırılırken; öte yandan da irade özgürlüğü ve karar gücü manipüle edilir. Böylece insane, özgürce ve dış etkilerden bütünüyle bağımsız bir biçimde istediği kararı aldığını düşünür. İnsan bir yanda “kral” olduğunu yani kararlarında tamamen özgür olduğuna inandırılmalı, öte yandan da yönlendirmenin farkına varamayacağı biçimde irade ve kararları manipüle edilmelidir.” (2)

Dilediğin/istediğin gibi yaşamak özgürlüktür ama dilediğini/istediğini bir takım manüpilasyonlardan bağımsız kendimiz dilemiyorsak  bunun neresi özgürlük olur. Asıl önemli olan bu. Bu işin başı, önce hiçbir engel olmadan özgür karar alabilme ve özgür seçim gücüne sahip olmaktan geçer. Birilerinin yönlendirmesiyle yapılan seçimlerimiz, özgür ve doğru bir seçim olamaz. Özgür ve doğru seçim; öncelikle yeterli bir akıl, varlık-kâinat hakkında doğru bilgi ve iyi-kötünün ne olduğu konusunda doğru inançtan oluşan şartlara bağlıdır.  Özellikle çevremizi anlamamızı ve doğru-yanlışı ayırt etmek gücümüz olan sağlıklı bir akla sahip olmak en önemli şarttır. Ayrıca insanın yaratılıştan melek gibi sadece doğru ve güzel olana güdümlü olmaması gerekir. İç dünyasındaki yaratılış programında insanı kötüye de yönlendiren bir özelliğin olması gerekir. Yani nefs ve şeytan gibi insanı kötü olana da yönlendiren bir içgüdüye sahip olmalıdır. Bunlar olmazsa özgür seçimin olması mümkün değildir. Yoksa her zaman daima doğru ve güzel olanı seçmek zorunda kalırız. Bu da özgür bir seçim olamaz. Yani akıl, bilgi ve şeytan, özgür seçimin olmazsa olmazlarıdır. Tamam şeytan özgür seçimimizi manipüle eden bir güçtür. Ancak o olmazsa hep doğruyu seçeriz. Bu da  bir çaba gerektirmediğinden bir imtihan ve sonunda bir bir mükafatı gerektirmez. İşte insan, bu donanımda yaratılmış olmasından dolayı kainataki tek özgür kararlar alma gücüne sahip varlıktır. Bunlar öncelikle bir konu hakkında özgür seçim yapmak için gerek şartlardır ama bunlar da yeter şart değildir.

1-Einstein Albert, Seçme Yazılar, İstanbul, Ezr Yayıncılık, 2015, s.5

2-Rainer Funk, Ben ve Biz/Postmodern İnsanın Psikanalizi, Çev. Çağlar Tanyeri, YKY, İstanbul, 2007

 

 

 

 

 

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya