Tarih ve Kahramanlık
MAKALE
Paylaş
28.04.2023 11:23
1 yorum
583 okunma
İsmail Aydın

Erzurum deyince aklıma ilk gelenlerden biri tarih diğeri kahramanlıktır. Ve bir de acı. Çünkü Erzurum, istila ve işgaller kadar depremleriyle de anılır. 

Yozgat Lisesi’nde okurken, rahmetli hocamız Mualla Ulusoy, başka yerlerde rastlayamadığım bir hikâyecik anlatırdı. Aksak Timur, Erzurum’u yakıp yıktıktan sonra Sivas’ı da yakıp yıkmış, bu arada Yıldırım Bayezid evladından Ertuğrul’u öldürmüştü. Bu hale çok müteessir olan Yıldırım, uzaktan bir çobanın çaldığı yanık kaval sesine kulak kabartarak; “Çal çoban çal, Ertuğrul gibi bir oğlun mu öldü, Sivas gibi bir kal’an mı yıkıldı!” demişti. İstilaların en şedidi Moğol istilasıdır. Akkoyunlu-Karakoyunlu mücadelelerinden sonraki büyük istila ise Şah İsmail istilasıdır. Şah da şehri yakıp yıkmış ve halkı Şiiliğe zorlamıştır. Rivayete göre, Şah İsmail üzerine yürüyen Yavuz Sultan Selim, Erzurum’un çok yakınında konakladığı halde, baykuş yuvasına dönen kaleyi görmemek için şehre girmemiştir.

Erzurum da, İstanbul ve Diyarbakır gibi surları, kalesi ve kapılarıyla ünlü bir şehrimizdi. İçkale’yi çevreleyen surlar dışındakiler yok olmuş ve kapıların sadece isimleri kalmıştır. Tebrizkapı, Gürcükapı, Taçkapı, Yenikapı, Erzincankapı, Karskapı, Ardahankapı, İstanbulkapı, Harputkapı.

ANADOLUNUN KİLİDİ

Gerçekten Erzurum hem stratejik konumu hem de tarihi itibariyle millet hayatımızda önemli bir yere sahiptir. Anadolu’ya hâkim olmak isteyen güç, önce Erzurum’a hâkim olmalıdır. Erzurum, stratejik açıdan Anadolu’nun kilidi mevkiindedir. Bu gerçeği takdir eden Bizans İmparatoru Romen Diyojen, Mısır Fatimîleri üzerine giden Sultan Alparslan’ı arkadan sarmak üzere bu bölgeye harekât yapmış; İmparatorun bu teşebbüsünü haber alan Alparslan, Suriye’de iken süratle Malazgirt’e dönmüştür. Aziz Atatürk’ün ilk kongresini Erzurum’da toplamış olması da bu açıdan herhalde tesadüf olmasa gerektir.

İyiler gibi, kötüler de Erzurum’a hâkim olmak istemişlerdir ki, Osmanlı döneminde bunların en azılıları yeniçeriler ve Abaza Mehmet Paşa’dır. (IV. Murad dönemi.) Devlete iki defa isyan eden Mehmed Paşa,  Bağdad asileri Bekir Subaşı ve oğlu Derviş Mehmed gibi İran Şahından yardım istemiş; ancak onun bu niyet ve teşebbüsü hakkında önceden haber alındığından lazım olan tedbirlere zamanında başvurularak, tehlike Osmanlı-İran savaşına dönüşmeden önlenmiştir. İran Şahının gönderdiği kuvvetlerin kumandanı, Kars kalesi muhafızı tarafından yakalanarak İstanbul’a gönderilmiştir.

İstanbul’da Rumeli Hisar’ında hapsedilen İran kumandanı, kendisine yemek getiren bir Ermeni dönmesinin yardımıyla, kale pencerelerinden aşağı sarkarak inmiş ve sahilde bekleyen bir kayıkla kaçmıştır. Önceki yazılarımda da belirtmeye çalıştığım gibi, bu bereketli topraklar ne yazık ki cahiller, gafiller ve hainler yetiştirmek için de gayet münbit idi.

UNUTMAYALIM! RUS DAİMA RUS’DUR

Celali asisi olan Abaza Mehmed Paşa’nın, II. Osman’ın kanını dava bahanesiyle yeniçerileri öldürmesinden sonra Erzurum askeri açıdan zayıflayınca şehir Rus tehdidi altına girdi. Ruslar, Ermenilerin de yardımıyla Erzurum’u 1829’da birinci defa işgal ettiler ancak kısa süre sonra Edirne antlaşması gereğince boşalttılar. Üç ay süren işgal sırasında İçkale’yi onarmak isteyen Ruslar, taş temini için birçok cami, türbe ve binayı yıktılar.

İkinci Rus işgali, Doksanüç (1293) Harbi olarak bilinen 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı sonrasıdır. Yine Ermeni ihanetiyle gerçekleşen gece baskınında Ruslar, pek çok Mehmedciğimizi şehid etmiş, Aziziye savunması o yıllarda gerçekleşmişti. Sonunda Ruslar, Berlin antlaşmasıyla şehri boşalttılar, fakat bu arada Kars, Ardahan ve Batum’u aldılar.

Ruslar I. Dünya Savaşı yıllarında yine Ermeniler’in yardımıyla şehri üçüncü defa işgal ettiler.  Ancak bu defa da, Lenin yönetimindeki Yahudi sermayesinin desteklediği 1917 Bolşevik iltilâlinin akabinde şehri boşalttılar. Fakat Ermeniler çeteler oluşturarak Müslüman ahaliyi toplu halde imhaya giriştiler. Nihayet, Kâzım Karabekir Paşa kumandasındaki Türk birlikleri harekete geçerek, 12 Mart 1918’de Erzurum’u Ermeniler’den temizlediler.

Erzurum ne yazık ki, geçmişte böylesi pek acılı günler yaşamıştır. Kısmet olursa gelecek yazıda Erzurum gezimize devam etmek arzusundayım.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Toplam 1 yorum yapıldı
Erzurum Tarihi
Yaklaşık 7 Yıl Görev Yaptığım Erzurum'un Kapıları ve Rus Yapımı Binalarını Yeniden Hatırlamama ve Erzurum Dadaşlarının Tarih İçinde Yaşadıklarını, Aziziye Tabyalarını Gezerken Duygulandığım Anları ve Erzurum'da Geçen anılarımı Bu Güzel Yazınızla Yeniden Yaşattınız İçin Teşekkürler. K.Sinoplu
Yorum Ekleyen: Kadir Sinoplu     28.04.2023 14:24:07
İsmail Aydın
YAZARIN ÖZGEÇMİŞİ

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya