Sath-ı müdafaanın sırları..
MAKALE
Paylaş
27.12.2024 16:42
3 yorum
2.863 okunma
Av. Sabri Turhan

Ülkelerin jeopolitik ve jeostratejik politikaları, o ülkenin coğrafi yapısına göre değişir. Coğrafya hayatı etkileyen en önemli faktördür. Bu, günlük hayatın zorluklarını veya kolaylıklarını getirdiği gibi ülke savunmasını da  etkileyen bir durumdur.  

Bazen bir tepe, bir nehir, bir şehir veya denizin bir köşesi ülke savunmasında  kaderi değiştirir. Asıl olan o tepe, nehir veya şehir değildir. Orası bir hattır. Yani ülke içinde bir çizgi ve bir noktadır. Orayı savunmak ülkeyi savunmak ve korumak kadar önemli olur o zaman. İşte o vakit o tepenin veya nehrin  anlamı  daha da büyür. Orası bir sembol olur. 

Söz, aslında; Gazi Paşa’ya aittir: “Hatt-ı müdafaa yok, sath-ı müdafaa vardır.” Yunan İzmir’e çıktıktan sonra adım adım Anadolu’da ilerlemiş, Polatlı  önlerine geldiğinde bütün ordular Sakarya Nehri’nin doğusunda konuşlanmıştı. Bizim için olay, hayat- memat meselesi olmuştu. Ülkenin  her yerini korumak için bu hattın korunması  gerekirdi.. Sakarya, son çare idi. Sakarya hattı, bütün vatanın kaderini çizecekti. 

Bunun manasını daha önceden tattık biz. Düşman, Çanakkale önlerine  ve Gelibolu Yarımadasını’na  geldiğinde, bütün gücümüzle oraya yığınak yaptık. Çanakkale Boğazı ve  Gelibolu Yarımadası bir hattı. Ama bu hat yarılırsa, İstanbul gidecek, payitaht gidecek, payitaht gidince, ülke elden gitmiş demek olacaktı. Çanakkale’nin geçilmez olması gerekiyordu. Bir hattı savunuyorduk ama bütün vatanı korumayı amaçlıyorduk. 

Çanakkale’de tarih tekerrür  etmiştir. Bir şehri savunmanın bütün vatanı savunmak olduğunu 1872’de Namık Kemal, Çanakkale’den 43 önce haykırmıştır: Vatan Yahut Silistre…  

Ruslarla yapılan savaşlarda, Karlofça  ve Pasarofça anlaşmalarından sonra  hep  geriledik. Ruslar, Tuna  kıyısına ve Silistre’ye dayanınca koca Şair,” Silistre  giderse Vatan gider” endişesine kapıldı. Silistre stratejik bir nokta idi çünkü.. 

Asıl olan, ana karayı korumaktır. Ana karanın korunması, uzak noktalardan başlar. Ana karanın en hassas noktası da başkenttir. Bütün ülkelerin başkenti askeri açıdan zor ulaşılacak bir menzildedir. Namık Kemal, ana karanın ve dolaysıyla başkentin korunmasının Tuna Nehri’nden başlayacağına işaret etmiştir. Çanakkale Savaşlarındaki halet-i ruhiyetimiz de böyledir. Yunan, Batı Anadolu’da süratle ilerleyip, Sakarya Nehri’ne kadar geldiğinde  Gazi Meclis’te “Başkenti Kayseri’ye taşıyalım” diye konuşulmuştur. Kayseri ana karanın daha derinindedir. Başkentin stratejik konumu  çok önemlidir. Başkent ülkenin sembolüdür. Başkent giderse ülke bloke olur.   

Tekrar Silistre’ye dönersek.. Nitekim  bir kaç yıl sonra Silistre düştü. Düşman Tuna’yı atladı. Karakolları yokladı. Rusları durdurmak mümkün değildi. Çünkü Silistre kapısı yıkılmıştı. Kapısı olmayan evin hali nice  olur? Ruslar hızla  İstanbul önlerine geldiler. Yeşilköy'e.. Yani Ayastafenos'a.. Ruslar, burada anlaşma ile ve ancak büyük  tavizlerle durdurulabildi.

Bizimkiler acizdi. Rusları durdurabilecek bir taktik ve strateji geliştiremediler. Kendinden menkul bir düşünce ile surları renk renk boyadılar. “..amma da sağlam kaleleri varmış .Bu kaleyi aşamayız” demelerini beklemek için...Boyayı sağlamlığa ölçü olacak sandılar. Namık Kemal’i  de “..sen Vatan Yahut Silistre ile halkı galeyana getirdin” diye Magosa’ya  sürdüler

Ayastafenos Antlaşması, tarihimizin en acı antlaşmalarından biridir. Bu antlaşma ile  topraklarımızın 1/3’ünü kaybettik. Antlaşma sonrasında  Rumeli’nin bir çok yerinden evlerini  terkeden aileler akın  akın Anadolu’ya göç etti. Sefillik diz  boyu oldu. 

Ülke savunmasında bazen bir  hat yani sınır küçük bir yer ülke savunmasında  efsane olur. Bir tepenin, bir nehrin bir  deniz kıyısının bunda büyük rolü vardır. Bu, önce başkentin sonra bütün vatan sathının genel savunmasının güçlenmesine yardım eder demiştik. Çanakkale Geçilmez sloganı tarihimizin  en şanlı kahramanlıklarını  hatırlatır. Silitrenin düşüşü de hüznü... 

Evet, bütünü korumak bazen küçük başarılardan geçer.  Asıl olan bütün vatandır.  

 

 

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Toplam 3 yorum yapıldı
Analize bir katkı
O savaşı niye kaybettik sorusuna gelindiğinde yetişmemiş asker, paşaların kendi aralarında kavgaya tutuşması, hazinede para olmaması, kötü yönetim, asker olmayanların terfi ettirilerek askerin başına getirilmesi, nakliye konusunda aciz kalmamız, askerin aç susuz kalması gibi nedenler bu mağlubiyeti getirdi. İstanbul hükümetleri acz içinde gelişmeleri seyretti.
Yorum Ekleyen: Abdurrahman Zeynal     3.01.2025 09:52:11
İ
Tarihimizden Çok iyi bir konuya değinmissiniz sağ olun sağlıkl
Yorum Ekleyen: Haşmet Halilağaoğlu     28.12.2024 20:11:41
Sath-ı müdafa
Yazınızı okudum dertlerimize tercüman olmuşsunuz teşekkür ederim,saygı değer yazarımız.
Yorum Ekleyen: İsmail Uygun     28.12.2024 12:48:57

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya