İnsan bazen hüzünlendiğinde kendini teselli edecek bir küçük söz, bir küçük cümlecik olur. Bu küçük cümlecik, kalbe ferahlık verir. Ağlayan, insan o zaman durur. Biraz iç dünyası serinler. Kendini bu cümlecikte bulur.
Allah Resulü bu dünyadan göçeceğini anladığında durumu kızı Fatma’ya söyledi. Fatma ağladı. Resul biraz sonra “..ama cennette beraber olacağız” dediğinde kızı, ağlamayı kesti, dudağında bir tebessüm belirdi. Sevindi. Çünkü; “..cennette beraber olacağız “sözü bir teselli idi. Hatta sevinç müjdesi idi. Asıl hayat öbür tarafta idi O’nun için.. Yoksa babası ölürken kim sevinir, kim tebessüm ederdi..
Yıllar önce Kuruluş Osman filmini izliyordum.Cihan Ünal’ın başrolde olduğu. Yücel Çakmaklı’nın filmi. Orada şimdiki Kütahya’nın Domaniç Yaylası’ndaki Çarşamba Köyü’nde yörüklerin anası Hayme Ana nın vefatı anlatılıyordu.
Hayme Ana sevilen bir kadındı. Bütün obaya kol kanat gererdi. Dolaysiyle çok sevilirdi. Vefat şok etkisi yapmış olacak ki,(veya sahne çok güzel tazim edilmiş olacak ki) bütün oba ağladı. Hele kadınların hali ,
dizlerini döve döve çırpınışları gerçek gibi idi. Onlar bu halde iken iş bilen dirayetli bir oba kadını içeri girdi. Ağlamalar, çığlıklar bütün obayı sarmıştı. O kadın “.bu kadar kendinizden geçmeyin bacılar.
Ölüm Allah’ın emridir. İnsanoğlunun çare bulamadığı tek ,şey budur. Evet. Hayme Ana kıymetlimizdir Bu, büyük bir kayıptır. Ama daha eskiye ,daha geriye bakalım, Fatma Anamız öldü.Hetice Anamız öldü Peygamberimizin ne sevdikleri gitti. Kim bir şey yapabildi ? Kendinize gelin “dedi. Herkes sustu.
Bu da bir teselli idi. Zira Hayme Ana’dan daha büyükler de ölmüştü. Bir ölüm, başka bir ölümün tesellisi oldu yani..
Eski çağlarda, insanların 1000 yıl yaşadığı dönemlerde,900 yaşındaki bir kadının 600 yaşındaki oğlu ölmüş. Kadın dizlerini döve ; “..oğlum genç öldüü. Oğlum genç öldüüü “diye hıçkıra hıçkıra ağlıyormuş
İleriden bir adam gelmiş.”..teyze !..Oğlum genç öldü deyip durma ! 600 de çok. Ahir zamanda insanlar 70-80 sene yaşayacakmış” demiş. Kadın birden ağlamayı kesmiş.”..o 70-80 sene yaşayacaklar bir de kendilerine ev mi yapacakmış. Ben 70-80 sene yaşayacak olsam, alnımı secdeden kaldırmam” demiş.
Evet. İnsanların teselliye ihtiyacı vardır . Bu, bazen tatlı bir söz, bazen hafifçe sırtının sıvazlanması, bazen de küçük bir tebessümdür. Teselli olmazsa, içindeki karamsarlık öylece durur. İnsan üzüntüden hasta olur.
İnsan derdini kimseye söylemiyor, hep içine atıyorsa kendine gelemez. O zaman Allah’tan bir iyilik beklemeli .. Teselliyi de.. Hoş bir tesadüf, daha sevinçli bir şey.. Ne bileyim iyi bir şey işte..
“Bir kapıyı kapayan gene açar babam/ Allah büyük babam” demiş Fatih Kısaparmak..
Orhan Gencebay da; “..bir teselli ver, bir teselli ver/ Yarattığın mecnuna bir teselli ver/Gel gör şu halimi bir teselli ver “demiş.
Gönlünüz hoş olsun. İçiniz kararmasın.