Gezi notları…
MAKALE
Paylaş
05.09.2023 18:13
4 yorum
863 okunma
Av. Sabri Turhan

Geçen hafta sonu bir davet için Burdur’a gittik. Davet dediğim, her yıl Burdur liselilerin yaptığı geleneksel toplantı.. 

Eski sınıf arkadaşlarımızla, beraber okuduğumuz  ve yatılı okulun pansiyonundaki havayı  birlikte soluduğumuz  arkadaşlarımızla  toplanıyoruz. Toplantıların  demirbaşları  var. Ara sıra gelenler var. 

Tabii simalar değişmiş .Çoğu 70’ geçmiş. Bazısını  birden tanıyamıyorsunuz . Bu, sitemkar şakalara sebep oluyor.. 

En iyisi, eski hatıraları yad etmek. Bir birlerimizin  hatırını  sormak. Sevilenler için  vakit ayırıp buluşmak. Bir vefa duygusu bu. Geçmişi yad etmek. Eski günleri anmak. Yad-ı cemil yani.. Ortak duyguları kabartmak.Bu, kendiliğinden gerçekleşiyor. Arkadaşların  ellerini sıkarken; gözlerindeki ışıltıyı ve sevinci seçmemek mümkün değildi. Bir fincan kahvenin hatırı gibi bir şey .. Geçmişteki  iyiliklerin  toplamı bu.. Bizimki bir fincanın 40 yıllık hatırından fazla. Okulu bitireli tam 53 yıl olmuş. Bir de bunun orta okula başlama tarihi  var. Tam 60 sene. Bizim kahvenin hatırı tam 60 senelik.. 

Toplantı Burdur’da bir otelde iki gece üç gün sürdü. Biz, sadece cumartesi günkü kahvaltıya katıldık. 

Özlem gidermeye yetti bu kadar zaman bana. Kahvaltı.. Ondan sonra, kahve- sohbet faslı. Bütün masaları  dolaştık. Müdavimleri de gördük, yeni katılanları da.. 

Burdur, bizim gözlerimizin açıldığı yer. İlk defa memleketten ayrıldık. Okumak için Burdur’a geldik. Lisenin parasız yatılılar için ayrılmış  binasına yerleştik. Burada disiplinli bir hayat öğrendik. Sabah kahvaltı. Kahvaltıdan önce bir saat mütalaa(şimdi etüd diyorlar) ondan sonra okul. Daha sonra öğle yemeği için pansiyona  dönüş. Ondan sonra tekrar dersler..Akşam yemeği..Ondan sonra iki saat gene mütalaa. Böyle  disiplinli bir hayat. Üç öğün yemek. Biz köylü Çocukları için bulunmaz imkan..Disiplin içinde mutlu yaşadık.. 

Yıllar geçti Burdur’u  ve orada edindiğimiz arkadaşları unutamadık. 

Toplantıdan ayrıldıktan sonra gençliğimizi geçirdiğimiz şehrin eskiden  gezdiğim sokaklarını bir daha  dolaşmak istedim. Önce eski bir tanıdık hatırlamaya çalıştım. Bir alt sınıftan Adem Çakıcı’nın kırtasiye dükkanına  gittim. Hoş-beşten  sonra O ‘na eski arkadaşları ziyaret etmek istediğimi söyledim. Bir kaç arkadaşı aradı .Başka yerlere  gitmişler. En sonunda ben,”.. çarşıları dolaşayım. Terzi İbrahim’e  uğrayayım” dediğimde, Adem;” İbrahim abi öldü” demesin mi? Sanki yıkıldım. İbrahim sevdiğim bir arkadaştı. O’nunla emsaldik. Bana çok pantalon dikmiştir. Evine çok gitmişliğimiz  vardır. Kızı,Erzincan depreminde, okuduğu okulun enkazı altında öldüğünde, İbrahim de mahvolmuştu. Bir kaç yıl önce İbrahim’i ziyaret etiğimde; “Benim hanım öldü” demişti. Hanımı öldükten sonra sanki  bedenen olmasa bile  İbrahim de ölmüştü. Terzi dükkanının mülkiyetini satın almıştı. Dükkanın asma  katı vardı. Eşi öldükten sonra ara-sıra  dükkanın orasında  yatıp kalıyormuş. Bir gün kapıyı kapatıp  yatmış. Bir iki gün gözden kaybolunca  komşular merak etmiş. Kapıyı açmışlar,  kokmaya başlamış cesedi ile  karşılaşmışlar. Beni en fazla etkileyen  ölümlerden biridir İbrahim’in ölümü.. 

Oradan kalkıp, Burdur’un cadde ve sokaklarını  gezmek, eski günleri hatırlamak  istedim. Bütün sokaklarını  gezdim Burdur’un. Ulu Camiye çıkan yolları  bir bir dolaştım. Sanki yukarıya dik dik çıkan sokaklar biraz alçalmış gibi  geldi bana. Temiz keski taşlar döşenmiş sokaklar beni Ulu Cami’ye  çıkardı. Ulu Cami, mavi halısıyla genişlemiş gibi bir izlenim verdi. Masmavi halı caminin içini değiştirmiş. Cami temiz ve bakımlı.. Burdur Belediye binasını da Ulu Cami’nin yanına taşımışlar. Sanki halkla iç-içe olmak içinmiş gibi geldi bana. Oralar 50 sene önce çok güzel  değildi. Şimdi iç acıcı bir hali var Ulu Cami ve çevresinin.. 

Ulu Cami, 1300 yılında Hamitoğlu Dündar Bey tarafından yapılmış.1919 depreminde yıkılmış. Ama aslına uygun olarak yeniden yapılmış. Burdur, Hamitoğullarının  önemli bir merkezi idi.Dündar bey Burdur’dan ilerisini almak istemedi .Ama kardeşleri ,özellikle  kardeşi  Yakup Bey;” Teke’yi de alalım” dedi. Yani Antalya’yı.. Dündar Bey, ısrarlar karşısında Tekeyi de aldı .Ancak burasının yönetimini kardeşi  Yakup’a bıraktı. Bir süre sonra Yakup ve oğulları, Hamitoğullarının  bir kolu olarak Teke’nin bütün bölgelerine hakim oldular. Isparta, Burdur,Acıpayam, Çameli ,Muğla- Köyceğiz’e kadar olan yerlere  Teke Yöresi dendi. Teke Yöresi  bir yörük yerleşkesidir. Teke, Antalya’nın  eski adıdır.1925’lere kadar Antalya, Teke diye anılırdı. Teke Limanı Antalya limanı idi. Isparta’nın adı da   Hamit idi. Tüm  bölgenin yönetimini, belli bir süreden sonra Teke yönetimi devraldı. Bölgeye de Teke Yöresi dendi.  Teke Yöresi’nin   kültürü, müziği ve adetleri aynıdır. 

Burdur’un girişinde “Gadın Burdur’a hoş geldiniz” diye bir tabela vardı. Buradaki “gadın”,kıymetli, tatlı, sevgili anlamındadır. Gadın (g ) ile  yazılır (k)ile değil. Bundan türemiş ve tüm Teke Yöresinde söylenen  hitaplar vardır. “Gadın gızım”,”gadın oğlum”,”,gadın anam”,”gadın bıllam” gibi. Bunlar Teke Yöresi’nin  hoşluklarıdır. 

Ulu Cami’den aşağı inerken, bütün sokakları gene geçtik. Uzun Çarşı’yı, Bakırcılar Arastası’nı  bir uçtan bir uca geçtim. Biz talebe iken  Okullar Pazarı ve Boyacıoğlu Kitap-kırtasiye diye yerler vardı. Onların  önünden geçtim. Yerinde başka dükkanlar  var. Vakıf İş Han’ının  altındaki pasajdan geçtim. Orada eskiden besicilerin  toplandığı bir kahvehane vardı. O da yok. Yerinde başka bir şey var. Ulu Cami’ye  çıkarken  yolun çatal  yerinde, Lisede coğrafya öğretmenimiz Yücel Bulgur’un ağabeyinin  kuyumcu dükkanı vardı. Orada bir kuyumcu var gene ama, alakası  var mı bilemedim. 

Bütün sokakları  gezdim. Hiç tanıdık birine rastlamadım. Zaten sokaklar boş. Alış- verişe gelmiş veya gezmeye gelmiş olsa bile kimse yok sokaklarda. İn-cin  top oynuyor derler ya, öyle bir şey. Tanıdık bir yer bulamamak ve hiçbir yeri kendime yakın bulamamak  karşısında kendimi Ashab-ı Kehf gibi hissettim. Her şey değişmiş, kimseyi de tanımıyorum çünkü . 

Bende her gün 10.000 adım atma alışkanlığı var. Baktım. Bilet aldığım  otobüsün hareketine daha var. “Sabah, sarı taksi ile geldiğim yeri yaya olarak gitmiş olsam, kaç adım atarım” diye düşüdüm.Sabahtan beri daha 4.000 adım atmışım. ”.. Burdur’a gelmişken, Burdur şiş yemeden gidilmez” deyip, karnımı doyurup,  garaja kadar şehrin içinde yürümeye karar verdim. Böylece  adımımı da 10.000’in üzerine  çıkaracaktım.  

Şehrin dış kısmı da, şehrin eskiden en dışı olan  Şirinevler  de değişmiş. Yeni evler  yapılmış .Çatalpınar  mevkiindeki keçi heykelini bir daha gördüm. Mezarlığın  yanından geçip yürüdüm. 

Garaja vardığımda adımlarımın  sayısı 17.000 olmuştu .Biraz bekledim. Otobüs geldi. Daha akşam olmamıştı. Aracın sol tarafındaki tekli koltuğa oturmuştum. Uzaktan Burdur Gölü, çok daha ileride Süleyman Demirel  Hava  Limanı  gözüküyordu. Göl, ne kadar çekilmiş? Havaalanı ile gölün  arasında büyük tarlalar oluşmuş. ”Göl kurumasın” diyenlere  ben de katıldım. “Burdur Gölü kurumasın”dedim 

Biraz  sonra yorgunluktan uyuya kalmışım. 

Şen olasın “Gadın Burdur” umuz.. 

 

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Toplam 4 yorum yapıldı
Gezi notları
Selâmünaleyküm,yazınızı okuyunca ben de aynı duyguları hissettim. Keşke birkaç tanıdık sima sizleri eşlik etseydi üzüldüm. Gadın demeyeceğim,vefasız Burdur olmuş.
Yorum Ekleyen: İsmail Uygun     7.09.2023 08:03:47
Orta öğretim arkadaşlığı
Orta öğretim arkadaşlığı farklı oluyor, o çağlarda samimi duygularla olan bağlar seneler sonrasına izini bırakıyor.
Yorum Ekleyen: RIZA TUĞCU     6.09.2023 15:33:36
Geçmişi hatırlamak
60 küsür yıl önceki coğrafya öğretmeninin kardeşinin kuyumcu olduğunun ve dükkânının nerede olduğunun tarifi basta nice hatıraları adeta yaşama hayret verici.helalinvar sabri abi
Yorum Ekleyen: Abdurrahman turhan     5.09.2023 22:15:05
Güzel yazı
Budurda benim de çok anım var. Güzel yazı, teşekkürler
Yorum Ekleyen: Etdal     5.09.2023 19:30:23

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya