“AİLE” SORUNU ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİM
Toplum olarak gündemimizden düşmeyen AİLE KURUMU’nu tehdit eden tehlikeler, endişeler ve gelişmeler, konuşulup, yazılıp çiziliyor. Hatta bazen insanlar ümitsizlik çemberine düşüyor.
ÖZEL HABER
Paylaş
16.10.2023 17:33
587 okunma

“AİLE” SORUNU ÜZERİNE  DÜŞÜNCELERİM ([1])

Hayrullah Başer

Toplum olarak gündemimizden düşmeyen AİLE KURUMU’nu tehdit eden tehlikeler, endişeler ve gelişmeler, konuşulup, yazılıp çiziliyor. Hatta bazen insanlar ümitsizlik çemberine düşüyor.

Elbette bir toplumun kendini tehlikelere karşı koruyucu, önleyici, varoluşunu destekleyici ve eğitici sağlıklı bir toplum, millet olmanın, güçlü devlet olmanın gerekli vazgeçilmezi kabul edilen aile kurumu üzerinde ne kadar düşünsek, konuşsak, yazsak azdır.

Ancak bunları bir proje, plan, program dâhilinde eyleme dönüştürmek, hayata yansıtmak temel hedef olmalıdır.

Aile; erkek-kadın arasında yapılan hukuki anlamda, medeni bir mukavele dediğimiz, bir yönüyle toplumumuz indinde sosyal yönü, manevi değeri olan, “KERAMET” olduğuna inanılan “NİKÂH”, evlilik akdiyle kurulan toplumu inşa eden en küçük birimdir.

Ama onu değerli kılan içinde taşıdığı, öncelikle eşler arasındaki sevgi, samimiyet, sadakat, sabır gibi değer taşlarıdır. Aile kurumu, ana-baba, dede-ebe, hala, teyze, dayı, amca gibi eşlerin yakın akrabaları arasında oluşan saygı, hoşgörü, paylaşma, yardımlaşma, fedakârlık, ,sorumluluk bilinci gibi değerlerle pişer ve gelişir. Çocuklarla taçlanarak toplumun geleceğini güven altına alan, devamını sağlayan, koruyucu, önleyici, destekleyici, birleştirici, yapıcı ve eğitici özelliği ile vazgeçilmez gücü haline gelir.

Bu husus duyarlı insanlar olarak hepimizin belki bildiği bir gerçek. Ama bu gün öylemi? Uzağa gitmeye gerek yok, hemen içimize, yakın çevremize baktığınızda durumun hiç de iç açıcı olmadığını görüyor, kaygılanıyor, hayıflanıyoruz.

Modernitenin, popüler kültürlerin toplumumuzu kuşattığı bu ortamda, ferdiyetçi, benmerkezci, menfaatperest ve dünyevi hırsa kapılmış insan yapısı, haliyle aile hayatına da yansıyor, servet, şöhret, şehvet başımızı döndürmüş durumda.

Ne yazık ki sekülerinden, muhafazakârına kadar toplumumuzda aile bağları ve değerler dünyası sarsıntı içinde. Herkes kendi bireysel hayatını, sosyal medyanın dijital sanal dünyasında tüketim kültürüyle haz, hız, refah ve konfor içinde sürdürme peşinde. Anne baba saygısı, otoritesi neredeyse sıfırlanmış. En ufak bir mesele eşler arasında boşanma ve kavga sebebi oluyor, herkes birbirini suçluyor. Sevgi, saygıdan eser yok.

Peki neden? Sadece sorunları sıralayıp ortaya koymak, sadece eleştirip tepki koymak yeterli mi? Eğer Gerçeklerle yüzleşerek ciddi çözüm arıyorsak, o zaman öncelikle “iğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batırmak” özdeyişinden hareketle, samimi bir gayret göstereceksek önce kendimizi sorgulayarak işe kendimizden başlamalıyız.

Evet, iki asrı aşkın bir süredir, aydın zümreden başlayarak tüm alanlarda kurtuluşu Batı Medeniyet değerlerini benimsemekte görerek, batıyı taklit ederek kendi değerlerimizi kaybetme noktasına geldiğimiz doğru. Ancak Materyalist, Pozitivist eğitim, kapitalist ekonomi politikaları, sosyal ve diğer alanlarda uygulanan, popüler kültürlerin etkisini görmeliyiz.

Diğer yandan popülist uygulamalarla bireysel çıkar ve menfaatlere dayalı, sadece ferdin refahını hedefleyen destekleyen, aileyi ve toplumu bir bütün olarak ele almayan politikaların da olumsuz etkisi görülmelidir.

İnsan tasavvurumuza, değerler manzumemize uygun eğitim, kültür, çevre, şehirleşme ve benzeri alanlarda milli politikalar geliştirilmelidir.

Bütün bunların gerçekleştirilmesinde birinci derecede iktidar gücünün önemi malumlarınızdır. Değişime kendimizden başlayarak; “zira bir millet ferden ve toplum olarak kendini değiştirmedikçe Allah o toplumu değiştirmez” sivil toplum kuruluşları, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar ve meslek kuruluşları, üniversiteler, medya kuruluşları ile birlikte ve kamuoyu etkisi ile onu harekete geçirerek devlet ve siyaset mekanizmasının bu konuda milli politikaları uygulaması sağlanmalıdır ki, başta aile olmak üzere toplum kendi kimlik ve kişiliğini bulabilsin.

Diğer yandan, Aile politikası içinde “Kadına Şiddeti Önleme” adına, kadın-erkeği birbirinden ayrı, birlikte hayatı paylaşan iki eş gibi değil de, birbirini cinsel obje olarak gören, partner yaklaşımı ile cinsiyet eşitliği anlayışı, küresel aktörler ve içimizdeki destekçileri tarafından insan fıtratına karşı açılmış açık bir tehdittir. Aileyi çözme konusu iki asırdır Uluslararası güçlerin özel politika ürettikleri bir konudur.

İnsanoğlunun yaratılışından bu yana Allah’ın kendine ana-baba olmayı lütfettiği konum yerine cinsiyeti sorulduğunda özgürlük adına; henüz karar vermedim, beden benim bedenim, dilediğim gibi tasarruf edebilirim diyen anlayışı meşrulaştıran; CEDAV ve İstanbul Sözleşmesi-(kaldırılsa da yasa var-) imzalanarak; ana-baba-çocuğa bir hak gibi sunulan anlayış yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır. Okullar, üniversiteler ve devletin diğer kurumları ve özel teşebbüslere bu konuda destek vermeleri istenmektedir. Maalesef 6284 sayılı yasayı çıkaracaksın, sonra niye böyle oluyor diye dertlenecek, ah vah diyeceksin.

Millet hayrına, güzele, ilme, toplumsal değerlere yönlendirmesi gereken medya, basın; kamuoyu oluşturmak adına bu işler için alet edeceksin.

Bütün bu olup bitenler karşısında duyarlı her kesimin dillendirdiği; bu durumlar nasıl düzelecek?  Biz ne yapacağız, ne yapmalıyız?

  • Bireysel manada önce kendimizden başlayarak, hayatımızdaki yanlışları acilen durdurmalı,
  • RÜTÜK, kendine biçilen ve verilen denetim görevini gereği gibi yapmalı, ailenin baş belası programları acilen durdurmalı. Kamu ve özel teşebbüs, meslek kuruluşları teşvik ve desteklerini çekmeli.
  • Dijital ve Sosyal medya hukuki ve ahlaki disiplin altına alınmalı,
  • İstanbul Sözleşmesi feshedildi ama ondan daha tehlikeli olan 6284 sayılı Aileyi Koruma Kanunu, milli, manevi, örfi değerlere göre yeniden düzenlenmelidir.
  • Orta vadede ise kamu kurumları, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları, medya aracılığı ile öncelikle eğitim kurumları-eğitimciler, evlenecek gençleri aile kurumunun değerleri esas alınarak eğitmelidirler.
  • Değer merkezli Aile Politikaları oluşturularak, ehil kişiler eliyle ciddi alan çalışmaları ortaya konulmalıdır. Sosyal Sigortalar Kurumu, Aile Bakanlığı, Kültür, Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlıkları gibi ilgili kurumlar, Üniversiteler, Diyanet İşleri Başkanlığı vb. kurumlar bu çalışmada iş birliği, koordinasyon içinde olmalıdır.

Neticeten bu bir medeniyet değişiminin ürünü! Birey, aile, toplum zamanın ruhuna, şartlara göre değişen bir varlık. Siz kendinizi kendi medeniyet değerlerinizle geliştirmezseniz, başkaları değiştirir. Bu nedenle çözüm kendi medeniyetimizi çağın değişen şartlarına uygun yeniden inşa ile mümkündür. Medeniyet uzun soluklu bir çaba, ama İnanç, vahiy ve risaleti esas alan, itaatin sadece Allah ve Peygambere olacağına inanan, ehli kıbleyi tekfir etmeyen, kurtarıcı aramak yerine kurtarıcı olmaya talip olan anlayışı taşıyan, tevhit eksenli bir medeniyet tasavvuruna ihtiyaç vardır.

Evet, bu çerçevede sağlam bir aile yapısının oluşması, güçlü bir toplumun da inşası demektir.  Bunun için akıl, adalet, bilimsel ve ahlaki değerleri rehber edinen, çoğulcu, hürriyetçi, istişare ve eleştiriye açık bir yönetim anlayışı ile bütün insanlık için barışı, kardeşliği, birliği ve mutluluğu hedefleyen bir şefkat ve merhamet medeniyeti oluşturmanın zaruretine inanıyorum.

Her bir insanımıza çağrım, böyle bir gayrette ROL-MODEL olma ve sorumluluk alma çabası vermenizdir.  



([1]) Bu yazı, 04/10/2023 Tarihinde üç sivil toplum kuruluşu, “Birleşik Aile Platformu”nun düzenlediği toplantıda yapılan konuşma metnidir.

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya