Özgürlük Üzerine-III
MAKALE
Paylaş
25.04.2023 22:50
2 yorum
710 okunma
İlhan Akkurt

Kısaca “İnsan özgür seçim gücüne sahip yaratılmıştır” diyoruz ama bize verilmiş olan bu özgürlüğü, gerçekten özgürce kullanabiliyor muyuz? Asıl sorun bu. Hem özgür hem de bağımlı olunur mu? Elbette olunur. Eğer bir insanın aldığı kararlar bin bir manupilasyonun tesiri altındaysa, özgürce dilediği gibi kararlar alıp istediğini yaptığını sanıyorsa bunun neresi özgürlük olur. Tamam, dilediğin gibi serbestçe hareket etmek özgürlüktür ama ya dilediğini sen değil başkaları sana diletiyorsa? İnsanlar bir konuda birbirine zıt ve rastgele kendi istedikleri gibi seçimler yaparak, “Bu benim seçimimdir, kimse karışamaz” diyebilir. Aynı konuda bir insan A seçimini yaparken, bir başkası ona zıt B seçimini yaptığında, bunlardan biri, yaptığı bu seçiminin sonucunda zarar görüyorsa, o kişi bu konuda yine aynı seçimi yapar mı? İradesi bozulan bir uyuşturucu bağımlısı gibi aynı seçimi yapsa bile, bu seçim gerçekten hür iradesiyle yapılmış özgür bir seçim olur mu? Böyle bir insan “ben özgürce her istediğimi yapıyorum” demesi ne kadar doğrudur? Tamam, en güçlü akıl ve irade sahibiyiz ama irademiz gerçekten özgür müdür? Peki, bedenimiz üzerinde bir engel olmasa da hayat ve varlık için doğru inanç ve bilgiye ulaşamıyorsa, aklı bir mankurt gibi bir yerlerin tesiri altındaki bir insan ne kadar özgürdür? Ayrıca, Cemil Meriç der ki; “Özgürlük önce bilmektir. Sonra yapabilmektir. Herhangi bir konuda düşünmekte ve hareket etmekte ne kadar özgürüz?” Bilmek ve yapabilmek çok önemlidir. Bilgi aynı zamanda özgürlüktür. Ne kadar bilgiye sahip olursak o kadar özgür oluruz. Yoksa hayvanların durumuna düşeriz. Özetle “İnsan özgür yaratılmıştır” deriz ama bunu elde etmek öyle kolay bir iş değil. Yani, kendiliğinden doğar doğmaz kazanılan bir yetenek değildir. Gelişmiş bir beyin olmazsa olmazdır ama bilgi sahibi olup, bazı etkilerden kendisini korumasıyla akıl dediğimiz yeteneğimiz gelişir. Fıtratında/yaratılışında sağlıklı bir beyne sahipse ve yeterli eğitim/sorgulama ortamı bulursa bu özelliği gelişir. İnsan doğduğunda  ne yeterli aklı vardır ne de özgürlüğe sahiptir. Bu yüzden herşeyinde ailesine bağımlıdır. Büyüyüp aklı geliştikçe özgürleşir.  Kendini geliştiremezse hayvan gibi sınırlı bir özgürlüğe sahip olur. İnsan yetiştikçe ve sorgulaması sonucunda hayata dair elde ettiği doğru bilgilerle özgürlüğü genişler. Özgürlük; kapitalizmin “özgür insan ol, keyfince yaşa” demesiyle kazanılacak bir şey değildir.  Bir seçimin özgür olabilmesinin toplam sekiz şartı vardır.

Özgürlüğün Sekiz Şartı

Birincisi; böyle bir seçimi yapabilecek kabiliyete yeterli bir beyin gücüne sahip olmak demiştik. Eğer bir hayvan gibi yaratılıştan verilen sınırlı bir beyin gücü varsa ne kadar eğitim alırsa alsın, kısıtlı bir akıl gücüyle seçme kabiliyetimiz sınırlıysa, aklını yitirmiş deli gibi her istediğimizi yapsak ne olur? Her dilediğini yapma özgürlükse deliler dünyanın en özgür insanları olurdu. Yani, varlığı ve olayları bilme gücümüz olan beynimiz sınırlıysa, seçimimiz de belli sınırlar içinde olacaktır. Bu yüzden özgürce seçim yapabilmek, varlığı anlayacak gelişmiş bir akıl gücüyle mümkündür.   

İkincisi; seçimi yapacağımız konuda yeterli doğru bilgi sahibi olmaktır. Hayat ve insanlık hakkında, yani seçim yapacağımız konuda doğru bilgi sahibi olmak en önemli konudur. Çünkü bu bilgiler bizim faaliyetlerimizi belirleyen referanslarımızdır. Allah insanı özgür yaratmak istemiştir ve bu yüzden onu bilgi sahibi olacak şekilde yaratıp, meleklerle bilgi üzerine imtihan etmiştir. İşte bu yüzden ne kadar bilgi o kadar özgürlük diyoruz. Varlığından habersiz olduğumuz veya ne işe yaradığını bilmediğimiz bir şeyi  seçemeyiz. Seçimimiz bilgimizle sınırlıdır. İlk insanın bilgisiyle günümüz insanının sahip olduğu bilgi arasındaki fark gibi özgürlüğü de farklıydı. Bugün neyin fayda neyin zarar olduğunu daha iyi anladığımız için bir sürü eski yaptıklarımızdan vazgeçmiş durumdayız. Gerçeğini tam bilmeyip Tanrı diye taptığımız taşa, aya, yıldıza, güneşe artık tapmıyoruz.

Üçüncüsü; insanın hayat, varlık ve kâinat hakkında doğru bir inanç ve fikir sahibi olmasıdır. Bu inanç, fikir ve idealler bizim kimliğimizi oluşturan en önemli hayat ölçülerimizdir. Bunların içinde kötülük dürtülerine sahip egomuzu dizginleyecek evrensel ölçüler/değerler vardır. Bu konuda doğru bir inanç ve fikir sahibi olamayan insanın ölçüsü egosu olup, verdiği karalarda sadece kendi çıkarları tatmin istikametinde olur. Ne kadar bilgi sahibi olursa olsun, egosu aklına hükmeder ve başkasının hak ve hukukunu düşünmez.

Dördüncüsü; seçimini yönlendirecek bir tehdit altında olmamak.
Buna en güzel örnek, ekonomik veya antidemokratik bir ortamda baskı altında olmaktır. Maalesef derin güçler eskiden bunu açıkça yaparken, son yıllarda özgürlüğü sadece buna indirgeyerek adına özgür demokratik ortam diyerek bunu istismar etmektedirler. İnsana “Senin ihtiyacın iyi şartlarda yaşamaktır. Biz sana bu şartları sağlıyoruz. Ama sen de bizim kararlarımıza uyacaksın” diyerek insanı yönlendirmek, yine özgürlük gaspı ve özgürlüğümüz dış etki altındadır.

Beşincisi; seçimi yapılacak konuda birbirine zıt alternatiflerin bulunması gerekir. Yeterli seçimi yapabilecek kabiliyete sahip olunduğu halde, seçim yapılacak konular sınırlı ise, seçiminiz bu kez de, size sunulan alternatiflerle sınırlı olup tabldottan seçim olacaktır. Yani size sunulanların dışında başka bir şeyi seçme şansınız olmayacaktır. Hep güzellik, doğruluk ve iyiliklerin bulunduğu bir dünyada özgür seçim gücün olsa ne olur? Ya da, ABD’deki dünyanın en demokratik özgür seçiminde (!) birilerinin sizler için seçtiği  başkan adaylarından birini seçme mecburiyeti gibi...

Altıncısı; birilerinin bize seçimimiz konusunda çeşitli vaat ve manipülasyonlarla bizleri yönlendirmesidir. İşte günümüzde insan için en büyük sorun, bu son iki unsurdur. Eskiden gücü elinde bulunduranlar, “Herkes bundan sonra bu konuda benim gibi düşünecek; doğru olan bu düşüncedir” der ve herkes bu açık dış etki yönünde mecburen gidermiş. Günümüzün güç sahipleri ise çok kurnaz ve bir şeytan gibi derin manipülasyonlarla düşünce hayatımızı yönlendirerek, bizleri zorla değil de, içten bir etkiyle, gönüllü taraftarları yapmaktadırlar. Bugün maalesef  dış baskılar azaldıkça iç baskılar artmaktadır.

Yedincisi; Her bağımlılık bir köleliktir. Eğer insanın bağımlı olduğu bir takım hazları varsa, hedonist bir hayat tarzı varsa, ne kadar bunlara aksi bilgilere sahip olsa da bu konularda akıllı tercihler yapamaz. Hedonist zevklerini tatmine yarayacak kararlar almaya zorlanır. Saldırganlık, sigara, uyuşturucu, ahlaksızlık, kumar gibi bağımlılıklar, bir insanın akıl ve mantık dışı, kötü olduğunu bile bile kararlar almaya zorlanır.  İşte bunu çok iyi kavramış olan kapitalizm, insanları bu zaaflarından yakalayarak bağımlı kılar. Ne yazık ki bu bağımlılıkları özgürlük diye sunarak insanı en sinsi tuzakla kendine bağlar.

Sekizincisi; alacağı kararlar üzerinde egonun/vicdan etkisi.   İnsanın iç dünyasından onu kötü olan şeylere de güdüleyen ego/şeytan gibi etkilerin de var olması gerekir. Yani insanın melek gibi sadece iyi şeyleri seçmek zorunda olmaması gerekir. Bu durum belki özgür seçimin en ince sırrıdır. İnsan yaradılış gereği iç yapısında kötüyü de seçmeye meyilli bir yapıda değilse yine özgür seçim olmaz. İşte şeytanın ve egonun varlık sebebi sırrı aslında budur. Kötü iç dürtü gibi iyilik te doğuştan, fıtrata apriori olarak insanda vicdani dürtü şeklinde vardır. Nasıl ki insanda kötü ve yanlışa bizi sevk eden şeytani bir dürtü varsa, ona karşı bir de kötüden rahatsız olan ve iyiliği tercih eden şeytani/ego dürtüsüne karşı vicdani yön vardır. Ego vicdanla dengelenmiştir. İnsan, tercihlerini yönlendiren bu yedi unsuru aklıyla değerlendirip, yapacağı tercihin kendisi ve çevresi için doğru bir karar olduğunu anlasa dahi, son karar anında egonun/şeytanın etkisinde kalıp tersi bir karar alabilir. İçindeki vicdanının sesi “Bak, bu tercihinin yanlış/haksız bir tercih olduğu ortada. Gel bu ters karardan dön” der.

Bir insan diğer yedi unsurun ve egonun etkisiyle, ne kadar kötüyü seçerse seçsin, vicdanı bundan rahatsızlık duyar ve insanı uyarır. Bütün bunlardan sonra tercih senindir. Yetiştiği ortam insanın kötü egoist şeytani yönünü daha fazla geliştirebilir. İnsan kendisi ve bir başkası için zararlı-kötü bir şeyi tercih etse de, vicdanı onu uyarır. Kişi bu davranışının kötü olduğunu aslında bilir. İşte bu yüzden insan, çoğu zaman kendini üstün ve seçilmiş gördüğünden, bile bile bir başkası için zulüm, kötü, haksız bir eylemde bulunabilir. Menfaati doğrultusunda karar verebilir. Bile bile yaptığı bu eylemden, daha bu dünyada da sorumlu olup cezayı hak eder. İşte sonunda geldik insanın imtihan sırrına. Özgürlük öyle kapitalizmin iddia ettiği gibi sıradan hedonist zevkleri tatmin aracı değildir. Özgürlük sorumluluktur. Özgürlük aslında tam bir erdemliliktir.

 

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Toplam 2 yorum yapıldı
Muhteşem
Eyvallah hocam. İşte budur
Yorum Ekleyen: Mustafa Yıldız     26.04.2023 11:28:12
Özgürlük
Kaleminize sağlık
Yorum Ekleyen: Halil     26.04.2023 10:33:42

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya