Hayat dersleri….
MAKALE
Paylaş
08.01.2024 15:35
1 yorum
840 okunma
Av. Sabri Turhan

İstanbul’da bir tanıdığımız var. İki gözü  kör. Boyabatlı Ramazan.. Ramazan’ı ortak tanıdıklarımız sayesinde tanıdık. O’nu önce oğlum İbrahim tanıdı. Yanına  gittiğinde benimle Ramazan’ı  telefonda görüştürdü. Konuştuk..

Ramazan, gözleri görmemesine rağmen, yürürken, çalışırken büyük zorluklar çekmesine rağmen, bunu hiç yüksünmemiş. Neşeli, nüktedan, esprili birisi. Hani bazı insanlar vardır.  Bir azası eksikse hayata küser. İçine kapanır :”Ben niye böyle oldum “diye başkalarını kıskanır. Sitemkar olur.Rmazan gibi olanların  çoğu ,bunu bir kader bilir. Hayatın devam edeceğine inanır:”Bir süre de böyle yaşayaym diye zorluklara katlanır. Çünkü yaşamak asıldır.“Beterin beteri vardır” der. Sağlam insanlar da bundan  ibret alır. Haline şükreder. Sakat olup da pozitif enerjisi yüksek olanlar, diğer özürlülerin  de moral  kaynağıdır  aynı zamanda..

Yıllar önce Antalya’da elektrik direğindeki yüksek gerilime kapılıp, enerjinin etkisi ile 5 metreden aşağı düşen ve  iki kolu kesilen elektrik teknisyeninin halini görmüştüm. Çay içtiğimiz bir ortama geldi arkadaşıyla .. Her yeri sağlam. Konuşuyor. Gülüyor, ama iki kolu yok. Çay söylediler.. Ben bakıyorum,      çayı nasıl içecek diye.. Yanındaki arkadaşı çaya şekerleri koydu. Ve kaşıkla karıştırdı. Sıcak çayı O’nun ağzına götürdü. Elsiz adam, bir yudum yuttu. Biraz sıcak çay. Durdu arkadaşı.. Biraz  sonra bir yudum daha içti. Böyle böyle bir bardak çayı bitirdi  gitti  kolsuz adam..Gülümsüyor, konuşuyor. Ama ellerini  kullanamıyor. Çünkü kullanacak eli yok.

Vücut arızasının bir ibret olduğunu söylemiştik. İnsan,” ne oldum değil, ne olacağım” demelidir.Yörük Ali Efe, Kurtuluş Savaşı sıralarında Aydın Dağları’nı  ve Yunan’ı titretmişti. Koca Efe’nin son zamanda rahatsızlık sebebiyle ayakları kesildiği için toprağa  ayaksız verildi.  

Dönelim, Boyabatlı Ramazan’a..

Ramazan Eyüp’te bir sokakta çorap satıyor. İşportacı yani.. Toptancıdan 12 tl’ye çorap alıyor ve bu çorapları 20 tl.den müşterilerine satıyor. Günde  10 çift çorap satsa, akşama kadar  80 tl kazanıyor. Haline şükrediyor ve koltuğunun altında brkaç ekmek götürebildiği için de akşam evine mutlu bir şekilde gidiyor...

Biz, evden  ofise sağa -sola verilecek biraz  eşya getirmiştik. Oğlum İbrahim;”..bunları Ramazan Amca’ya verelim” dedi. Ramazan’ı ofise çağırdık. Elindeki baston ile sağı- solu yoklaya yoklaya Bakırköy Meydanı’na kadar gelmiş Ramazan.. Oradan İbrahim’i  aradı. “Bakırköy Meydanı’nda  imişim”deyince,İbrahim gidip O’nu alıp  getirdi.

Hep telefonda görüştüğümüz ve geriden geriye haberleştiğimiz Boyabatlı Ramazan’ı ru be ru gördük.

Uzun sohbetlerimiz  oldu. O’nun hayata küsmediğini, sohbetlerinde anlattıklarından  anladım. Hayat dolu. Olayları kinayeli ve espriktüel bakışı ile değerlendiriyor.Hayata umut dolu bakıyor. Bakıyor derken iyi şeyler umuyor.

İbrahim, O’na birkaç pantalon, birkaç gömlek, birkaç da hırka verdi. “Bak, Ramazan Amca !..Bu siyah, bu beyaz, şu da taba renkli” dedi.Ramazan, eşyaları alıp bir yana koyarken de ; “İbrahim. Benim için bunların  hepsi siyah “dedi. Kör adama aydınlık ve renk yok ki.. Elbette her şey siyah..

Ramazan’dan diğer esprili bakışlar..

Ramazan ,pandemiden önce Eyüp’ün üst tarafındaki Piyer Loti’ye gitmiş. El yordamı ile bir masaya oturmuş. Garsondan bir çay istemiş. Çayı içtikten sonra kalkacak. ”Borcum kaç lira ?” demiş. Garson,

“Çay 20 tl “deyince,”Nee? 20 liraya çay mı olur” demiş. Garson anlatmaya başlamış; “Amca, buraya herkes sadece çay içmeye değil, manzara seyretmeye geliyor. Bak, Haliç’in tümü buradan görünüyor. Sağ  tarafta Saray Burnu’na kadar bütün manzara ayaklar  altında. En ileride Topkapı Sarayı var. Hep görünüyor. Sol tarafta Beyoğlu’nun mahalleleri ...Hava iyi olunca Üsküdar bile buradan görünür” demiş müşterinin kör olduğunu unutarak.. Ramazan da,”.. ben manzara seyretmediğime göre sadece  5 tl çay parası vereyim” demiş..

Ramazan bir gün Eyüp’te el yordamı ile gezerken, bir adam omuzuna dokunmuş; “Hemşerim!. İslam Bey Caddesi ne tarafta” demiş. Ramazan da “..arkadaş, şu anda benim etrafımda, ileride ve geride gelip giden binlerce  insan var mı “demiş, adam; “Evet var” demiş. Ramazan da”. bu kadar sağlam adam varken, niçin  benim gibi bir köre adres soruyorsun ?”demiş.

Ramazan bir gün elinde baston ile belediye otobüsüne binmiş. Bir eli ile de tutunacak bir yer  bulmaya çalışmış. Kendine hiç kimse yer vermemiş. Epey gittikten sonra Ramazan, şoföre demiş ki,” Kaptan, sen çok yoruldun. Kalk da arabayı biraz da ben süreyim” demiş. Aynı anda 8 kişi ayağa kalkarak;”Amca gel şuraya  otur” demiş.

Allah,insanın bir uzvunu alırsa, diğer  uzuvlarını eskisinden daha güçlü kılarmış. Gördüğüm kadarıyla Ramazan’ın sezgileme gücü ve  gönül gözü de açık.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Toplam 1 yorum yapıldı
Şükürler olsun
Suduğunuz anektotlar toplumun sosyal ve yaşam alan aynası. Sahip olduğumuz nimetlerin farkında olmadan yaşayıp gidiyoruz. Allah'in nimetlerinin farkında olmayı ve şükretmeyi bilmek duası ve dileğiyle..
Yorum Ekleyen: Hasan Mutluoglu     9.01.2024 10:57:38

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya